Mayıs 2015 Ömer Faruk ÖZCAN A- A+
A- A+

Röportaj: İyilikhane

1.   ‘İyilikhane’ çatısı nasıl oluştu ve ‘İyilikhane’ fikri hangi atmosferde ortaya çıktı?

İyilikhane’nin hikâyesi bundan dört yıl öncesine dayanıyor. 2011 yılında Afrika’da yürütülen katarakt ameliyatları projesine Boğaziçi Üniversitesi’nde okuyan bir grup arkadaşımız ile 360 TL bağış toplayarak ve üç kardeşimizin gözlerine nur vesilesi olmak hedefiyle yola çıkmıştık. ‘Kitap Ayracı’ Projesi ismini verdiğimiz çalışmamızda kitap ayracı, not defteri, rozet gibi küçük, özgün ve sevimli ürünler hazırladık. Bunları hayra aracı kılmaya niyetlendik.

Projemiz kısa sürede büyüdü ve hayallerimizin çok ötesine ulaştı. Üç sene içerisinde 65 şehirden 400’ü aşkın öğrencinin desteği ve aktif çalışmalarıyla 430 bin TL bağışa ulaştık. Önce 21 katarakt ameliyatı yapılmasına, sonra Malavi’de 46 kişilik bir yetimhaneye, Tayland-Patani’de 360 kişilik bir okul inşa edilmesine vesile oldu. Bu yıllarda gönüllü arkadaşlarımızla daha kolay iletişim kurabilmek ve hayra yönelik motivasyonumuzu diri tutabilmek için ‘İyilikhane Platformu’ isimli bir e-posta grubu kurduk. Böylece sosyal medya üzerinden de faaliyetler düzenlemiş olduk. Rabbimizin yardımı ve bereketine şahit olduğumuz tüm bu çalışmaların sonunda, yetim ve muhtaç çocuklar için iyilikleri planlamak adına profesyonel zemine geçmek gerektiğini düşündük. Ardından ‘İyilikhane Yetimlerle Dayanışma Derneği’ni kurduk.

2.   Bu yola çıkarken size cesaret veren neydi?

İlk başta küçük bir hedefle projemizi başlatmıştık. ‘Bizden’ karakterlerle süslediğimiz kitap ayraçlarımız ve sonrasında büyük bir özveri ile ürettiğimiz rozet, anahtarlık, defter vb. ürünlerimiz arkadaş çevremizin çok dikkatini çekti. Hızla yayılan ve büyüyen projemize gösterilen teveccüh motivasyonumuzu daha da artırdı. Rabb’imizin bereketini ise her daim üzerimizde hissettik, hissediyoruz. İnanıyoruz ki biz besmeleyi çekersek, Allah yapılan işin sonunda şükretmeyi de nasip edecek. İyilikhane’nin kurumsallaşma sürecinde ise ‘aktif gönüllülerimizden gelen mesajlar-telefonlar’ ile ‘yeni bir çalışmanın başlaması için sabırsızlanan arkadaşlarımızın enerjileri’ bize cesaret verdi diyebiliriz.

3.   Çalışmalarınızı kolaylaştıran ve zorlaştıran etkenler nelerdir?

Gerek yardımların ulaştığı insanların gerekse de aynı istikamette koşturduğumuz arkadaşlarımızın samimi duaları çalışmalarımızı kolaylaştıran etkenlerin başında geliyor, sanırım. Sebepler dairesinde ise genç olmamız ve gençlere, öğrencilere hitap ediyor olmamız en önemli faktörlerden birisi. Bitmek bilmeyen bir enerji var karşımızda ve bu enerji iyilik için yönlendirildiğinde ortaya çok güzel sonuçlar çıkabiliyor. Ayrıca İyilikhane’de her yaştan gönüllünün yapabileceği bir şeyler var. 7-8 yaşındaki gönüllülerimiz bile ‘İyilik Heybesi’ adını verdiğimiz hediyeleşme sistemimizden ürünlerimizi alarak arkadaşlarına tanıtıyor ve yetim kardeşleri için bir çalışmaya dâhil olabiliyorlar.

Çalışmalarımız esnasında elbette karşılaştığımız zorluklar da oluyor. Bunlardan birisi sponsorluk meselesi... Biz ürünler vasıtasıyla bize ulaşan bağışların tamamını yetim fonuna aktarmak istiyoruz. Ancak ürünlerin maliyeti için gerekli olan meblağı karşılamamız bizim için çoğu zaman sıkıntı verici oluyor.

4.   İyilikhane’yi tanımlayan değer hangisidir?

Allah Rızası, Kardeşlik Duygusu ve Samimiyet olarak özetleyebiliriz.

5.   Faaliyetleriniz esnasında karşılaştığınız bir hatırayı bizimle paylaşır mısınız?

Üç yıllık sıkı çalışma süresince gözlerimizi yaşartan ve ömrümüzün sonuna kadar unutmayacağımız çok güzel anılar var hatrımızda. İzninizle şu ikisinden bahsetmek isterim.
-Projeye ilk başladığımız zamanlarda… Yani tüm ayraçların tek tek elle çizilip kesildiği ve çok zaman alarak üretildiği dönemde, ürünlere çok teveccüh olduğu için üretime yetişmekte zorlanıyorduk. Sıkıştığımız bir akşam küçük bir yardım duyurusu yaptık arkadaş çevremize. Hemen akabinde birçok arkadaşımız ellerinde makasla yardıma gelmişti. Muhabbet ederek sabaha kadar kitap ayracı hazırlamıştık. Herkesin kendi yeteneği, çevresi ve imkânı yettiğince işin bir ucundan tutmasına şahit olmamız, projemize dair en güzel şeylerden biriydi.

-Yine, bu ürünleri sergilediğimiz ve yetim çocuklar için çalışmalar yaptığımız bir günde açtığımız standımıza bir çift yaklaşmıştı. Önce kendi aralarında sessizce ufak bir istişare yaptılar. Ardından stant görevlisi arkadaşımıza yaklaştılar ve dediler ki “Bizim yetim çocuklar için verecek başka hiçbir şeyimiz yok.” Ve alyanslarını masaya bırakıp gittiler. Alyans, onların hayatlarında en kıymetli şeydi belki de. Onlar, kendileri için en değerli olanı, en çok içlerine dokunanı bağışladılar. Ve Allah’ın kendilerine sunacağı en güzel berekete talip oldular. Allah hepsinden razı olsun.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mayıs 2015

Sayı: 9

Genç Adam Arşiv