Kasım 2021 Enes Kılıçoğlu A- A+
A- A+

Ruhun Sporu

Spor,  insanın beden ve ruh yapısını geliştirip koruyan, insan iradesini güçlü kılan, bununla birlikte grupla hareket etme bilincini oluşturarak dayanışma içinde kalınmasını sağlayan, bedeni ve ruhi güç ile üretkenlik kazandıran bir aksiyondur. Sporun sağlık üzerine etkisi denilince genellikle bedensel ve fiziksel katkıları ilk olarak akla gelmektedir. Ancak biz sporun ruh sağlığımızla olan münasebetine değinelim.

Son yüzyılda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşadığımız teknolojik gelişmeler, temel ihtiyaçların temininden tutalım da,  eğitim ve boş zamanda yapılan aktivitelerle ilgili araç gereçlerde ciddi bir değişim meydana getirdi. Tüm bu gelişmelerin doğal sonucu olarak da bu dönüşümün ve değişimin sağladığı olanaklardan bir taraftan yararlanırken diğer taraftan ciddi sağlık tehditlerine açık hale geldik.

Bu sağlık tehditlerinin başında,  sedanter(hareketsiz) yaşamın insanın ruhunda yapmış olduğu hasar akla gelir. Spor, egzersiz ve aktivite esnasında salgılanan bir takım özel hormonlar sonucu antidepresan benzeri etki oluşmaktadır. Çalışmalar sporun düşük ve orta düzey depresyonu antidepresan ilaçlar kadar iyi tedavi edebildiğini gösteriyor. Depresyon belirtilerini hafifletmenin yanında düzenli bir spor takvimine sahip olmak depresyonun tekrar etmesine de engel oluyor. Bu sebeple spor günlük olarak hastalarımıza reçete ile birlikte önerdiğimiz bir tedavi biçimidir. Bu nörokimyasal hormanlardan bir tanesi endorfindir;  hareket ve egzersiz endorfin salgılanmasını sağlıyor ve de bu durum kendinizi iyi hissetmenize, ruh halinizin iyileşmesini sağlıyor.

Spor, çoğunlukla bireyin sosyalleşmesini de sağlamaktadır. Özellikle günümüzde gençlerde gözlemlediğimiz mevcut durumda spordan ve hareketten uzaklaştıkça gençler ekrana hapsoluyor, yalnızlaşıyor, iletişim kabiliyetlerini yitiriyor. Bu doğrultuda yapılan bir çalışmada herhangi bir sosyal ve sportif aktivitede yer almamanın ve bu aktivitenin belli bir program, denetim ve amaç çerçevesinde olmamasının akademik başarısızlık, antisosyal tavırlar, intihar ve madde kullanımı ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Spor yapan ve yapmayan 14-18 yaş aralığındaki lise öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirilen büyük bir çalışmada; spor yapanların yapmayanlara göre daha olumlu ‘kendi’lik imajına sahip oldukları, spor yapanların daha az oranda alkol ve madde kullandıkları, spor yapanların daha düşük depresyon ve anksiyete düzeyine sahip oldukları tespit edilmiş. Spor ve fiziksel etkinliklerle stres, kaygı ve depresyon düzeyi arasında ters orantılı; benlik saygısı ve kendilik algısı ile doğru orantılı bir ilişki olduğu birçok çalışmada saptanmış. Ayrıca düzenli egzersiz yapan ergenlerin anne-babalarıyla daha az çatışma yaşadığı, daha az depresif belirti ve madde kullanımı tanımladığı, akademik başarılarının ortalamanın üstünde olduğu bildirilmektedir. Sporun bilinen bu olumlu etkileri kimi zaman ruhsal hastalıkların tedavisinin bir parçası durumuna gelmesini sağlamıştır.

Her çocuğun ve gencin zamanında ve isabetli olarak kabiliyetine uygun branşlara yönelebilmelerini sağlamak, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesinde sıhhatli toplumların oluşmasında önemli bir araç halini almıştır. Bu doğrultuda ebeveynlere önerimiz evlatlarının ekran zindanından azad olabilmeleri, ruhen ve bedenen sağlıklı kalabilmeleri için fıtratlarına uygun spor alanlarına yönlendirmeli ve kendileri de sıklıkla eşlik etmelidir.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2021

Sayı: 35

Genç Adam Arşiv