KAPAK-Mehmet Akif Çelik – Tebliğcide Bulunması Gereken Özellikler

KAPAK-Mehmet Akif Çelik – Tebliğcide Bulunması Gereken Özellikler

İnsanın dünyaya geliş amaçlarından biri de kendisiyle aynı zaman ve mekânı paylaşan diğer insanları hata ve kusurlarıyla kabul etmek; aynı zamanda onların yanlışlarını düzeltmeye gayret etmektir. Yani bir anlamda, kendimizle birlikte insanlara tebliğde bulunmaktır. Tebliğ, nebevî bir harekettir. Yaratıcının bizden istediği; dinî, insani ve vicdani bir sorumluluktur.

Tebliğ, dinî bir vecibedir. Ulema farz-ı kifaye demiştir. Zira Allah Teâlâ, Âl-i İmrân Suresi 104. ayette, “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun.” buyurmaktadır. Tebliğ insani bir vazifedir; çünkü bu dünya geçicidir. Bu sebeple iyilikleri paylaşmak ve paylaşmayı öğretmek gerekir. Sadece “ben” demek doğru değildir. Tebliğ aynı zamanda vicdani bir meseledir. Bizler Allah’ın rızasını ve cennetini arzularken, çevremizdeki insanları cehennemlik amellerle baş başa bırakamayız.

Bu noktada tebliğci; dini, insani ve vicdani sorumluluğu diğer insanlara göre daha fazla yüklenmiş ve bu sorumluluğun gereği olan insanlara doğruyu, güzeli, iyiyi, rahmani olanı aktarma gayretinde olan kimsedir. Elbette böyle bir kimsenin bazı temel özellikleri mutlaka kendisinde taşıması gerekir.

1. Zaman ve Mekân Bilinci

Tebliğci, zamanın ve mekânın emanetçisi olduğu şuurunu taşımalıdır. Zira zaman ve mekân kendisine verilmiş birer emanettir. Bu emaneti zayi etmek tebliğciye yakışmaz. O, ömür sermayesi olan zamanı en verimli şekilde değerlendirmeye çalışır; bulunduğu mekânın hakkını vermek için gayret gösterir. “İbnü’l-vakt” olma hassasiyetiyle, içinde bulunduğu ânın gereğini yerine getirmeye çalışır.

Ayrıca tebliğci muhatabının zaman ve mekân algısını da dikkate alır. Her yerde ve her zamanda tebliğ yapılmaz. Muhatabını iyi tanır; bir kimseye hitap etmeden önce kendisine “Şu an doğru zamanda ve doğru mekânda mıyım?” diye sürekli sorar ve muhatabının uygun zamanını ve mekanını kollar. Zira yapmak isterken bozmak mümkündür.

2. Ses Tonunu Ayarlayabilmek

Tebliğcinin dikkat etmesi gereken önemli hususlardan biri de ses tonudur. Her muhatap aynı algı düzeyine sahip değildir. Bazı kimseler için sakinlik ve yumuşaklık faydalıyken, bazı durumlarda daha kararlı bir üslup ve ses tonu gerekebilir. Bir kimseye vaaz eder gibi konuşmak her zaman fayda vermeyebilir. Ses tonu; merhameti, samimiyeti ve ciddiyeti yansıtmalıdır. Üstel bir ses tonu oluşturacak durumlardan kaçınmak gerekir.

3. Frekans Uyumu (Kişilik ve Üslup Uyumu)

Tebliğci ile muhatabı arasında bir frekans uyumu olmalıdır. Buna kişilik ve üslup uyumu da diyebiliriz. Bir kimse ne kadar âlim olursa olsun, davranışlarında, sesinde, üslubunda iticilik varsa, anlattığı hakikatler kabul görmeyebilir. En doğru sözler bile, yanlış bir üslupla söylendiğinde etkisini kaybeder.

Dikkat etmemiz gereken bir diğer husus da muhatabımızın kişiliğine ve üslubuna uygun, onun karakterine muvafık düşecek tebliğciler seçilmesidir. Yani tat kızın dilinden anası anlar misali, muhataplarımıza onların diline uygun olabilecek tebliğcileri özellikle denk getirmek/ atamak/ görevlendirmek icap eder. Bu sebeple tebliğci, insanlarla genel anlamda uyumlu olmaya gayret etmeli; kendisini sürekli muhasebe etmelidir. İç dünyasını, hâl ve tavırlarını kontrol altında tutmalıdır.

4. Muhatabı Tanımak

Belki de en önemli hususlardan birisi de tebliğcinin muhatabını tanımasıdır. Muhatabımız kimdir? Kaç yaşındadır? Mesleği nedir? Kültürel alt yapısı nasıldır? Neyi sever, nelerden hoşlanmaz? Hangi konulara hassastır? Sosyoekonomik hali nicedir? Ve daha bunun gibi kişiliğini ve alt yapısını somutlaştıracak birçok sorunun cevabını bilmeye/ bulmaya çalışmak ve bu cevaplara göre bir hareket tarzı ve planı geliştirmek gereklidir. Bu sorulara cevap aramadan yapılan bir tebliğ, fayda yerine zarar getirebilir. Muhatabını tanımayan kişi, yapayım derken yıkabilir.

5. Etkili Kıssalar ve Uygun Misaller Kullanmak

Tebliğcinin sözünü etkili kılan unsurlardan birisi de kıssa ve misallerdir. Bazı konular teknik olarak anlaşılması/ anlatılması zor olabilir; ancak aynı konu bir hikâye veya ibretli bir kıssa üzerinden anlatıldığında çok daha anlaşılır hâle gelebilir. Tebliğci bu konuya hassas olmalıdır. Akademik konuşmalar bazen itici gelebilir. Doğrudan hayatın içinden cümleler ve örnekler çoğu kere muhatabımız ile duygudaşlık oluşturacağından etkili bir tebliğ aracı olabilmektedir. Bu nedenle tebliğci, zihninde ibret verici kıssalar ve konuyu somutlaştıracak misaller bulundurmalıdır. Yerinde ve uygun örnekler, muhatabın zihninde kalıcılığı artırır; anlatılan hakikatin daha iyi anlaşılmasını sağlar.

6. Modern Yöntemleri Tanımak ve İstifade Etmek

Günümüzde tebliğcinin dikkat etmesi gereken önemli bir husus da modern çağın imkânlarını tanımak ve kabiliyeti/ imkanları ölçüsünce istifade etmektir. Özellikle genç nesil, zamanının büyük bir kısmını sosyal medya ve dijital platformlarda geçirmektedir. Bu alanları tamamen göz ardı etmek, tebliğin etki alanını daraltabilir. Tebliğcinin amacı insanlara ulaşmak olduğuna göre, çağın sunduğu araçlardan da istifade etmesi elzem ve doğru gibi görünmektir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, bu araçların içinde kaybolmamaktır. Tebliğ yapmak niyetiyle girilen bir ortamda, tebliğe muhtaç hâle düşmemek gerekir. Aksi hâlde insan, Allah katında cürümlü hale gelebilir ki, bu vahim bir durumdur.

Sonuç

Tebliğ, büyük bir sorumluluktur. Zaman ve mekân bilinci, doğru ses tonu, frekans uyumu, muhatabı tanıma, etkili kıssa ve misaller kullanma ve modern yöntemlerden bilinçli şekilde istifade edebilme; bir tebliğcide bulunması gereken en temel özelliklerdendir.

Bu vasıflarla donanmış bir tebliğci hem sözünü etkili kılar hem de insanlara ulaşma konusunda daha bereketli neticeler elde eder, biiznillah.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.