MEFKURE-Zeki Soyak – Dün Öyle İdik Ya Bugün?

MEFKURE-Zeki Soyak – Dün Öyle İdik Ya Bugün?

“Ey müminler! Siz düşmanlarınıza karşı gücünüz yettiği kadar her türlü kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın ki, bununla Allah düşmanlarını ve kendi düşmanlarınızı ve bunlardan başka, sizin bilmeyip de Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutasınız. Allah yolunda ne harcarsanız onun sevabı size eksiksiz verilir.” (Enfal 8/60)

Müslümanların, siyasî, iktisadî, askerî ve bütün sahalarda güçlü ve üstün olmak mecburiyeti vardır. Çünkü bu ilâhî bir emir ve aynı zamanda bütün insanlığın huzur ve saadeti, Müslümanların Müslümanca yaşamaları, hakkın ikâmesi, zulüm ve küfrün bertaraf edilmesi için şarttır.

Ne zaman ki Müslümanlar iktidarı ellerinde bulundurmuş, düşmanlarını korkutan, dostlarını sevindiren, siyasî, ekonomik ve askerî bir güç ve kuvvete sahip olmuşlarsa, bütün insanlık huzur ve sükûna kavuşmuştur.

İşte bizler bir zamanlar böyle idik. Çünkü Allah’ın emrine uyarak ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetine tâbi olarak dünyanın güçlü devletlerini biz kuruyorduk. Kendi ırk ve dinlerinden idarecilerin zulüm ve tasallutlarından bıkıp usanan ve Müslümanların idaresindeki milletlerin, mesut ve müreffeh yaşantılarına gıpta eden milletler, “Keşke Müslümanlar buralara kadar ulaşıp bizim ülkemizi de fethetse, onların idaresine girerek insanca yaşasak.” diye can atıyorlardı. Çünkü o devirlerde en güçlü orduya biz sahiptik. Topumuzu, tüfeğimizi, gemimizi ve tüm askerî teçhizatımızı biz yapıyorduk.

Ordularımız ilâ-yi kelimetullah için savaşıyor, dünyanın neresinde olursa olsun Müslümanları koruyordu. Memleket baştanbaşa tam bir emniyet içinde idi. İnsanlar birbirine itimat ediyor, güveniyor ve birbirlerinden emin olarak yaşıyordu.

Âlimler, muttakî idi. Korkmadan, çekinmeden idarecileri ikaz ediyor ve onların İslam’a aykırı icraatlarına asla fırsat vermiyorlardı. Onlara ikiyüzlülük ve riyakârlıkla dalkavukluk etmiyor ve onların kapısında, makam ve mevki elde etmek veya dünyalık bir şeye nail olmak için zilletle beklemiyorlardı. Onların hatalarını bir sürü yalan yanlış teviller yaparak, doğruymuş gibi göstermek bedbahtlığına düşmüyorlardı. Canları pahasına da olsa, hakkı söylüyorlar ve hakkı yazıyorlardı.

Zenginler cömertti. Nefisleri için lüks harcamalar yapmıyor, israf etmiyorlardı. Zaruri ihtiyaçlarının dışındaki bütün servetlerini Allah yolunda seve seve harcıyorlar ve büyük bir zevk alıyorlardı.

Fakirler kanaat ehli idi. Çalışıp çabalar, miskin miskin kahve köşelerinde pineklemez, fakat zengin olamadıkları için hayıflanmaz, sabreder, şükreder ve hallerine razı olurlar, servet düşmanlığı yapmazlardı.

Mahkemelerde kuyruklar oluşmaz, davalar sürüncemede kalmaz ve hâkimler adaletle hükmederdi. İşler rüşvetle yapılmaz, haklı muhakkak hakkını alır, haksız olan cezalandırılırdı. İnsanlar birbirlerine karşı hak ve vazifelerini çok iyi bilir ve gereğince hareket ederlerdi.

Jandarma ve polis deyince akla, zulüm ve işkence gelmezdi. Devlet daireleri, milletin kendi evi gibi rahat girip çıktığı, asla hakaret ve kötü muamele görmediği emin mekânlar idi. Devlet milleti bir baba ve anne şefkatiyle kucaklıyordu.

Medreselerde hak ve hakikat öğretiliyor, İslâmî gerçekler tedris ediliyor ve mükemmel ilim adamları yetiştiriliyordu. O devirlerde, terör, adam öldürme, hırsızlık, zina, fuhuş, rüşvet, adam kayırma ve çeşitli ahlâksızlıklara asla rastlanmazdı. Sanki dünyada iken cennetî bir hayat yaşanırdı.

Devlet kademelerinde olsun, özel işlerde olsun, vazifeler ehli olan kişilere veriliyordu. Nâehil kişiler elinde memleket çarçur edilmezdi. İşte böyle olduğumuz için, güçlüydük, efendiydik, zulme uğramıyorduk, zillete düşmüyorduk, kâfirlerin şamar oğlanı haline gelmiyorduk. Gayrimüslimlere el açıp dilenmiyorduk. Milletler arası siyaseti biz yönlendiriyorduk. Bugünkü gibi “Amerika ne der? Rusya ne der? Avrupa ne der?” diye kafirlerin İslam ülkelerini istila edip kan dökmelerine, Müslüman kadınların namuslarına el uzatmalarına sefilce seyirci kalmıyorduk. Çünkü Allah’ın emrine uyuyor, Peygamberin sünnetine tâbi oluyorduk.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.