Kasım 2017 Atilla DEĞİRMENCİ A- A+
A- A+

Mücadele Atlarımız

İnsanın yaratılma anından başlayıp da dünyaya gelmesi ve dünyadan ayrılmasına kadar geçen süreci en iyi anlatacak kavram mücadeledir. Mücadele hedefe ulaşabilmek adına verilen sürekli ve güçlü bir çabadır. Aynı zamanda mücadele insanın boş yere yaratılmadığının ve insan hayatının oyun-eğlenceden ibaret olmadığının en sade anlatımıdır.

Mücadele ifadesi insana ilk planda bir hedef çizer. İnsanın bu dünyadaki en temel hedefi rabbini bulmaktır. Bu hedef insanın yeryüzüne gelmesinin asıl mantığını oluşturur. Yani insanı kim terbiye edecek, insanlara kim kural koyacak ve kim sorumluluk yükleyecek? Bu soruların cevabı çerçevesinde rab ya insanı yaratan Allah olacak ya da Allah’ın dışında belirlediği prensipler manzumesi olacaktır.

İnsanın yapısına konulan nefs, insana düşmanlığını fısıltı/vesvese yoluyla sürdüren şeytan ve insanın bizzat kendi cinsi mücadelenin ortaya çıkma nedenidir. İnsan bu düşmanlarının bitmez tükenmez isteklerine karşı sürekli ve planlı bir çalışmanın içerisine girmeli ki yaratıcısının kendisinden istediği kulluğa erişebilsin. Değilse nefs, şeytan ve diğer insanlar insan üzerinde tahakküm kurarak insanı kör karanlıklara sürükleyecektir.

Mücadele ciddiyet ve devamlılık ister. İnsan; hayatı ve hayat mücadelesini anladıktan sonra ister maddi alanda olsun isterse manevi alanda olsun karşılaştığı hadiselere ve problemlere ciddiyetle yanaşmalı ve önemsemelidir. Değilse insanı her an yanıltabilme ve saptırabilme yeteneğine sahip düşmanlar adeta bir boşluk kollamaktadır. Çünkü düşmanlar için Allah’ın yolundan alıkonulmuş her kişi bir kazançtır.

Kur’an mücadele örnekleriyle doludur. Verilen mücadele örnekleri mücadelenin süresini iki farklı şekilde anlatmıştır. İlk olarak verilen süre insanın kendisiyle sınırlıdır. Ki rabbimiz “Yakîn sana gelinceye kadar rabbine kulluk et.” (Hicr, 99) buyurur. Öyleyse kişisel mücadele ölünceye kadardır. İkinci mücadele süresi ise “Fitne ortadan kalkıncaya ve din yalnızca Allah’ın oluncaya kadar…” (Enfal, 39) ayetiyle belirlenmiştir. Bu süre yeryüzüne gelecek olan tüm Müslüman toplumların anlaması gereken süredir.

Mücadele için hazırlık yapmak şarttır. Düşmanın ne zaman, nereden saldıracağı belli olmadığı için gelmesi muhtemel saldırıları da önlemek maksadıyla hazırlıklar yapmamız gerekiyor. Rabbimiz bu konuda “Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın ki böylece hem Allah’ın düşmanı hem de sizin düşmanınız olan insanları ve onlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği kimseleri korkutup caydırabilesiniz…” (Enfal, 60) buyurmaktadır. Bu emir çerçevesinde hazırlayacağımız atlar; terbiye edilmiş nefs, kulluğu anlamış heyecan ateşi, ufku ayetlerle süslenmiş ve sebatı öğrenmiş zihin, tembelliğe ve laçkalığa yer verilmemiş beden, cenneti hedeflemiş gönül, ihtiyaçlarını ve önceliklerini Allah’a göre belirlemiş irade, yola revan olmuş ve birlikte çalışmaya hazır hale gelmiş arkadaşlar ile Allah yolunda yürüyen Müslüman topluluklardır.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2017

Sayı: 19

Genç Adam Arşiv