Kasım 2019 Bekir Talha SAATÇİOĞLU A- A+
A- A+

Sihirli Bakış

Sonbaharda hafif yağmur yağarken, kuru yaprakların çıkardığı hışırtı sesi eşliğinde, otobüs durağına doğru ilerliyordum. Kafamın bozuk, zihnimin yorgun, ruhumun huzursuz olduğu günlerdendi. Hızla gelen otobüs yavaşlayarak tam önümde durmuştu. Otobüse bindikten sonra hareket halindeki araçta zorla ayakta kalmaya çalışırken, adım adım arkaya doğru ilerliyordum. Annesinin kucağında, kendisine yansıyan ışıklardan zorla gözünü açan bir çocuğun hemen karşısındaydım. Bir süre durduktan sonra dikkatli bir şekilde bana baktığını fark ettim küçük çocuğun. Göz göze geldiğimiz anda gözlerinin içindeki parlaklığı ve gülümsemesiyle yanağında beliren gamzesi, benimle birlikte onu gören herkesin simasında mutlu bir tebessüm bırakmıştı bile. İçimi ısıtan, moral yükleyip mutlu olmama sebep olan tebessüm, bir süre sonra yerini anlamlı bir düşünceye bıraktı. Küçük adımlarımızla takip etmeye çalıştığımız en güzel rehberin,  yürekleri sarsıp, evrenselliği ile gönülleri ferahlatan sözü yıldırım gibi belirmişti zihnimde. ‘’Tebessüm sadakadır’’.

Samimi ve içten bir tebessümün verebileceği mutluluğa karşın, kapitalist düşüncenin ürünü olan günümüz marketlerinde, içten olmasa bile güler yüz ile muhatap olmalarının, kalbi yumuşattığı gibi anlayışlı bir ortam oluşturuyor. İnsanlığın varlığından itibaren sürekli mutluluk arayışının izi sürülmüş, gözlem yapılmıştır. Günümüze gelindiğinde ise insanların gülmek ile gerçek mutluluğa ulaşıldığı kanısının, günümüzde artan komedi programlarının fazlalığı ile tespit etmek çok zor olmasa gerek. Zihni iğdiş edilmiş toplumlar, ideolojilerine ters olsa bile amaçsızca yapılan şaklabanlıklara dahi güler duruma gelmiş hatta ‘’hunharca’’ ismini vererek kendinden geçme durumunu sergiler halde bulmuşlardır kendilerini. Hâlbuki mizahi anlayışı ile örnek olan kutlu nebi aşırı gülmenin kalbi katılaştırdığını haber vermişti bize. Böylelikle hayatımızın bir parçası olan mizah anlayışının dengede tutulması yönünde çok ciddi bir çaba gerektiğini anlayabiliriz. Kendini toplum mühendisi olarak tanıtıp insanları yönlendirme çabasında olanların mizah ve yöntemleri; karlı bir günde babasının ayak izlerini takip edip yol almaya çalışan çocukların durumu gibidir. Yani bu işi gönüllü öncü şahsiyetlerin yöntemlerini takip etmekte bulacaklardır.

Takip edilebilecek en büyük karakter; çocuklarla çocuk, gençlerle genç, yaşlıların yanında da ciddi duruşunu koruyan Allah’ın Resulü’dür. Zira o hem kendisine yapılan şakalarla hem de her yaştan insana yaptığı şakalarla İslami bir mizah anlayışının nasıl olacağını ortaya koymuştur. İlk etapta mizahın toplumun refah düzeyi ile orantılı olarak geliştiğini göz önünde bulundurursak o dönemde yapılmış olan şakaların ne düzeyde önem arz ettiğini daha iyi anlamış oluruz. Gelin bunu birlikte inceleyelim.

Bir gün kendisini bir deveye bindirmesini isteyen bir sahabeye ‘’Seni deve yavrusuna bindireyim’’ şeklinde verdiği cevaba şaşırdığını gören Peygamber aleyhisselam tebessüm eder ve: ‘’Bütün develer bir ana devenin yavrusu değil midir? ‘’ demek suretiyle şaka yaptığını ihsas eder.

Onun sahabelere şaka yapmasının üzerine onlar da Allah Resulü’ne şakalar yapıyorlardı.

Yine bir gün Rasulullah çadırında beklerken bir sahabe çadırın içerisine kafasını uzatır ve selam verdikten sonra Hz. Peygamber “İçeri gir.” deyince sahabe “Bütün vücudumla mı yoksa yarısıyla mı ya Rasulullah!” diyerek karşılık vermiştir.

Ali’nin r anh de içerisinde bulunduğu birkaç sahabe ile Peygamberimiz aleyhisselam hurma yerken sahabeler yedikleri hurmanın çekirdeklerini Peygamberin aleyhisselam önüne bırakıyorlarmış. İçlerinden birisi “Ey Allah’ın Resulü galiba çok açıktınız. Önünüzde bir sürü çekirdek var.” deyince O da “Galiba siz benden daha fazla acıktınız.  Sizin önünüzde çekirdek dahi yok.” diyerek cevap vermiştir. Bu örneklerden de anlayacağımız gibi hem Peygamberimiz hem de sahabeler birbirlerine karşı oldukça güler yüzlü ve esprili davranmışlardır.

Hayatını ve kişilik kaynağını Peygamber’den alan bir mücahidin hayatını bizlere aktaran Abdullah Azzam o kişi için şöyle söylemiştir. “Bütün mücahitlerin moralinin bozuk olduğu zor savaş anlarında onun bize şakalar yapması hepimizin bir anda moral yüklenmemize sebep oluyordu. Uzun zaman onunla beraber olmama rağmen ben onu çok sonraları tanıdım. Bunun sebebini düşündüğüm zaman ise; aramızdaki yaş farkının çok olması ve benim çok ciddi bir komutan olmamda buldum.”

Hayatını başka insanların hayatını kurtarmak için harcayan insanların mutlaka mizahi yönlerinin güçlü olması gerektiğini düşünüyorum. Annesinin kucağında bana gülerek umut tazelememe sebep olan küçük çocuğun bilmeyerek de olsa ne kadar büyük bir şey yaptığını anladım.

Gülmenin insanın hem kendisine hem de karşısındakilere büyük faydalar sağladığını bilerek, hem kendinizi hem de muhataplarınızı mutlu edin. İnsanlara ulaşmanın yolunun mutlu olmalarını sağlamaktan geçtiğini asla unutmayın. Tebessümle kalın.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2019

Sayı: 27

Genç Adam Arşiv