Yol Ayrımındaki Arkadaşlık
Ağustos 2018 Atilla DEĞİRMENCİ A- A+
A- A+

Yol Ayrımındaki Arkadaşlık

Arkadaş… Kur’an’ın ifadesiyle “ashab”. Birlikte yaşamak zorunda olduğumuz insan grupları içerisinde bazen vazgeçilmez, bazen can sıkıcı, bazen eğlenceli, bazen sinir bozucu yönüyle vefayı, fedakârlığı, aidiyeti yaşama ve görme imkânı bulduğumuz sosyal birliğimizdir.

Farklıdır arkadaşlar… Hiçbir şey değilken her şeyi de bulabilirsin, her şeyken hiçbir şeyi de. Öyle zamanlar olur ki ümit kaynağımız oluverir, öyle zamanlar da olur ki sorun merkezimiz. Yapısına göre değişmekle birlikte potansiyelimizin farkına vardığımız da olur, birçok olumsuz kabiliyetleri yüklendiğimiz de olur. Yani arkadaşlık, farklılıkları bizzat yaşayarak tecrübe ettiğimiz sosyal alanımızdır.

Önce selamlaşma ile başlar, arkadaşlıklar. Küçük tanışmaların ardından beğenilen ortak özelliklerin muhabbetiyle gelişme gösterir. Zamanla küçük anlaşmazlıklar arkadaşlığa maya çalar. Önceleri yüzeysel ama zaman ilerledikçe gönülden dertleşmeler arkadaşlığa can suyu katar. Küçük ve seviyeli latifeler; sevinçlere ve hüzünlere ortak tepkiler arkadaşlığı dostluğa çevirir. Ve fedakârlıklar kendini göstermeye başlar. Ne zaman ki fedakârlıklar isteyerek, samimiyetle ve yalnız Allah rızası için yapılırsa dostluk terakki eder ve kardeşliğe dönüşür. İnsanların hayattaki ilkeleri ve öncelikleri değişmedikçe kardeşlik de devam eder.

Aslında arkadaşlığın ne zaman başladığının önemi yoktur, ne barındırdığının önemi vardır. “Arkadaşlık neyin üzerine tesis edildi ve taraflara ne kazandırdı?” sorusunun cevabı arkadaşlığın ne barındırdığıdır. Sonuçta bu birliktelik her iki tarafta da bir beklenti oluşturur. Beklentiler ya dünyalık olup menfaat eksenli olacak ya da ahiretlik olup kulluk eksenli olacak. Başka bir ifadeyle arkadaşlık insan için ya cennet vesilesi ya da ahiret hüsranı olacaktır.

İslam’ı dar kalıplara sıkıştırıp gönül ve fikir dünyamızı fakirleştirdiğimizden beri arkadaşlıkları anlamaz olduk. Yanı başımızda hasbe’l kader birlikte zaman geçirdiğimiz insanlara karşı sorumluluklarımız olduğunu görmezden gelir olduk. Veya komşu beldedeki arkadaşını ziyarete giden kişiye verilen müjdeyi anlamaz olduk. Sürdürülen arkadaşlıkların kıymetini bilelim. Bizler için önemli bir sevap kaynağıdır unutmayalım.

Öyleyse kiminle ve niçin arkadaşlık yaptığımıza dikkat edelim. Hasbi değil harbi arkadaşlıkların peşinden gidelim. Bize kalite katacak insanların arkadaşımız olması için hem dua edelim hem de beklentilerimize ayar verelim. Nihayetinde arkadaşımızla ilgili ağzımızdan ya “ne güzel bir dost” ifadesi çıkacak ya da “keşke bununla aramdaki mesafe doğu ile batı kadar uzak olsaydı” ifadesi çıkacak.

Çocukluk, okul, askerlik, yol, iş gibi çeşitleri varken günümüzde haddi aşanlar tarafından gençlere kız-erkek arkadaşlığını dayatmaya başladı. Filmleri, dizileri, reklamları ile kız-erkek arkadaşlığını sistematik bir ifsad aracı olarak kullanıyorlar. Ve maalesef başarı da sağladılar. Namusun, iffetin, hayânın ve imanın kıymetini bilenler asla böyle bir arkadaşlığa tevessül etmeyeceklerdir. Çünkü iman edenler için hayatın sınırlarını çizen Allah Teâlâ’dır.

Son olarak başkalarını eleştirme değil de kendimize dönerek “Ben kaliteli bir arkadaş olabilir miyim? Benimle arkadaşlık yapanları hangi tarafa yönlendiririm? Arkadaşlarıma yapacağım fedakârlıkların karşılığını kimden beklerim? Arkadaşlıktan beklentim dünyalık mı ahiretlik mi?” sorularını soralım. Böylece yolda yan yana yürünebilecek kadar kaliteli arkadaş oluruz.     

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ağustos 2018

Sayı: 22

Genç Adam Arşiv