LA HAVLE – Abdullah Gülcemal – Çatlayan Ar Damarıdır

LA HAVLE – Abdullah Gülcemal – Çatlayan Ar Damarıdır

Kim olursa olsun dikkat et dostum,

Ar damarı çatlamışsa uzak dur.

Dost olarak seni uyarmak kastım,

Ar damarı çatlamışsa uzak dur!

Rabbimiz buyuruyor ki:

“Aranızda, birbirinizin mallarınızı (kumar, hırsızlık, rüşvet gibi) bâtıl sebeplerle yemeyin. Bile bile insanların mallarından bir kısmını, günah bir biçimde yemeniz için onları hâkimlerin önüne atmayın.” (Bakara: 2/188; Nisâ: 4/29; Mâide: 5/62)

Allah rüşveti verene de alana da aracılık edene de lânet etmektedir.

“Er-râşî ve’l- mürteşî fi’n-nâr”. Rüşvet veren de alan da cehennemdedir, buyuruyor Efendimiz (s.a.v.).

Allah’ın ve O’nun Rasûlü’nün, bu ikazlarını, akıllı olduğunu söyleyen her insan çok net olarak anlar. Deli ise, zaten mükellef değildir!

Alnı açık, başı dik ve yüzü ak olarak yaşamak isteyen her insanın, hayatta sakınmak zorunda olduğu dört kötülük vardır. Bu dört kötülük: Hiddet, Şehvet, İşret ve Rüşvettir!

Nefsin ve şeytanın vesveselerine kapılarak, asla bu dört kötülükten birisi diğerine tercih edilemez.

Rüşvet; her türlü suistimalin kapısıdır. Bu kapıyı bir defa açan insan, bir daha kapatma iradesini gösteremez.

O kapıdan giren kötülükler, “Ahlâk” adına ne güzellikler varsa, hepsini sürükleyip götürür.

Sa’dî der ki:

-“Bir hırsız bir bağdan bir bostan çalar, ama rüşvet alan biri, bir bostan karşılığında bir bağı satar.”

Kalemine rüşvet bulaşan bir yazar, hakkın ve hakikatin müdafi olamaz, batılın uşaklığını yapar, saf gönülleri (idlal eder) bulandırır.

Beynine rüşvet mikrobu yerleşen bir memur, attığı her imza karşılığında vicdanını susturur, kendine ve devlete olan güveni yok eder.

Rüşvet; çok kötü bir vasıta. Adı ve şekli, kullanım yeri ve zamanı ne olursa olsun, imanımızı zedeleyen, gönüllerimizi parçalayan, ocaklarımızı söndüren bir vasıta.

Bu nakit para olduğu gibi, taşınır-taşınmaz ama adına “hediye” dedikleri mal da olabilir! Hatır-gönül de olabilir!

Bu kötü vâsıta adâleti yok eder. Zulme kucak açar, zalimlere zemin hazırlar. Bir hakkı iptal ettirir, binlerce mağduriyete sebep olur.

Eline zer alub varsan “Efendi gel, buyur!” derler,

Eğer destin tehî varsan, efendiyi “uyur” deler. Andelîbî

Sadrazam Koca Ragıp Paşa, bir gün meclisinde bulunanlara sorar:

-“İçinizde kim rüşvet almadığına dair yemin edebilir?”

Orada bulunan herkes, rüşvet almadıklarını söyleyerek ayrı ayrı yemin ederler.

Sadrazam, Şair Haşmet’in hiç ses çıkarmadan bir köşede sessizce oturup, meraklı gözlerle etrafa baktığını görünce ona doğru dönerek der ki:

-“Hayrola Haşmet? Bak herkes yemin etti. Sen herhangi bir şey söylemediğine göre, anlaşılan çok rüşvet almış olmalısın.”

Haşmet şöyle haşmetli bir cevap verir:

-“Vallahi Paşam, yalan yere yemin edenlerin çatlayacağına dair bir inanç vardır. Ben şimdi bu efendilere bakıyorum. Şayet bunlar çatlamaz ise ben de yemin edeceğim.”

İlahi Haşmet!

Çatlayacak olan, yalan yere yemin edenler değil, çatlayan ar damarıdır, ar damarı!

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.