Şubat 2015 Bilal İNAL A- A+
A- A+

Müzik Ruhun Suni Gıdasıdır

Henüz akıllı telefonlar çıkmamıştı. Telefon, fotoğraf makinası, bilgisayar, mp3 hepsi ayrı ayrı aletlerdi. O yıllarda gençler arasında bir mp3 çalar modası başlamıştı. Ebeveynlere gerekliliği anlatılamadığından harçlıklar biriktirilerek alınırdı. O modaya uyup bir tane de ben almıştım. Tabi moda gereği olduğundan içini nasıl dolduracağımız konusunda bir fikrimiz yoktu. İçini modaya uyarak popüler müzik parçaları ile doldurmuştum.

Bir gün mp3 çalarımı bir arkadaşıma ödünç vermiştim. Geri alırken arkadaşım içindeki parçaları bana yakıştıramadığını ve çoğunu sildiğini söylemişti. O zamanlar aynı parçaları tekrar yükleyecek teknoloji de elimizde olmadığından mp3 çalarım birkaç hafta boş kalmıştı. Bu dönemde ruh halimde büyük değişikler hissettim. Hayat daha da canlanmış, içimde bir heyecan ve hareketlenme oluşmuştu. Ağır çekimde ilerleyen hayat sanki normale dönmüştü. Müziklerden uzaklaşmanın etkisini bu kadar belirgin bir şekilde hissedince diğer arkadaşlarımı gözlemledim. Kendisini belli tarz müziklere kaptıran arkadaşların onunla ilgili duyguları abartılı yaşadığını hatta bir kısmının hayatında o duyguyu yaşayacak hiçbir olay olmadığı halde o duygulara hapsolduğunu görmüştüm.

Bu gözlemlerimden yıllar sonra bir başka arkadaşım olayı çok güzel karikatürize etmişti. Sabahtan akşama kadar dersle uğraşan bu arkadaşım aynı zamanda müzik dinleyerek çalışırdı. Yine çalışmasına mola verdiği bir gün bana: “Bilal acil sevgili bulmam lazım.” demişti, ben de: “O da nerden çıktı?” dediğimde şu cevabı vermişti: “Sabahtan beri ayrılık müzikleri dinliyorum. Acayip ayrılasım geldi. Ayrılmaya karar verdim ama benim sevgilim yok. O yüzden acil ‘ayrılmalık sevgili’ bulmam lazım.” demişti. Bu  espri bir gerçeği çok güzel ifade ediyordu. Hayatımızda sahip olmadığımız konumların duygularını müzikle öylesine derin yaşıyoruz ki...

Delikanlılık çağında -dünyayı rengârenk görmesi gereken yaşlarda- öyle müziklerle vakit geçiriyor ki gençlerimiz, kendilerini her şeyini kaybetmiş, bir daha da toparlama şansı kalmamış bir ruh haline kaptırıyorlar. Ya da hayatında cesaret örneği olmayan biri bir müzikle büyük bir savaştaki başkahramanın ruh haline soyunuyor. Kafasında sevgiyle ilgili bir şey olmayan biri ise romantik bir müzik eşliğinde kendini üstün bir aşk şairi zannedebiliyor. Hayatı vurdumduymazca yaşayan biri gürültülü birkaç müzik parçasından sonra kendini isyankârlığın zirvesinde bulabiliyor. Stresi hayatının vazgeçilmezi yapan biri ise alaylı sözlerden oluşan parçalardan sonra kendini dünyanın en vurdumduymazı hissedebiliyor.

O kadar çok müzik çeşidi var ki… Duygulardan fakirleştiğimiz şu çağda yeni bir çeşidi daha üretiliyor, tüketmek için. Çocukluğumdan beri, insanlar besin ihtiyacını yemekler yerine tabletlerden karşılayacak şeklinde dillendirilen teknoloji vardı. Bu teknoloji henüz yok ama gerçek duyguların tükenmeye doğru gittiği bu çağda insanın ruhi ihtiyacı olan duyguları karşılayacağı tablet şeklinde sunulan müzik parçaları var.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2015

Sayı: 8

Genç Adam Arşiv