MAVERADAN MACERAYA – İki Nükte Bir Nokta (3) / Hamdi Öz

MAVERADAN MACERAYA – İki Nükte Bir Nokta (3) / Hamdi Öz

S 32: Hoca Efendi! Tamburamı biri çaldı. Çalanı da biliyorum. Biri darbukacı, diğeri köçek, iki de şahidim var. Fakat hırsız şahitleri kabul etmiyor. Bunlardan şahit olmaz diyor. Ne yapmam gerekir?

C 32: Boşuna itiraz eder. Tambura davasında köçek ve darbukacıdan daha iyi iki şahit olur mu? Tabii ki şıracının yanında bozacı olacaktır.

S 33: Hocam! Siz ceviz ağacının dibinde istirahat ederken aslında kabağın ceviz ağacında, cevizin de kabak ağacında olmasının fıtrata daha uygun olacağını düşünürken neler oldu?

C 33: O anda ağaçdelenin dalından kopardığı ham ceviz tepeme düşünce anladım ve dedim ki; “Aman Ya Rab! Senin hikmetinden sual olunmaz. Eğer bu kafama inen ceviz değil de o koca yaş kabak olsaydı kesin öbür alemi boylamıştım.”

S 34: Hocam! Üç aylara girdik, Ramazan geliyor. Bugün ayın kaçıdır diye sorduk. Bize bugün ayın kır beşi diyorsunuz, bu nasıl iştir?

C 34: Komşular! Aslında her gün bir taş atarak doldurduğum çömlek hesabıma göre daha fazla gözüküyor. Vaziyet mahallenin çocukları benden habersiz çömleği doldurmuşlar. Fakat vakit geçmiş değil. Bu akşam hilali gözetler, size bir cevap veririm.

S 35: Cehennem dedikleri eni boyu belli olmayan geniş bir fırınmış, hiç sönmeden yanacakmış, ondan kurtulmanın bir yolu var mıdır Hoca Efendi?

C 35: Korkmanıza gerek yok; sizler zaten o güne kadar Aladağ ormanlarını kesiyor, ağaçlarını satıyorsunuz. Bu gidişle ahiret günü cehennemde yanacak odun bırakmazsınız. Şayet siz odun olmaz iseniz ihtiyar!

S 36: Hocam şahsi kanaat nedir? Kişiler diledikleri gibi ayet ve hadisi yorumlayabilir mi?

C 36: Hayır, öyle bir hakları yoktur. Lakin şahsi kanaate gelince; günlük hayatta adamın birinin hayvana torunu ile bindiklerini gören köy halkı merkebe acıyarak “bu kadar zalimlik olmaz. Bir merkebin asgari yük taşıma miktarı 10 batmandır” derler. Dede torunu indirir; “yazık sana, saçından-sakalından utan ihtiyar, yumruk kadar yavruyu yayan yalbırdak yürütüyorsun” diyerek merhametsizlik ile itham ederler. Adam şaşırır, bu defa torunu eşeğe bindirir kendi yaya yürür. Lakin bu defa köyün çıkışındaki kahve halkı, durumu torunun dedesine olan saygısızlığı kabul edip eleştirerek manzarayı kıyametin küçük alameti sayarlar. İkisi de inerler, bu defa ahmaklık ile eleştirilirler. Kişilerin mahalle baskısından ve dedikodularından kurtulmak için, el adama ne der töhmetinden kaçınmak için en sonunda dede ve torun hayvanı omuzlarlar, onlar da bunu cinnet hali olarak görürler.

S 37: Hocam! Duyduk ki eşeğiniz ölmüş, hasta mıydı, yaşlı mıydı, derdi neydi hayvancağızın?

C 37: Hasta ve yaşlı değildi. Lakin tamahkarlık yaptım. Fakirliğin gözü kör olsun. Önce masrafı az olsun diye arpayı kestim. Sonra kış bahara vurdu samanı azalttım, tam açlığa alıştırdım derken vefat etti. Allah bizi affetsin.

S 38: Bugün camide gençlerle şakalaşıp güreşirken gördük, başınızda fesiniz/kavuğunuz da yok. Acep nedendir Hocam?

C38: Kavuğumun çocukluğu aklına geldi, biraz kendini kaybetti galiba.

