Kur’an’a Göre Dört Terim
Kasım 2016 Hasan MACİT A- A+
A- A+

Kur’an’a Göre Dört Terim

İslam terminolojisinde temel teşkil eden ve Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde geçen düşünce eylemi, İslam kültür tarihinde gelenek ve göreneklere yön veren insani bir çabadır. Arapçada düşünceyi ifade eden kelimelerin başında; tezekkür, tedebbür, teakkül, tefakkuh gelmektedir.

Tezekkür

Zihnin sebepler üzerinde yoğunlaşmasıdır. Geçmişe yöneliktir. Hatırlama eksenlidir. Derin düşüncedir. Unutan insanın hatırlamasını ister. Zihinde hıfzedilmiş bilginin kalple hatırlanması ve dille telaffuz edilmesidir.

Allah Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de “And olsun biz Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?” (Kamer, 17) “Şüphesiz bunlar bir öğüttür. Kim dilerse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.” (Müzzemmil, 19) buyurmaktadır.

Tezekkür öğüt almak demektir. Ölümden, kıyametten, insanın çaresizliğinden, Allah’ın mutlak hükümdarlığından, cennet ve cehennemden bahseden, yer yer dehşetli uyarılarda bulunup yer yer müjdeler veren ayetler, eski ümmetlerin başına gelenleri ortaya koyan Kur’an kıssaları... Bütün bunlar silkinip toparlanmamız, kendimize gelmemiz için bizlere haykırıyor.

Tedebbür

Zihnin sonuçlara ve maksatlara yoğunlaşmasıdır. Geleceğe yönelik derin düşüncedir. Tedbir alma eksenlidir. Bir şeyin önüne arkasına bakarak geleceğe yönelik tedbir alma amacıyla düşünmektir… Bir işin neticelerini, akıbetini başından hesaplama, bir konunun ve bir kelimenin kökenine inerek arkasındaki hakikatin araştırılması yani herhangi bir sorunla karşılaşmadan önce tedbir alma eylemidir.

Allah Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de “Onlar Kur’an’ı tedebbür etmezler mi? Yoksa kalpleri kilitli mi? (Muhammed, 24) buyurmaktadır. Başka bir ayet-i kerimede ise “(Resulüm) Sana bu mübarek kitabı, ayetlerini tedebbür etsinler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik. (Sad, 29) buyurmaktadır. Rabbimiz bu ayet-i kerimelerde muttakilere yol gösteren Hz. Kur’an-ı ve çağımıza ışık tutacak olan mesajlarını düşünüp onun hükümlerine göre hayatımıza yön vermemizi, muttakilerden olmamızı istiyor.

Kendi yaşadığı döneme de günümüze de ışık tutan büyük mütefekkir İmam Gazali şöyle der; “Tedebbür huzur-ı kalb’den yani kalbin dünya meşgalelerinden sonra gelir. Kur’an-ı Kerim’i okumaktan maksat onun ayetleri üzerine derin bir düşünce ile yaklaşmaktır. Bunun için Kur’an’ı ağır ağır okumak sünnettir. Günümüzde gözümüzden kaçan veya ikinci planda tuttuğumuz, günlük hayatımızı işgal eden bazı unsurlar Kur’an-ı Kerim’i hakkıyla tedebbür etmemize engel teşkil etmektedir.”

Genç Adam; bu yüzden dünya hayatını aldatıcı bir oyun sahnesinden ibaret olduğunu hiçbir zaman unutmamalısın. Nerede olursan ol her an rabbinin müşahedesi altında olduğunun farkına varıp kendi nefsinin esiri değil İslam’ın yılmaz bir eri olmak için bütün benliğinle çalışmalısın.

Teakkül

Zihnin sebepler ve sonuçlar arasında derinlemesine bağ kurmasıdır. Sebep sonuç, illet hikmet, eser müessir, fail fiil, Halik mahlûk, sanat sanatkâr hülasa her şeyle bir şey arasında bağ kuran düşünceye teakkül denir. Akıl, bağ kuran demektir. Geçmişe yönelik tezekkür ile geleceğe yönelik tedebbür arasında bağ kurma yeteneğini kullanmaktır. “And olsun; o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Yine de aklınızı kullanmıyor muydunuz?” (Yasin, 62)

Genç Adam; bugün İslam gençliğinin nereye gittiğini hiç düşündün mü? Geçmişe ibret nazarıyla bakmaz mısın? Koca dağların yüklenemediği sorumluluğu sen yüklendin! Sen, Kisra’ların saraylarını yıkan ve onların tağutî düzenlerini altüst eden o kutlu nebinin özlemle yâd ettiği ahir zaman ümmetisin. Emri bil maruf ve nehyi anil münker görevini şartlar ne olursa olsun ihmal etmemelisin.

“Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?” (En’am, 32)

Genç Adam; Rabbinin vaat ettiği altından ırmaklar akan cennetler seni heyecanlandırmıyor mu? Yoksa dünyanın bitmek tükenmek bilmeyen telaşı sana gerçek yurdunu mu unutturdu? Sen de cennetin kokusunu alıp meydana atılan Enes b. Nadr’ın sadakati var. Efendimiz havz-ı kevserin başında hasretle seni bekler…

Tefakkuh

İlmihal tefakkuh ile elde edilir. İnsanın halinin ilmini bilme ilmi olan fıkıh ilmine bunun için fıkıh adı verilmiştir. Aslolan fıkıh tahsil etmek değil, tefakkuh etmektir. Bilinenden bilinmeyene, görünenden görünmeyene ulaşmaktır. Eşyanın hakikatine varma, perdenin arkasını görebilmedir.

Asıl fakih, fıkhı derinlemesine bilen değil işin özünü kavrayandır. İbn Abbas radiyallahu anh’a göre fakih, dünyaya mesafeli olan kişidir.

Kardeşlerim, Hz. Kur’an’ı, eşyanın hakikatini, bâtıni âlemin manevi esintisini, kâinatın dilini anlamak için zühdü hayatımızın merkezine yerleştirmemiz gerekmektedir. İslam’ı önce hakkıyla tatbik etmemiz ardından da tebliğ etmemiz gerekmektedir. En güzel akıbet muttakilerindir.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2016

Sayı: 15

Genç Adam Arşiv