KUR’AN İKLİMİ-Abdulkadir Yılmaz – Nahl Suresi 90. Ayet
“Şüphesiz Allah; adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl, 90)
Bizleri yoktan var eden, varlığından haberdar eden Yüce Rabbimiz hayat nizamımız olan Kur’an-ı Kerim’de dikkat etmemiz gereken edep, hayâ ve güzel ahlak kurallarını da en güzel şekilde öğretmiştir.
Onun kulları için koyduğu bütün kurallar gibi edep ve hayâ ile ilgili koyduğu kurallar da bizlerin dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamak içindir.
Edep ve hayâya dikkat eden insanlar ve onların oluşturduğu toplumlar huzurlu ve mutlu bir hayat yaşarlar. Yaratıcının koyduğu bu kurallara riayet etmeyenler ise bunun faturasını dünya ve ahiret sıkıntılarıyla öderler.
Edep ve hayânın hâkim olduğu toplumlar ‘Fazilet Toplumlarıdır’. Bu toplumlarda sekinet, huzur, kardeşlik ve diğerkâmlık gibi güzel duygular, düşünceler ön plandadır. İnsan fıtratına ters olan hayâsızlık, ahlaksızlık, fuhşiyat bu toplumlarda görülmez. Yüce Rabbimiz hayat kitabımızda gözlerimizin bakışına varıncaya kadar her türlü davranışlarımıza dikkat etmemizi, irademiz dairesindeki her halimizi Rabbi-l Alemin’in koyduğu sınırlar içerisinde dizayn etmemizi istemektedir.
Nur suresi 30. ayette; “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır.” buyurarak erkeklerin namuslarını korumasını, bunun için de bakışlarına dahi dikkat etmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Bu ayet-i kerime şunu da bize öğretmektedir ki namuslu ve iffetli olmak, ilk önce erkeklerin dikkat etmesi gereken bir husustur. Bundan dolayı önce erkekler uyarılmakta, bundan sonraki ayet-i kerimede de kadınlara şu şekilde uyarı yapılmaktadır;
“Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Dışarıda kalanlardan başka ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, başka kadınlar, hizmetlerinde bulunan köleleri ve cariyeleri, cinsel arzusu bulunmayan erkek hizmetçiler, kadınların cinselliklerinin farkında olmayan çocuklar dışında kimseye süslerini göstermesinler. Yürürken, gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz!”
Bu ayet-i kerime ile de kadınların iffetlerine son derece dikkat etmeleri uyarısı yapılarak, kimin yanında nasıl giyinmeleri, nasıl davranmaları gerektiği en ayrıntılı noktasına kadar bildirilmektedir.
Dolayısıyla bugünün Müslüman kadınına da edep ve hayâ ölçüsü öğretilmektedir.
Bugün yaşanan sıkıntı, “sokak ve caddelerdeki acube görüntünün nedeni”, Müslüman kadının ölçüsünü kaybetmiş olmasıdır. Yani günümüz Müslümanının kıstası İslam değildir. Problemin kaynağı budur. Çözümü ise İslam’a dönüştedir.
İslam bir bütündür ve bütün olarak yaşanır. Hayânın, iffetin, erdemin yaşanmasında etkili olan unsurlar vardır: Rabbimiz, kendisiyle en güzel irtibatımızı sağlayan namazın, insanı her türlü edepsizlikten, hayâsızlıktan uzak tutacağını bildirmiştir. Dinin direği olan namaz, aynı zamanda dinin meyvesi olan güzel ahlakın da alt yapısını oluşturur;
“Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.” (Ankebut, 45)
Yine Yüce Rabbimiz kullarını sürekli gözetlemekte olduğunu; “Çünkü Senin Rabbin, gerçekten gözetleme makamındadır (kullarının bütün yaptıklarından ve her an haberdardır.)” (Fecr, 14) ayetiyle; kullarıyla sürekli beraber olduğunu da “Nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir ve Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.” (Hadîd,4) buyurmak suretiyle haber vererek bizden; Allah’ın gördüğünü hisseden bir insan nasıl yaşarsa, nasıl davranırsa öyle yaşamamızı, öyle davranmamızı istiyor.
Aslında bütün hayâsızlıkların altında yatan neden de insanların kendilerini Allah’ın gözetiminden uzak görmeleri ve ahiret (hesap) inancının olmaması ya da çok zayıf olmasıdır.
İslam bakışlarımıza, düşüncelerimize, davranışlarımıza, kılık kıyafetimize kısaca her türlü halimize insani ölçüler koyarak, İslam medeniyetini bütün medeniyetlere örnek kılmıştır.
İslam’ın koyduğu kurallara göre yaşayan toplumlar ki bize en yakın olanı Osmanlı medeniyetidir, tarihte eşi ve benzeri görülmemiş üstün bir medeniyet oluşturmuşlardır.
Gelecekte ise İslam’ın kurallarına harfiyen uymakla oluşacak toplumlar, Allah’ın izniyle daha büyük medeniyetlere imza atacaktır.
Rabbim bizleri ve nesillerimizi kendine ve Habibi’ne itaatle, medeniyetin zirvesine ulaşanlardan eylesin.