İLKADIM KİTAPLIĞI-M. Selçuk Özdoğan – Endülüs’ten İspanya’ya / Komisyon
Kıymetli İlkadım Kitaplığı okuyucularımız! Bu ay sizlerle Türkiye Diyanet Vakfı Yayınlarından çıkan, editörlüğünü Ahmet Belada hocamızın yaptığı Endülüs’ten İspanya’ya isimli kitabı inceleyeceğiz.
Endülüs ismini tarih derslerinde ya da farklı ortamlarda çok duyduk. Hemen hemen hepimizin yüreğine bir hüzün çöktü, ne olduğunu tam manasıyla bilmediğimiz bir devlet için. Mimarisi ile gururlandık bu İslam devletinin. El Hamra Sarayı’nın içine zorla yerleştirilen kiliseyi görünce hepimiz de bir gadaplanma oldu. Müslümanlar olarak paha biçilemeyen bir tarihi geleneğe sahibiz ama maalesef bize ait olan bu hazineden haberimiz yok. Bu her türlü değerimiz için geçerli bir durum. Bize ait hazineleri bizden olmayanlar ortaya çıkarıyor. Bizler de hayretle böyle bir şey mi varmış diyoruz. Endülüs’ten İspanya’ya kitabı bize ait olan değerleri tanıma noktasında katkıda bulunacağı için önemli bir kitap.
Endülüs, “Müslümanım” diyen herkes için hem şevk kaynağıdır hem de bir ibret kaynağıdır. Şevk kaynağıdır çünkü m. 711 senesinde İspanya’yı fetheden bir avuç Müslüman tutuşturdukları ilim ve irfan meşalesiyle birkaç papaz dışında hemen hiç kimsenin okuma yazma bilmediği bu ülke üzerinde, bugün insaf sahibi hemen herkesin gıptayla baktığı parlak bir medeniyet kurmaya muvaffak olmuşlardır. Hayatın hemen her safhasını kapsayan bir medeniyet hamlesidir ki hakikat yerine hurafenin, ilmin yerine cehaletin hâkim olduğu ve dine aykırı gerekçesiyle akli faaliyetlerin yasaklandığı Avrupa’nın “Karanlık Çağı”nı dağıtan ilk ışıkların kaynağı olmuştur. Batı’ya ilmin, felsefenin, düşüncenin var olduğunu gösteren Endülüs’tür. Ve keza İslam medeniyetinin esas giriş yolu da Endülüs’tür. Denebilir ki Endülüs olmasaydı Rönesans olmazdı.
Kitap Endülüs ile alakalı bir sempozyumun kitaplaştırılmış hali. İlk yazı Ahmet Belada hocamıza ait. Hocamız “Sekiz Asırlık Rüyalar Ülkesi” başlığı ile İspanya’nın fethinden yıkılışına kadar olan sürecin fotoğrafını kendisine has üslubuyla gayet güzel özetliyor.
Birbirinden kıymetli dokuz hocamız da Endülüs’ü farklı yönlerden inceliyor. Fakat benim en çok istifade ettiğim yazı Prof. Dr. Mehmet Özdemir hocanın “Endülüs’ün Yıkılış Süreci Üzerine Mülahazalar” başlığını taşıyan bölüm oldu. Esasen yıkılmanın ana sebebinin Endülüs’ün içinden kaynaklandığını çok güzel bir şekilde işlemiş.
Ne demek bu? Endülüs’ün yıkılışını 4 başlık altında inceliyor. Birinci sırada Asabiye Problemi geliyor. Hâlbuki İspanya nere, Arabistan nere değil mi? Hocamızın ifadesiyle: “Açık bir biçimde ifade etmek gerekirse, fetih hareketinin üzerinden henüz çeyrek asır bile geçmemişken 732 senesinden sonra Müslüman fatihlerin içine düştükleri asabiye girdabıdır ki Endülüs için zeval sürecini başlatan ciddi gelişme olmuştur.”
Doğrusu asabiye sırf Endülüs’ü değil, ilk dönem İslam coğrafyasının önemli bir kısmını meşgul eden bir mesele olup kökü İslam öncesi döneme kadar gitmektedir. Sürekli başkalarını eleştirip, suçluyu hep dışarıda aramayı bırakıp biz nerelerde hata yapıyoruz diyerek kendimizi iyi bir muhasebeye tabi tutmalıyız.