Kasım 2022 Atilla DEĞİRMENCİ A- A+
A- A+

Hayat Şarjımız, Muhabbet

Hayatı imtihan boyutunda göremeyen ve bu anlayıştan uzaklaşan her Müslüman zamanla piyasanın arabesk kültüründen etkilenerek hayatı ağır bir yük olarak algılamaya başlıyor. Başına gelen veya karşısına çıkan her zorluğu bitmişlik, tükenmişlik sendromuyla yorumluyor. Neredeyse yerinden kalkacak, hareket edecek mecali kalmamışçasına durağanlaşıyor. Ve mevcut sorunlu durumun düzeltilmesi adına hiçbir eylemi bile bulunmuyor.

İnsanız. Yaşadıkça yoruluyor ve karşılaştıklarımızla yıpranıyoruz. Hep yeni başlangıçlar arıyoruz. Maalesef başlangıçlarımız kısa bir zaman dilimini kapsamaktan öteye geçemiyor. Neyi yanlış yapıyoruz da heyecanımız kısa süreli oluyor? Veya bu sorunun çözümü ne ile nereden başlaması gerekiyor? Nice zamandır bu sorunun cevabını arıyordum. Müslümanı hayat boyu motive eden, karşılaştığı zorlukları kolaylaştıran ve idealine ulaşmakta sebat ettiren ne idi?

İşte, karanlıklarda yol aydınlığı olan, çıkmaz sokakların rehberi olarak yön belirleyen ve bitmeyen mücadelenin azmi olan şey muhabbet idi. Bizden öncekilerin hayatlarına yansıyan ve yaşadıkları zamanlara yansıttıkları muhteşem nimet muhabbetti.

Yaygın kullanışta sevgiyle karıştırılan muhabbet için gönülden yakınlık duymak veya gönül güzelliğinden kaynaklanan saygıya dönük sevgidir denilmiş. Muhabbetin gönül merkezli olması Rahmani olduğunun göstergesidir. Zaten biz Müslümanlar için her şeyin olduğu gibi muhabbetin kaynağı da Allah’tır. O’ndan dolayı gönlümüze koyar ve O yarattı diye severiz. Ki muhabbet duyduklarımız hem dünyada hem de ahirette bizi tanımlayacak en önemli araç olacaktır.

Hayatını Allah’a muhabbet temeliyle inşa eden/etmeye çalışan insanların hayat enerjisi her zaman en zirvede yer almıştır. Ne durmak bilmişler, ne susamak ne de acıkmak. Muhabbet doğruya odaklanınca mallarını, ailelerini ve nihayetinde canlarını Allah’ın yolunda seferber etmişlerdir. Yıpranmışlar ama yılmamışlar. İşte bizim aradığımız veya bizlerde eksik olan da bu muhabbettir.

Allah’a, Rasulullah’a ve Müslümanlara muhabbet besle(ye)meyen insanlar dünyada hangi iyiliği organize etmiştir acaba? Muhabbeti kuşanamamış ama ırkçılığın ve menfaatçiliğin hodgamlığı içerisinde boğulan bu insanlardan nasıl medeniyet tezahür edebilir ki? Ufkunu küfrün karanlığı, şirkin pisliği bürümüş olanlar insanı ve eşyayı niye sevsin ki? Muhabbet eksikliğinin insandaki soruları ve sorunları elbette bunlarla bitmeyecektir.

Bir de günümüz insanlarının boş, gereksiz lakırdıları ve daha da iğrenci günaha sürükleyen konuşmaları muhabbet diye anlatmaya çalışması muhabbeti anlamadığının apaçık göstergesidir. Hâlbuki muhabbet; gönülden yakınlık hissederek insanların dertleşmesi, sıkıntıların giderilmesi için hasbihal edilmesi ve Allah yolunda istikamet üzere yol alabilmek için yardımlaşılmasıdır. Bu çerçevede ilim, arkadaşlık, kardeşlik ve en önemlisi haşyet duygusu muhabbetin dinamikleridir.

İslam toplumunun ferdi olabilmek de ancak muhabbetle başlar. İslam toplumuna gönül veren ve bu işi aşk seviyesine getirebilenler sonraki süreçlerde zorlanmayacaktır. Veya yaşamaya devam ederken oluşacak hedef sapmaları ile heyecan kırılmalarının tedavisi muhabbetin içerisinde gizlidir. Muhabbeti Allah’a dönük olmayanlar ise bu dünyanın gelgeç sevdalarına kapılarak kaybolacaktır. Vesselam…      

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2022

Sayı: 39

Genç Adam Arşiv