Seyahat Gezmek Değil, Hayatı Görmektir
Mayıs 2019 Ömer Faruk ÖZCAN A- A+
A- A+

Seyahat Gezmek Değil, Hayatı Görmektir

Yolculuklar yaparsın, tabiatın güzelliklerine akarsın. Uçsuz bucaksız mavilere dalarsın. Kimi zaman yeşilin derinliklerinde kaybolursun. Kimi zamanda tarihe yolculuk yapar, kültürünü ve değerlerini gezersin. Bazen yolculuklar/seyahatler ilimle buluşturur insanı, bazen de ilim insanı yollara revan eder. Yerinde duranların ilim namına çok kazanımlarının olmayacağı bir hakikattir. Asr-ı Saadette de, devamı olan dönemlerde de ilim için yapılan hatırı sayılır yolculuklar olmuş ve bu seyahatler ilim elde etme yollarından biri olarak kabul edilmiştir. Medine, Kûfe, Basra, Şam, Mekke, Buhara, Semerkant, Bağdat kadim ilim sahasında çokça ziyaretçiyi misafir etmiş başlıca ilim merkezleri arasında önlerde yer almaktadır. Bugün ise ilim ve hikmet ehli insanları İstanbul başta olmak üzere ülkemizin de farklı şehirlerinde bulabilirler.

İlmin Önemine Öz Bir Bakış

İlmin kıymetini ancak ehli anlar. Hem Kur’an-ı Kerim’de, hem de Hadiste ilim elde etmek övülmüş ve alimlere özel bir değer verilmiştir.

“...Allah’ın kulları arasında O’ndan en çok korkan âlimlerdir.” (Fâtır, 28). “Bilmiyorsanız ilim erbabına sorunuz.” (Nahl, 43).

Bu iki ayet âlimin değerini anlama açısından çok ama çok değerlidir.

Hz. Peygamber de aleyhisselam âlimleri birçok hadislerinde övmüştür. En çok övdüğü âlimler ise ilimleriyle amel edenler olmuştur. (Dârimî Mukaddime, 27). İnsanları ilimleriyle irşâd edip, onlara ilmini duyuran kimseyi Allah toplum içinde sözü dinlenir kimse kılar. (İbn Hanbel, II, 162, 223-224). İnsanların en hayırlıları âlimlerin en hayırlılarıdır (Dârimî, Mukaddime, 34, 55)

“Âlimler peygamberlerin vârisleridir.” (Buhârî, ilim, 10; Ebû Dâvud, İlim, 1; İbn Mâce, Mukaddime, 17) buyuran Rasulullah aleyhisselam, âlimlerin toplumu yönlendirme hususunda peygamberlere vekil ve halef olduklarını beyan etmiştir.

Ebü-d Derda’dan rivayet edilen bir hadiste Rasulullah aleyhisselam âlimleri şu şekilde övmüş ve müjdelemiştir: “Her kim bu ilim yoluna girer ve ondan bir ilim talep ederse; Allah onu cennet yollarından bir yola koyar ve ilim isteyene melekler kanatlarını gererler. Bunu o âlimin uğraşısından hoşlandıkları için yaparlar. Peygamberler ne dinar ne de dirhem miras bırakmadılar. Onlar yalnız ilmi miras bıraktılar. Şu halde onu alan çok büyük bir nasip almış olur.” (Buhârî, İlim, 10; Müslim, Zikir, 37; Ebû Dâvud, İlim, 1; Tirmizî, ilim, 19; ibn Mâce, Mukaddime, 17)

İlim Yolculukları Neden Yapılmaktadır?

  1. İlim ehlinin sahip olduğu manevi rütbe ve ahiret kazanımı için yolculuklar yapıldı ve yapılmaya da devam edecektir.
  2. Allah’ın kitabını anlamak için ilim ehline başvurmak en akıllıca iştir. Tefsir alanında söz sahibi olan değerlerde çokça seyahatlere çıkarak sahalarında otorite olan âlim ve müfessirlerden bilmediklerini, ya da meseleye farklı bakmayı öğrenmişlerdir.(Razi, Kurtubi gibi âlimler)
  3. Hadis alanı -belki de- en çok yolculuk yapılan alanların başında gelmektedir. Hadisin sıhhatini araştırmak ve eseri içerisine koyup koymamak için dahi muhaddisler sayamayacağımız kadar seyahatler yaptılar. (7 Hadis imamı başta olmak üzere onlarca isim)
  4. Fıkhı ve fıkhi bir meseleyi öğrenebilmek için yolculuklar tarih boyu yapıldı ve halen yapılmaya devam etmektedir. Derin bir anlayışa ve isabetli içtihatlara sahip olmak için konuyu bilenlerin kapısı çalınmaya devam etmektedir. (Ebu Hanife’miz başta olmak üzere tüm müctehid ulema)
  5. Tarihi yazabilmek için de tarih boyu seyahatler düzenlendi. Peygamberlerin hayatını yazabilmek ya da anlatabilmek için seyahatler şarttı ve keyifle okuduğumuz kitapların müellifleri de bu alanda güzel gayretler ortaya koydular. (İbni Hişam, İmam Zehebi, İbn Haldun gibi)
  6. Hikmeti, irfanı ve hayatı değiştirecek incelikleri öğrenip öğretmek için de yolculuklar kıymetlidir. Şimdilerde anaokulları başta olmak üzere okullarda yaşayarak öğrenmek batı kökenli olarak anlatılır ve aslını/kökenini iyi bilmeyenler de buna inanırlar. Hâlbuki ecdada bir baksalar İslam’ı yaşayanından öğrenmek için yurdundan hicret eden onlarca âlim görürler. (İbrahim Ethem ve Cüneydi Bağdadi gibi)

Bu maddeleri elbette çoğaltmak mümkündür. Biz bu kadarı ile iktifa edeceğiz.

