MUHASEBE-İbrahim Cücük – İmtihan ve İmtihanda Başarılı Olmak – 1

a) Gece-gündüz imtihan edildiğimizin şuurunda olmak
b) İmtihan edeni tanımak ve imtihan konularını bilmek
c) İmtihanda başarılı olmanın şartlarını bilmek
d) İmtihanda başarılı olanları tanımak
e) İmtihanda başarılı olanlara verilen ikram
***
a) Gece-gündüz imtihan edildiğimizin şuurunda olmak
Gece-gündüz imtihan edildiğinin şuurunda olan kişi, imtihan edildiğini bilen ve işin idrakinde olan kişidir. Zira daima imtihan edildiğini bilen insan, kendisine çekidüzen verir, imtihanda başarılı olmanın gereği ne ise onu yerine getirir.
İnsanoğlu, imtihan için yaratılmıştır. Elbette insan ne için yaratılmışsa ona göre davranır. Bunu bilip buna göre davranarak melekleri geçer. Yaratılış gayesini bilmeyen ve bu gayenin idrakinde olmayan kimse de insan fıtratına ters işlerde bulunur. Bu da ilerlemesine değil gerilemesine ve aşağıların aşağısına hayvanlardan daha aşağı mertebeye düşmesine sebep olur.
İmtihan için yaratıldığımızı ortaya koyan delil, şu âyet-i kerîmedir: “O (Allah) hanginizin daha güzel amelde bulunacağını denemek/imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratandır. O, Azîzdir, Ğafûrdur.” (Mülk sûresi, 67/2.)
Âyet-i kerîmede önce ölüm sonra hayat ifade edilmiştir. Bu dünya hayatı, ölümlü olan bir hayat; âhiret hayatı ise ölüm olmayan sonsuz bir hayat demektir. Bu dünya hayatını düşünürken her an ölüm gelebileceğini ama sonsuzu kendisinde barındıran ölümlü bir hayat olduğunu akıldan hiç çıkarmamak gerekir. Her gün ya kârdayız ya da zarardayız; üçüncü bir alternatif yoktur. Bununla ilgili Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Herkes sabahtan (pazara çıkar) nefsini satar; kimi onu âzât kimi de helâk eder. (Müslim, Tahâret, 1; Tirmizî, Deavât, 86.)
Dünya alışveriş yeridir. Dünya verme yeri, âhiret ise alma yeridir. Vermemiz gereken fânî olan her şey, almamız gereken de bâkî olan şeydir.
Kendimizi tercihlerimizle ortaya koyarız. Doğru tercih, imtihanı kazanmak demektir. Hakkı bâtıla, bâkîyi fânîye, hayrı şerre, doğruyu eğriye, Allah’ın emrini insanların emrine tercih, Allah’ın rızasını nefsin rızasına tercih, kişiyi şeytana değil Allah’a dost yapmaya tercih etmektir.
Âyette geçen daha güzel amel nedir? Önce amel ne demektir?
Kalbin ameli = Ret + Kabul
Ret; küfrü, şirki reddetmektir.
Kabul; Allah Teâlâ’yı, Hz. Peygamber (s.a.s.)’i ve Hz. Peygamber’in getirdiğini kabul edip tasdik etmektir.
Dilin ve bedenin ameli = Terk + fiil
Terk: Terk edilmesi gerekenlerdir; haramlar, mekruhlar, şüpheli şeyler ve câiz olmayana sebep olan mübahlar gibi.
Fiil: Salih amellerdir; farzlar, vacipler, sünnetler, müstehaplar ve sevaba sebep olan mübahlar gibi.
Terk ile ilgili güzel amel nedir? Mü’minin, terk etmesi gerekenleri Allah yasakladığı için terk etmiş olmasıdır.
Güzel amel, ihlâslı olan ameldir. Terk ile ilgili daha güzel amel, terk ettiğini terk ederken terkteki ihlâsı daha güzel olan; en güzel olan amel de terkteki ihlâsı en güzel olan ameldir.
