KAPAK-Mustafa Yayla – Fasık Habere İnanmayın
Dinin emir ve yasaklarını açıkça çiğnemek, yalan söylemek ve yalan haber taşımak, haktan ve doğru yoldan çıkmak, Allah’ın ve Resulünün emirlerini terk etmek ve isyan etmek, küfrün dışındaki günahlardan birini işlemek, günaha batmak, büyük günahları işlemek, küçük günahları işlemede ısrar etmek, farzları tek etmek ve haramları işlemek fasıklıktır.
Allah’a ve Resulüne itaat etmeyen ve onların emirlerine itaatten ayrılıp isyan eden günahkâr müminlere de fasık denir.
Allah Teâlâ; fıskı, fasıkı, fasıklığı sevmez ve fasık toplumları hidayete erdirip doğru yola iletmez.
Bunlara karşı takınacağımız imani tavrı ve alacağımız pozisyonu hayat kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle açıklamıştır:
“Ey İman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz” (Hucurat: 6)
Allah Teâlâ, fasıklara karşı çok dikkatli olmamızı emretmiş, onların getirdiği haberleri araştırmadan, soruşturmadan hemen inanmamızı yasaklamıştır.
Fasıklar ve fasık haber merkezlerinin, kaynaklarının haberleri karşısında İslami bir tavır gösterebilmemiz açısından, mezkur ayet-i kerimenin nüzul sebebi oldukça önemli ve ibret vericidir.
Sosyal ve hukuki hayatın düzenli yürümesi, haksızlık ve hukuksuzlukların önüne geçilmesi bakımından çok önemli olan bu talimatın verilmesi oldukça düşündürücüdür.
Yine burada soğukkanlı, düşünerek ve itidalle hareket etmenin önemini vurgulamaktadır.
Hazreti Peygamber, Velid bin Ukbe’yi, İslam’ı yeni kabul etmiş bulunan Beni Müstalik kabilesine zekât memuru olarak göndermişti. Velid, bunlarla arasında önceden var olan bir husumetten dolayı korkuya kapılmış, yoldan dönmüş, üstelik Hazreti Peygambere gelerek kendisini öldürmeye kalkıştıklarını, onların irtidad edip dinden döndüklerini, zekât vermediklerini duyurmuştu. Bunun üzerine Hazreti Peygamber, onlara öfkelenmiş, savaşmayı bile tasarlamış, aynı zamanda Halid bin Velid’i de durumu incelemek üzere göndermişti. Hazreti Halid, incelemeleri sonucunda, Beni Müstalik kabilesinin İslam’a bağlılıklarının devam ettiğini, ezan okuyup, namaz kıldıklarını ve zekâtlarını da teslim ettiklerini Hazreti Peygambere bildirmişti.
Bu ayet-i kerime, ön yargı ile hareket eden, işin aslını bilmeden yalan haber getiren ve bu habercinin haberlerini araştırmadan acelece davrananların toplumda ne kadar büyük zarara neden olduklarını bize haber vermektedir.
Bu olay üzerine, eğer Hazreti Peygamber, soğukkanlı olmasa, teenni ile hareket etmese, işin iç yüzünü ve aslını araştırmasaydı, belki de çok üzücü hadiseler meydana gelecekti.
Ayet-i kerimeden çıkan genel hüküm; durumu bilinmeyen veya yalancı, günahtan çekinmez olarak tanınan kimselerin verdikleri haberlere ve bilgilere güvenilmemesi, bunlara göre hüküm ve karar verilmemesi, harekete geçilmemesidir.
Ayet-i kerimenin hükmü; emin olmayan güvenilmez kimselerin getirdikleri haberleri, doğruluğunu araştırmadan kabul etmenin uygun olmadığı yönündeki manasıyla geneldir, her zaman ve mekânda geçerlidir.
Eğer size bir fasık, bir haber getirirse, onu araştırın ve doğruluğunu anlayıncaya kadar tahkik edin.