Mayıs 2022 Mehmet Akif Köse A- A+
A- A+

Kendini Kandırma

Bütün mevcudatı yaratan Allah Teâlâ bizleri de insan olarak yarattı. Düşünen, hareket eden, konuşan canlı bir varlık. İnsan olarak bizler her halimiz ve durumumuz ile de diğer canlılardan ayıran özelliklerimiz mevcut. Ayrıca diğer canlıların ayrı ayrı sahip olduğu hasletlere de insan tek başına sahip olmuştur. Bir kısım canlılar sürünür, bir kısmı dört ayağı üzerine yürür, bir kısmı iki ayağı ile hareket eder, bir kısmı zıplar, bir kısmı tırmanır, bir kısmı hızlı, bir kısmı yavaş hareket eder. Bu kadar birbirinden ayrı olan faaliyetleri insan tek başına hayatı boyunca hiç zorlanmadan yapar. Bu kadar ortak özelliklere sahip bir canlı olan insanı diğerlerinden ayıran bir özelliği akıldır.

İnsanın tanımı olarak “حيوان ناطق” yani “düşünen canlı” olarak kabul edilmiştir. “Nutk” özelliği insanı diğer canlılardan ayıran özelliği olmuştur. Nutk düşünme, konuşma demektir. İnsan hem iç sesi hem de dış sesi olarak konuşarak düşünmektedir. Konuşma insanın iç dünyasının dışa bir yansıması da olmaktadır. Ve denilmiştir ki “İnsanın zikri neyse fikri odur, fikri de neyse zikri de odur.” İnsan konuştuğunu düşünür benimser, fikrini de konuşur. O halde insanın benimsemediği, kendi düşüncesi olmadığı bir şeyi uzun süre saklaması mümkün değildir.

İnsan tabiatı itibariyle medeni bir varlıktır. Bir insan diğer bir insana ihtiyaç duyar ve onunla birlikte yaşamaya gayret eder. İşte insanın bu medeni tarafını inşa eden ve etkileşimi sağlayan özelliği konuşmasıdır. İnsan ihtiyacını dile getirir ve karşılığı diğerlerinden bekler. İnsanın burada gerçek olan ve olmayan sözlerine göre insan ilişkileri kurulur. Yalancı çoban hikâyesinden de hep bildiğimiz gibi yalan ihtiyaçlar ile kandırdığımız toplum, gerçek ihtiyaçlarımız esnasında bize güvenmekte zorlanacaktır. Ve hakikat er geç ortaya çıkmaktadır.

İnsan ilişkileri sözler üzerine kurulmaktadır. Söz insanlar arasında senet hükmündedir. Ona insanlar hareket eder. Verilen, konuşulan sözlere göre ilişkiler kurulur. İşte burada insan kendi içerisinde, iç dünyasında da konuştuğu sözlere göre kararlar verir, fikir sahibi olur, işler yapar. Ve insanın iç dünyasında kendi olarak kabul etmediği, benimsemediği bir şeyi dışarıya kabul ettirmesi de mümkün değildir. Önce insan kendi kabul eder ve etrafına kabul ettirir. Yani yanlışa önce kendini inandırarak başlar ve etrafını da ona göre kandırır. Bu durum da önce fikri olarak değil fiili/davranış olarak başlar. İnsan öncelikle yapmadığı işleri yapıyormuş gibi demeye, anlatmaya başlar. Daha sonra sahip olmadığı düşüncelere sahipmiş gibi konuşur ve en sonunda da yapmayacağı, yapamayacağı ileri konuşmaya başlar. Aslında kendini yalandan çevrili bir hayata hapseder. Kendi olmadığı, hep başkası olduğu bir hayat yaşamaktadır. Ancak insan şunu unutuyor ki bizleri yoktan var eden Allah Teâlâ, insanın her halini en iyi bilendir. Allah Teâlâ her an herkesi görür ve bilir. Ve bunun delili olarak de bizlere der ki: “Ey iman edenler! Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında çok çirkin bir davranıştır.”[1]

Allah Teâlâ bizleri hakkıyla bilendir. O halde kendimizi kandırmayalım. Yapmadığımız, yapmayacağımız, benimsemediğimiz, samimi olmadığımız davranış ve sözlerden uzak duralım.

 


[1] Saff suresi 2-3. Ayeti kerime

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mayıs 2022

Sayı: 37

Genç Adam Arşiv