Fiil ile ilgili güzel amel nedir? İnanç esaslarına Ehl-i Sünnet anlayışına göre iman etmektir.
Sâlih ameller ile ilgili fiilleri Allah Teâlâ emrettiği için ve Sünnet’e uygun yapmaktır. Sünnet’e uymak, Hz. Peygamber (s.a.s.)’i örnek alıp izlemek demektir.
En güzel olan fiil, ihlâsı en güzel, Sünnet’e uygunluğu en güzel olandır. Zira ihlâs, mü’mini münafıktan ayıran temel bir özellik, Sünnet de mü’mini bidatçiden ayıran en önemli bir özelliktir.
İmtihan edildiğini bilen, daima denendiğinin ve işin idrakinde olan kişi, bütün ömrünü hayatın imtihan olduğu gerçeğine göre düzenler ve imtihanı kazanmaya yönelik işler yapar. Böylece imtihanda derece alır, üst makama çıkar. İmtihanı kazanan, derece alan, üst makama çıkan, daha iyi derece almaya ve daha üstün makama çıkmaya yönelmelidir.
İmtihanı kaybeden, zarar eden de vardır. Kaybeden ve zarar eden kimseye gereken de tövbe etmek, tövbe edenlerle beraber olmaktır. Zira bakarsın ki tövbe eden kişi, Hakk’a öylesine yönelir ki öncekileri geçer. Yine görünüşte sâlih amel işleyen kimse vardır ama Allah’ın razı olmadığı salih ameli yani riyalı amel işlemiştir. İşte bu kimse, amellerinin sevaplarını riya ile yani şirk-i hafî ile zayi etmiştir. İmtihanı kaybetmiştir, Allah’a yaklaştığını zanneder, hâlbuki Allah’tan uzaklaşmaktadır.
“Şu beş şey olmasaydı insanların hepsi sâlih olurdu: Fazlalığa açgözlülük etmek, cehalete razı olmak, dünyaya haris olmak, amelde riyakârlık etmek, kendi görüşünü beğenmek.” Hz. Ali (r.a.)
İşte gerçekten insanların çoğu bu beş şeyden imtihanı kaybetmektedir.
b) İmtihan edeni tanımak ve imtihan konularını bilmek
İnsanı imtihan eden, her şeyi bilen, insanın da her şeyini bilen, insanı daima denetleyen, her şeye gücü yeten ve her ne dilese hemen oluveren Allah Teâlâ’dır.
Demek ki Allah Teâlâ’dan hiçbir şey gizli kalmamaktadır. Zira kalpten geçeni de bilir, gizlediğimizi de açıktan yaptığımızı da bilir, geçmişimizi de geleceğimizi de bilir. Kıyâmet günü de bu bildiğine göre yani insanların bu yaptıklarının raporu ile ya sonsuzu kazanmak ya da sonsuzu kaybetmekle neticelendirecek: Ya cennet yahut cehennem! Öyle ise bizi denetleyene karşı çok hayâlı olalım da bizi kaybettiği kişiler arasında bulmasın, bizi aradığı kimseler arasında da kaybetmesin.
1. İmtihan konuları ve imtihan zamanı
İmtihan, her konuda ve her zamandır.
Daima ve her konuda imtihan edildiğimizi bildiren delil şu âyet-i kerîmedir: “Her can ölümü tadıcıdır. Biz, sizi bir imtihan olarak şer ile de hayır ile de deniyoruz (deneyeceğiz de). (Nihayet yine) ancak Bize döndürüleceksiniz.” (Enbiyâ sûresi, 21/35.)
Âyetteki şerden kasıt; hastalık, sıkıntı, darlık, fakirlik vs. gibi insana sıkıntı veren her şeydir. Hayırdan maksat da sağlık, rahatlık, genişlik, zenginlik vs. gibi insana sıkıntı vermeyen ve huzura sebep olan şeylerdir.
Demek ki insan her durumda da her zamanda da imtihandadır. İmtihanı kazanmak ise şerde, sabırla; hayırda, şükürledir.