S 39: Biz de emir kuluyuz Hocam! Timur’un sokağa çıkma yasağını deldiniz hadi neyse. Lakin biz zaptiyeler sana soruyoruz; bu kılıç da neyin nesi, kimin fesidir? Silah taşıma yasağını niçin ihlal edersiniz? Duymadınız mı?

C 39: Efendiler. Doğru söylersiniz, duydum ve biliyorum. Kitaplarda bazı yanlış yazımlar var, onları işte bu kılıcın ucuyla kazıyorum. Diyeceksiniz ki bunu ufak bir çakı ile de yapabilirsin. Lakin bazı hatalar var ki; bu kılıç ile bile düzeltemiyorum. Timur’a selam söyleyin. Bugün Cuma. Hutbemi ona dayanarak okuyorum. Haydi şimdi çekilin yolumdan!

S 40: Talebe iken Şekerciler Çarşısı’nda sizi dövdükleri doğru mudur?

C 40: Fazla büyüyecek bir durum değil. Şu Konyalılar bir alem! Çarşıda adama döve döve helva yediriyorlardı. Bizim Altunapa talebesi olduğumuzu anlayınca salıverdiler.

S 41: Merhaba Nasreddin Hoca! Saçım mı daha yaşlı, sakalım mı?

C 41: Bunca bir yıl gaflet ile geçtikten sonra saçın yaşlı olsa neye yarar, sakalın yaşlı olsa ne yazar. İsa tıraş olmaya fırsat bulamadı. Senin derdin nedir bre Rahip Vasıl?

S 42: Ha aklımda iken bir de senden soralım bakalım Hoca Nasreddin! Muhammed’in miraca çıktığı meselesine ne dersin?

C 42: İsa’nın çıktığı merdiveni kullanmıştır.

S 43: Dünyanın merkezi neresidir?

C 43: Değneğimi çaktığım işte burasıdır. İnanmıyorsanız ölçün!

S 44: Peki; gökyüzünde kaç yıldız var?

C 44: Şu gördüğünüz merkebin tüyleri kadardır. İnanmıyorsanız sayın!

S 45: Öbür aleme giden gelen var mıdır? Orada hayat nasıldır?

C 45: Fincancı katırlarını ürkütmez iseniz hayat gayet güzel. Amma velakin ürkütürseniz haliniz perişandır.

S 46: Merkebiniz ölmeden onu çalıp pazara götürenler yolda size “anama isyan ettim, Allah benim sıfatımı tebdil etti, eşek oldum” deyip ikna etmişler. Sonra da siz merkebinizi satın alan yeni sahibinden müsaade isteyerek eşeğin kulağına ne demiştiniz?

C 46: Yine ne suç işledin de eşek oldun diye sordum.

S 47: Hocam yaz mı güzel olur, kış mı?

C 47: İlkbahara ne olmuş ki!

S 48: Hocam evinize hırsız girmiş. Üzüldük amma insanın bu kadar uykusu ağır olur mu? Bize vaaz, sohbet ve hutbelerinde hep derdiniz, tedbir bizden takdir Allah’tandır, diye. İnsan kapıya bir kilit alıp takmaz mı? Kapıyı kilitlemeyi nasıl unutursunuz?

C 48: Tamam komşular. Bu dediklerinizin hepsi doğrudur amma velakin şu hırsızın hiç suçu yok mudur? El insaf!

S 49: Maazallah ecel gelip hak vaki olursa arkanızdan nasıl ağlayalım Hocam?

C 49: Ağlamaya ne hacet! Allah’tan rahmet diler, üç İhlas ve bir Fatiha okur, uğurlarsınız. Şayet ağlayacak olursanız saçınızı başınızı yolmadan “hanımlarının muhabbetine doyamadan gitti. Evvel Allah, onun sayesinde Türk beyliklerinin kavgası bitti” dersiniz. Ben zaten duamı yaptım komşular. “Allah’ım! Canımı vaktinde al. Karlı soğuk günlere bırakma!”

Asırlar sonra biz de dua ediyoruz. Allah onu rahmetiyle cennet ve cemaliyle müşerref eylesin. Rabbim onu ahiret günü adına cennet denilen tatil köyünde sevenleri ile buluştursun. Son gülen iyi güler!

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.