Yenilik Karşıtlığı Yahut Yeniliği Geç Kabullenmek
Şubat 2017 Bilal İNAL A- A+
A- A+

Yenilik Karşıtlığı Yahut Yeniliği Geç Kabullenmek

Cemil Meriç ‘Suç ve Ceza’ romanını yorumlarken çok ilginç bir noktaya değinir. Bu romanla birlikte insanların bir katile sempati duymayı öğrendiğini belirtir. Gerçekten de günlük hayatta katil dediğimizde hemen uzak durulması gereken bir insan aklımıza gelirken bu romanı okurken kendimizi bir katilin duygu dünyasında buluruz. Romanı okuyup bitiren kimsede de romandaki ana kahramana karşı kötü bir duygu oluşmaz.

Film izlerken de aynı durumla karşılaşırız. Başrolü oynayan oyuncuya kendimizi bir anda o kadar yakın hissederiz ki ahlaki olarak ne kadar sıkıntılı bir tip olursa olsun genel izleyicinin gönlündeki tahta bir anda oturuverir. Bu durum oldukça ilginçtir ama daha da ilginç olanı başrol oyuncusunun filmdeki rolünün her zaman topluma aykırı oluşudur. Yani yapmak istediği hareketleri ya da fikirleri filmdeki diğer oyuncular tarafından engellenmek istenendir. Film boyunca başrolün toplumla olan mücadelesini izleriz ve topluma sinirleniriz. Günlük hayatımızda ise o toplumun bir bireyi olarak yaşamaya devam ederiz.

Günlük hayatta tepki veren konumda olacağımız işleri roman veya filmde sempatiyle karşılamamızın sebebi nedir? Kurgu dünyası, gerçek dünyamız ile bir bağı yok. Ne de olsa zevkini çıkartıyoruz. “Ne karıştırıyorsun günlük hayatı?” cevabını verebiliriz. Olay sadece roman ve filmde bu şekilde ilerlese kestirip atabilirdik ama tarihi şahsiyetlerin hayatlarına baktığımızda aynı mevzu tekrar ortaya çıkıyor.

İyi insanlar iyi atlara bindi ve gittiler şeklinde bir algıyla yaşıyoruz. Dünyanın çoğunluğunun kabul ettiği tarihi şahsiyetlerin neden günümüzde olmadığına hayıflanırız. O kişilerden bahsederken de gözümüzün önünde herkesin saygıyla hürmet ettiği bir kişi oluşuverir. Yaşadıkları çağın vazgeçilmezidirler ve ölümlerinin toplum için çok acı verici olduğunu düşünürüz.

Bu düşünce tarih kitaplarının sayfasını açar açmaz buharlaşmaya başlar. O meşhur tarihi kişiliklerin büyük bir kısmının toplum tarafından istenmeyen insan olduğunu görürüz. Hatta bir kısmının varlığı toplumu öylesine kızdırmıştır ki idamları halka mutluluk vermiştir. Bir kısmının zararlarından kurtulma yöntemi olarak da hapsedilmeleri uygun bulunmuştur. Yine de bunlar şanslı olan kesimdir. En azından seslerini dünyaya duyurabilme imkânları vardır. Yaşadığı çağda fikirlerinin komşusu tarafından bile duyulmayıp sonraki çağlarda tüm dünyaya ulaştıran tarihi kişiliklerin sayısı da azımsanamaz.

Kendi çağlarında tepki görmüş hatta bazen kâle alınmamış bu fikirler günümüz toplumumuzda öylesine kabullenilmiştir ki biri bunlara karşı bir fikir ortaya koysa aynı muameleyle karşı karşıya kalacaktır. Bireyin duygu ve düşüncelerindeki direnç bir kitap okuma ya da bir film seyretme süresinde yıkıldığı gibi toplumun da yeni bir yaşam tarzına ya da düşüncesine karşı bir direnç süresi vardır. Bir fikir toplumda öncelikle kâle alınmama sürecinden geçip de ilk tepkisini aldığı an artık o toplumda kabul görmesi için süresini beklemesi yetecektir. Süresini beklemesi diyorum çünkü toplumun zaman dışında neredeyse hiçbir filtresi bulunmamaktadır. Gündemine giren bir konuyu ister desteklesin ister eleştirsin belli bir süre sonra kabul etmiş görmekteyiz.

Bu sebeple dünyanın geleceği yönünde kurduğumuz hayallerimizin bugün tepki görüyor olması üzülecek bir durum değildir. Bugün şiddetli bir şekilde tepki görüyorsa bu fikirlerimizin yeşereceğinin bir göstergesidir. Aynı zamanda bugün ahlaksız bir duruma karşı toplumumuzun verdiği tepkiler de bizi sevindirmesin. Çünkü o ahlaksızlığı toplumun gündeminden düşüremediğimiz sürece en kısa zamanda toplumda kendine yer bulacaktır.

Haber kanallarında her geçen gün lanetlenen ahlaksızlıkların sonraki haber programlarında sayıca arttığını görmemiz bu sebepledir. Dava ve erdemler üzerinden gündem oluşturmak ise geleceği imar etmenin en güzel yoludur.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2017

Sayı: 16

Genç Adam Arşiv