Maddî nimetlerin en üstünü sağlıktır, imtihanı da şükürdür yani bu sağlıklı vücudu ibadet ve itaatte yıpratmaktır.
Manevî nimetlerin en üstünü imandır. Bunun şükrü, imanı korumak ve imanı kemale erdirmeye gayret etmek, sâlih amel işlemek; başkalarının iman ve sâlih amellerine sebep olmak için hakkı ve sabrı tavsiye etmektir.
İnsanın imtihan edildiğinin diğer bir delili de şu âyet-i kerîmedir: “Gerçekten Biz, insanı (erkek ve kadından gelen) karışık bir nutfeden yarattık; onu imtihan edelim diye ona işitme, görme (ve düşünme) yeteneğine sahip (akıllı, üstün ve becerikli bir varlık) kıldık. Şüphesiz ona doğru yolu da gösterdik (seçimi kendisine bıraktık;) ister şükredici olsun ister nankör (kâfir) olsun.” (İnsan sûresi, 76/2-3.)
Kur’ân-ı Kerîm, bizi hangi konularda imtihan ettiğini çeşitli âyetlerle bildirmektedir.
Şu âyetlerde sabır gereken bir imtihandan bahsedilmektedir: “And olsun ki, sizi biraz korku, biraz açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden yana eksiltmekle imtihan edeceğiz, sabredenleri müjdele. (O sabredenler) kendilerine bir musîbet isabet edince ‘muhakkak biz her şeyimizle, Allah’a âidiz ve muhakkak biz O’na döneceğiz’ derler. İşte Rablerinden bir mağfiret ve bir rahmet hep onların üzerindedir ve onlar hidayete (doğru yola) erdirilenlerin tâ kendileridir.” (Bakara sûresi, 2/155-157.)
2. Dünyada süs olarak verilenleri ve farklı makamı imtihan vesilesi kıldığını bildiren âyet-i kerîmeler: “Hangisi daha güzel amelde bulunacak diye onları imtihan etmek için yeryüzündeki şeyleri Biz ona bir süs yaptık.” (Kehf sûresi, 18/7.)
“O, sizi yeryüzünün halifeleri yapan ve size verdiği şeylerle, sizi imtihan etmek için, kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılandır. Şüphesiz Rabbin, cezası pek çabuk olandır ve muhakkak O, mağfiret ve rahmet edendir.” (En’âm sûresi, 6/165.)
3. Her millete, gönderdiği kanunlarla imtihan ettiğini bildiren âyet-i kerîme: “Biz sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur’ân)ı hak ile indirdik. Onların aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, her birinize bir şir’a ve bir minhâc kıldık. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi imtihan etmek istedi. Öyleyse hayırlı işlere koşun. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O da ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir. Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın. Eğer Allah’ın hükmünden yüz çevirirlerse, bil ki Allah, bir kısım günahları sebebiyle onları musibete uğratmak istiyor. Muhakkak ki insanların çoğu fâsıktırlar (yoldan çıkanlardır).” (Mâide sûresi, 5/48-49.)
“Şir’a” takip edilen yol demektir ki ibâdet, ahlâk ve ahkâmı içine alan amelî hükümleri ifade etmektedir. “Minhâc”, metot, prensip ve usûl demektir ki iman kastedilmiştir. (Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, III, 255.)
4. İnsana verilen mal ve canlarla yapılan ve İslam düşmanlarından görülen eziyetlerle imtihan
“And olsun ki siz mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız, işte (bu) azmedilmeye değer işlerdendir.” (Âl-i İmrân sûresi, 3/186.)
5. Düşman karşısında düşmana karşı elde edilen zaferle imtihan
“Onları siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü; attığın zaman da sen atmadın, ama ancak Allah attı. Mü’minleri kendi nezdinden güzel bir imtihanla denemek için (yaptı.) Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, her şeyi çok iyi bilendir. Sizin haliniz işte budur. Gerçekten Allah, kâfirlerin hileli düzenlerini boşa çıkarıcıdır.” (Enfâl sûresi, 8/17-18.)
