KAPAK-Murat Turunç – İyilerden Olabilme Mücadelemizde “Salih Amellerin” Boyutu, Etkisi, Katkısı
Hz. Adem’in oğulları Habil ve Kabil ile başlayan ve kıyamete kadar da aralıksız devam edecek olan iyi ve kötü mücadelesi… Her insanın fıtratında var olan çıkarcılık, kişinin tarafını belirlemede önemli bir yere sahiptir. Seçimini, peşin olana meyilden dolayı anlık hazlar ve kişisel çıkarlarına göre yapanlar, kötüler arasında yer alırken; seçimini hesap gününü düşünüp Allah’ın rızasına uygun yapanlar, iyiler arasındaki yerlerini alırlar. “Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten men ederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır.” (Âl-i İmran, 114)
İyi ve kötü insan arasındaki temel fark Allah’a ve hesap gününe olan ya da olmayan imanıdır. Dünyaya bir kere geldik anlayışı iki taraf için de geçerlidir. Kötüler dünya hayatının tüm hazlarını yaşamak için çabalarken; iyiler anı değerlendirmek, hesap günü için hayırlı kazanç elde etmek için uğraşırlar.
Allah (cc) Şems suresinde “… nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.” (Şems, 7-10) buyurmuştur. İyilerin, nefislerini kötülükten arındırma mücadelesini diri tutmak için de salih amellere ihtiyaç vardır.
“Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin! O’nu sabah akşam aralıksız tesbih edin!” (Ahzâb, 41-42) ayeti ve Rasûlullah’ın (sav): “Dilin dâimâ Allah’ın zikriyle ıslak olsun!” (Ahmed, IV, 188; Tirmizî, Deavât, 4/3375) tavsiyesi mücadele ruhunu diri tutmak, günlük yaşamın karmaşası içinde Allah’ı ve ahiret gününü unutmamak için gereklidir.
Allah’ı sabah akşam aralıksız tesbih etmesi için de kişinin yaratılış gayesini unutmaması ve manevi disipline sahip olabilmesi ancak namaz ile mümkündür. Günlük koşuşturmanın arasına beş defa girecek, ruhuna nefes arası verdirecek ve bize Allah’ı hatırlatacak tek şey “namaz”…
Çünkü insan unutur. Nereden geldiğini, nereye gittiğini, ne için var edildiğini unutur, kendini sorgulamayı unutur, iyiliği unutur, sabretmeyi unutur, Allah’ın ona verdiği nimetlere şükretmeyi unutur, şeytanın kendine düşman olduğunu unutur, ölümü ve yeniden dirilişi unutur, temizliğin imanın yarısı olduğunu, emredildiği gibi dosdoğru olmayı unutur, ahireti ve hesap gününü unutur, unutur da unutur…
Bunu için Allah (cc) beş vakitte toplam kırk defa ceza günü hatırlatır bizlere, kime ibadet edildiğini, kimden istendiğini hatırlatır, kime benzemek gerekir, kimden uzak durulur onu hatırlatır ve Müslümanı şu şekilde tanıtır:
Onlar, ne ticaret ne de alışverişin kendilerini Allah´ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar. (Nur, 37)
Allah Resûlünün dini ayakta tutan direk olarak tanımlanmasının nedeni de namaz unutmayı engelleyecek, manevi disiplinin yaşama yerleşmesini sağlayacak tek ibadet olmasındandır. “Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et.” (Taha, 132) uyarısı hem Allah Resulü hem de tüm Müslümanlara yapılmıştır.
Namazın insanların hayatlarından çıkmasıyla başlayan ve günümüzde neredeyse sıradanlaşan cinayetler, dolandırılma vakaları, içki, sanal kumar, zina ve aldatmalar toplumun huzursuz ve depresif hale gelmesinin en temel sebebidir. İnsanlar namazı unuttu, namazla birlikte Allah’ı unuttu, hesap vereceğini unuttu, insanlığını unuttu. “Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler.” (Meryem /59) ayeti günümüz Müslüman toplumların geldiği son noktayı özetler niteliktedir. İyilerden olabilme çabasının en önemli kısmı namaza olan hassasiyettir ki o olmadan iyilerden olmak mümkün değildir.
İyi bir insan olabilmek için iyi insanlarla birlikte olmak, işin diğer bir önemli boyutudur.
“Ey inananlar! Allah’a karşı saygılı olun ve özü sözü doğru olanlarla beraber bulunun.” (Tevbe, 119) ayetinde tavsiye edilen özü sözü doğru olanlarla beraber olmak bizim de onlar gibi olmamız için kolaylaştırıcı bir zemin hazırlayacaktır.
Bu konuda ehl-i hikmetten bir zat şöyle der:
“Bayağı insanların mahallesinde oturma. Ayak takımı ile düşüp kalkma. Havaî kişiler arasında gezme. Edepsizlerle sohbet etme. Büyük insanların bulunduğu yere taşın. Onlarla sohbet et. Aklı başında irfan sahipleri ile konuş. Çünkü büyükler arasında olanlara düşman yaklaşamaz. İrfan sahipleri ile sohbette olana kötülük gelmez.”
Bu hikmetli sözleri hem günlük yaşamda kimlerle beraber olduğumuzu göz önünde bulundurarak hem de sosyal medya platformunda kimlerle etkileşim halinde olduğumuza bakarak iyice bir düşünelim.
Allah (cc) hepimize iyilerden olabilmeyi nasip etsin. Amin.