Âlimi Ziyaret Etmek Öğretir

Günümüzde ulaşım ve iletişimin çok hızlı ve sağlıklı olduğu hakikatinden hareketle seyahatlerin sık yapıldığında, özellikle ilim arayışında olanlar için, yollara düşüldüğünde, bir gezide birden fazla kıymetli Âlim ve mütefekkire ulaşmak sohbetlerine katılıp ilmi tecrübelerinden faydalanmak mümkün. Aslında seyahatler kendimizi zorlamamız gereken bir hakikattir. Çok iyi bir ilim talebesi olmamakla beraber seyahatlerden 25 yıldır kazanıyorum. 

A) İlim nedir? Nasıl elde edilir ve nasıl yaşanır?

Nevşehir’e ilk davet edilişim yaşadığımız dünyada kolay bulunamayacak bir alimle tanışmak içindi. Muhterem Zeki Soyak hocamızı tanımak benim için yeni bir yolun başlangıcı olmuştur. Neler öğrendiğimi kendi hayatından yazabiliriz. Zeki Soyak Hocamız, faziletli bir toplum için İslam ahkâmını anlamış ve anlatma gayretinde, mefkûresi İslam olan, ölçülü ve dengeli bir Umman idi. Bize yaşayarak örnek oldu. Allah ondan razı olsun.

B) İlmin Edebe Bürünmesi

M. Emin Saraç, O. Nuri Topbaş, Ahmet Yaşar, Yaşar Kandemir ve Nurettin Soyak hocalarımı ziyaret ettiğimde ilmin sadece bilmek olmadığına şahid oldum. İlmin bir edep, hayatın tamamını kapsayan bir değer ve İslam yolunda en büyük hizmet alanı olduğunu gördüm.

C) Fıkıh Meğerse Bir Sevdaymış

Cevat Akşit, Halil Gönenç, Hayreddin Karaman, Yunus Apaydın, Cemil Usta ve Ahmet Ünsal hocalarımı tanıdığımda fıkıh ilminin ne kadar da önemli ve üzerinde söz sahibi olabilmek için ne denli büyük bir çalışma yapılması gerektiğini gördüm.

D) Hocalarımızdan Sevda Öğreniriz

Peygamber sevgisi, sahabe sevgisi, hizmet sevdası sadece okuyarak elde edilemez. Yaşayanlardan istifade etmek öğrenmenin en kolay ve en etkili yolu diye düşünüyorum. İhsan Süreyya Sırma, Halil İbrahim Kutluay, Ahmet Belada, M. Emin Yıldırım hocalarım bana ve binlerce insana Siyer’i ve Tarih’i sevdirdiler. 

E) Harekette Bereket Vardır

İslam’a hizmet etmek örnek şahsiyetleri okumak ve anlamakla kolaylaşır. Hele dava adamları ile birlikte olma, teori ve pratiği aynı anda yaşamak olur. İmam Hasan El Benna gibi yakın tarihimize damga vurmuş önderleri anlamış ve bizlere de uygulayarak aktaran Nureddin Yıldız, Ramazan Kayan, İhsan Şenocak ve Abdullah Yıldız gibi hocaları tanıdık ve nasiplendik.

F) Hizmet İşi Alan İşi Değil Adam İşidir

Attığımız başlığa yaraşır şekilde yaşayan onlarca Muvahhid Müslüman tanıdık ve istifade ettik. S. Mehmet Şen hocayı tanıdım kalbimize hizmet sevdası aşılayan peygamber aşığı, yaşadığı çağı bilen ve yorumlayan. Hasan Basri Çantay Meal Tefsirini sevdiren hem ziraatte, hem davasında çalışkan ve söz sahibi.  

Yakın tarihi anlatırken olayları yaşarcasına aktaran ve dinleyenleri de hadiselerin içine çeken en ince detayına kadar da hissettiren Süleyman Arslantaş var hayatımızda Elhamdülillah.

Müslümanların derdini dert edinen ve kendi hastalıklarına bakmadan hep koşan ve koşturan Ankara’nın hocası Hüsnü Aktaş hocam var.

Kendilerini gördüğümüzde, okuduğumuzda dava adamlığı nasıl olur sorusunun yanıtını bulduğumuz nice büyüklerimiz var şükürler olsun.

Daha yazmam gereken o kadar çok kişi ve çıkarımlar var ki, kitap yazmaya götürür.  Rabbim bizleri hüsnü niyet, sağlam ilim ve salih amel sahibi eylesin. Hocalarımızdan ebeden razı olsun.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mayıs 2019

Sayı: 25

Genç Adam Arşiv