KAPAK-Bayram Özdemir – İmanı İhsan Kıvamında Yaşamak

KAPAK-Bayram Özdemir – İmanı İhsan Kıvamında Yaşamak

Yüce Rabbimiz kendisine kulluk (ibadet) etmesi için insanı en güzel şekilde yaratmıştır. Merhameti gereği de insandan söz almasına rağmen nasıl kulluk yapacağını öğretmek amacıyla kitaplar; kitapları da söz ve davranışlarıyla açıklayacak elçiler/peygamberler göndermiştir.

‘’Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım.’’ (Zariyat, 56)

‘’O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.‘’ (Mülk, 2)

Ayet-i kerimelerde insanın yaratılış gayesinin kulluk olduğu ve kulluğu yaparken en güzel işleri en güzel şekilde kimin yapacağının ortaya çıkarılmasının gerekliliği beyan edilmiştir. Allah (cc) kendisi güzel olduğu için O’na yapılacak kulluğun da en güzel şekilde yapılması gerekir. Bu yüzden de hayatın tamamı için en güzel örnekler olacak elçiler (peygamberler) gönderilmiştir.

‘’Ant olsun, Allah’ın Resulünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.’’ (Ahzab, 21) ayet-i kerimesiyle yemede, içmede, giyimde, kullukta, inanmada, düşünmede kısaca hayatın tamamı için Resulullah’ta güzel bir örnek olduğu vurgulanmıştır. Hayatımızı yaşayıp, kulluğumuzu yaparken her şey de olduğu gibi belli edeplerin olması kaçınılmazdır. Bu edeplerin uygulamalı örneği de Peygamberimizdir.

Kulluğumuzu yaparken öncelikli olarak dikkat etmemiz gereken adap, Yüce Allah’ın (cc) huzuru ve gözetimi altında olduğumuzu asla unutmamamızdır. Bizler yaratılıp başı boş bırakılmış bir varlık değiliz. Daima ilahi kamera tarafından görünüp gözetilmekteyiz.

İnsanın Rabbine karşı, insanın diğer insanlara ve eşyaya karşı sorumlulukları vardır. Bu sorumluluklar yerine getirilirken belli edeplere uyulması gerekir. Adap olmadan Allah’ın hükümlerini uygulamak, ibadet etmek, insanlar ve eşyalar arası ilişkiler sürdürülebilir olsa da mükemmellik ve güzelliğinden söz edilemez.

Bir müzik eserinin ruhumuza hoş gelen güzelliği nasıl ki notalar sayesinde sağlanıyorsa ibadetler, ahlak ve ahkam da edeplerine uymakla beğenilir, takdire şayan hale gelir. Bunun yolu da öncelikle hayatı ihsan şuuruyla yaşamaktan geçer.

‘’Allah yolunda harcama yapın; kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin, kuşkusuz Allah iyilik edenleri sever.’’ (Bakara, 195) ayet-i kerimesinde vurgulanan ameli güzel yapmaktır. Amelleri tam ve Allah’a (cc) itaat ederek güzelleştirmemiz istenmektedir. Hayatın tamamında ihsan isteniyor. Savaşırken, ölürken, öldürürken, infak ederken, kurban keserken, barışırken, namaz kılarken ihsan. Hayatımızı Allah (cc) için yaşamamız isteniyor. Allah’ın (cc) gördüğü bilinciyle yaşamamız isteniyor. Allah’ın (cc) her an ve her zaman kendisini kontrol ettiğine inanan ve her an Allah’ın huzurunda olduğu bilinciyle hayat yaşayan bir Müslüman, elbette tüm yaptıklarını Allah’a (cc) layık yapmaya çalışacaktır.

İnsanın Rabbine karşı edepli olmasının ilk tezahürü kendi kendine yani kendi bedenine, sahip olduğu organlara karşı edepli olmasıdır. Kendine edebi olmayandan başkalarına karşı edepli olmasını beklemek boş bir hayaldir. İnsanın kemale erme ve bozulma noktaları vardır. Allah’ın (cc) hiçbir şeye sığmam ancak mümin kulumun kalbine sığarım dediği kalp ve iyiyi kötüden ayırma melekemiz olan aklın yer aldığı beyne sahibiz. Bunların ihtiyacı olan enerjinin üretildiği merkez ise midedir. Bunların kapıları olan ağız, göz ve kulağa dikkat etmemiz gerekiyor. Buralardan girenler tüm bedenimizi etkiliyor. Helal veya haram lokmadan hasıl olan enerji, kalp ve beyni etkilediği gibi kulak ve göz kapılarından giren söz ve görüntüler de etkiliyor. Mümin kulun eline, diline ve beline sahip olmasının yolu yine bu kapılardır. Edep de zaten eline, diline, beline sahip olmaktan geçer. Edep haddini bilmektir. Haddini bilmeyen de hiçtir. Allah’ın (cc) bize emanet olarak verdiği organları O’nun rızasına uygunsuz kullanmak da bir hadsizliktir.

