Şubat 2014 Cihad BAYKARA A- A+
A- A+

Şehadet Sancağını Kaldırmaya Var Mısın?

Şehadetten söz açılmışken…

Kelamdan ve vereceğimiz rahatsızlıktan önce;

Hazır bulmayı değil, hazır bulunmayı düstur edinmiş yüreklere selam olsun.

Zamanlar boyu sancaklar altında toplananları yazan tarih; belki birkaç asır belki de daha yakın bir zaman sonra içinde bulunduğumuz zaman için sancakları değil sancak arayışlarını yazacak. Zira geçmişten gelen bütün birikimleri altüst etmiş olan şu zamanda, ışıkları söndürülmüş bir dünyada kör ebe oynamaya itilmiş olan çoğu insanın hayatı, küfre isabetsiz bir mermi bile atamadan sancağı arayıp durduğu yollarda yitip gitmektedir. Ne mutlu sancağı bulup kaldıranlara ki biz onlara şehid, cepheyi bulmamızı sağlayan bu sancağa da şehadet diyoruz.

Şehidlerin kanıyla bereketlenerek mütefekkir ve âlimlerin ilmek ilmek dokuyarak belli bir noktaya getirdiği, Üstad Necip Fazıl’ın ‘yıllardır inşası yolunda kan terlediğimiz yeni gençlikten, ilahi lütufla, bir yankı duvarı teşekkül etmiş ve eski sıpaların yerini yeni cins küheylan yavruları almaya başlamış’ dediği şu zamanda Müslüman’a göz açtırılmayan bir buçuk asırdan sonra şehadet sancakları görünmeye başladı. Kişilerle özdeşleşmiş kıyamlar yerini Müslüman halkların toplu kıyamına bıraktı.

Üç yıl önce ‘bu yolun sonu Kudüs’ diye başlayan Suriye kıyamı; Türkiye’den, Balkanlar’dan, Afrika’dan, Arap Coğrafyası’ndan cihada koşan erlerin de yardımıyla devam ediyor. Mısır halkı Firavun torunlarına karşı ayakta. Doğu Türkistan, Filistin, Moro, Patani ve haritada yerini göstermekte zorlanacağımız birçok coğrafya, yıllardır her türlü zulme ve asimilasyona karşı direniyor. Ve Türkiye, bütün bir ümmeti haklı davasında, usanmak ve yorulmak bilmeden bir zulüm coğrafyasından diğer zulüm coğrafyasına koşarak kucaklamaktadır. Bu tablo karşısında kim ne derse desin ‘İttihad-ı İslam’ gönüllerde kurulmuştur. Bedenleri yıkmakla gönüllerdeki birliği de yıkabileceğini zanneden küfrün temsilcileri İslam Coğrafyası’nı kana buluyor. Sonuç; her yer katliam, her yer şehid, her yer yetim…

Her şeyden önce çok iyi biliyoruz ki Müslüman için kötü son yoktur. Bu bilginin gereği olarak diyoruz ki; bütün dünya karşımızda da olsa Allah’ın yanımızda olduğunu bildiğimiz sürece, ne ‘kınayanın kınamasından’ ne Müslüman’ın Müslüman’a taktığı ‘terörist’ yaftasından ne de vicdansızlığına dilindeki ‘anti-emperyalizm’ yalanını maske etmiş ‘sosyal faşistlerden’ korkmayacağız. Dil ve ırk ayırt etmeksizin hem beyni ve kalbi küfrün çeşitli telkinleriyle zulüm altına alınmış Müslümanlar için hem de bedeni küfrün bombalarıyla ezilmiş mazlumlar için gerektiğinde zamanımızı, gerektiğinde malımızı ve nihayet gerektiğinde canımızı vermekten asla geri durmayacağız.  Yetim kalmış Müslüman çocuğun gözyaşını birkaç kilo ananasa satmayacağız.

‘Hazır olda değildik, rahat da durmayacağız.’

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2014

Sayı: 4

Genç Adam Arşiv