’Mümin erkeklere söyle, gözlerini (harama karşı) yumsunlar, ırzlarını korusunlar…’’ (Nur, 30)

‘’Mümin kadınlara söyle, gözlerini (harama karşı) yumsunlar, ırzlarını korusunlar…’’ (Nur, 31)Çünkü göz günahlara düşme, kalbi kötü duygularla meşgul etme hususunda anahtar, fitneye ya da zinaya düşmenin postacısı ve kaynağıdır. Bundan kurtulmanın yolu ihsan şuuruyla yaşamaktır.

Mevlâna; ‘’Nefsinizi edep ile süsleyin. Zira aşk yollarının hepsi edepten ibarettir.’’ demiştir. Yine İbn Sina demiştir ki: ‘’Bir batman ilme sahip olanın hiç olmazsa bir okka da edebi olmalıdır. Eğer bir alimin o kadarcık da olsa edebi yoksa, o bir hiçtir.’’ Edebi olmayandan ilim de öğrenilmez.

Beyin fotoğraf çeker gibi gördüğünün görüntüsünü alıyor. Beyindeki görüntü ve düşünceler kalp tarafından onaylanırsa kalıcı hale geliyorlar. Bu yüzden kalplerin selim kalması lazım. Bunun için de dikkatli ve bilinçli hareket edilmesi lazımdır. Kalbimizi besleyecek ameller yapmalıyız. Gözlerimizin, kulaklarımızın ve dillerimizin edebini muhafaza etmeliyiz. Göz görür, gönül kayar. Önümüze gelen ne olursa onu alıp iç organlara göndermemek gerekir. Mümin, hayvanlar gibi hareket etmemelidir. Önüne konulan ne olursa olsun onu yememeli, dinlememeli, bakmamalı ve düşünmemelidir. İman süzgecinden geçirerek kabul etmelidir.

Kulaktan girenler gönlümüzü ya teskin eder ya da bizi taşkın hale getirir. Kur’an-ı Kerim ve Allah’ı (cc) zikir kalpleri huzura erdirir. Müziklerin çoğu ise taşkın hale getirir.

Teknoloji çağı insanının bu kadar dikkatinin dağınık ve had bilmezliğinin çok olmasının sebebi göz ve kulak kapılarından girenlerin insanın fıtratını yani edebini bozacak nitelikte olmasındandır. Günümüz insanına teknolojinin ve teknoloji ortamının Rabbinin de Allah (cc) olduğunun iyi anlatılması gerekiyor. Allah’ın (cc) koyduğu sınırların buralar için de geçerli olduğunun iyi anlatılıp kavratılması gerekiyor. Yoksa teknoloji münafığı, bizde şuur da kişilik de kimlik de bırakmayacak. Bunun olumsuzluklarından kurtulmanın ilk yolu da hayatın tüm alanlarında ihsan şuuruyla yaşamaktır. Allah (cc) bizi her an görüp gözetmektedir. Bir gün hepimizi hesaba çekecektir. Mümin kul sadece insanlar içinde değil, yalnız kaldığında da edepli davranmalıdır. Gerçek ihsan şuuru da budur zaten. Bu bilinci çocukluktan itibaren kazandırmalıyız ve sınırlar koymalıyız.

‘’Muhakkak ki senin Rabbin, (insanları ve her şeyi) sürekli gözetmektedir.’’ (Fecr, 14)

‘’Kuşkusuz Allah (cc) her şeyi bilir ve her şeyden haberdardır.’’ (Lokman, 34)

Denilir ki edep, kâmil mü’ minin ruhudur, mayasıdır. Edepli yaşamak Allah’ın (cc) huzurunda olduğu bilinciyle/düşüncesiyle yaşamak demektir. O yüzden ‘’Edep ya Hu!’’ denilmiştir.

“Miftah-ı cennettir edep/Esbab-ı rahmettir edep

Ahlak-ı Ahmed’dir edep/De seherlerde ‘’Edep ya Hu!…’’

Allah’ım! Bizleri ihsan ve ihlas şuuruyla yaşayanlardan eyle. Nefsimize takvasını ver.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.