Kasım 2019 Ömer Faruk ÖZCAN A- A+
A- A+

Gençler Yetişirken Yetiştirecek

Toplumun ihtiyacı olan enerji gençlikte, gençliğin ihtiyacı olan ilim ve tecrübe ise büyüklerindedir. Gençler tarihe damga vuran hareket üstatlarını ve onları yetiştiren kadim ilmi eserleri okuyarak ilmi birikime ulaşacaklardır. Bir yandan da kendilerine ihtiyacı olan gençlere ellerini uzatarak sahip çıkmaları gerekmektedir.

Gençlik İmanın Hareketini Kullanalım

“Biz sana onların başından geçenleri gerçek olarak anlatıyoruz. Hakikaten onlar, Rablerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetini arttırdık.” (Kehf, 13)

Din ve vicdan hürriyeti bulunmayan bir toplumda yaşayan bu gençler, putperest kavimlerine karşı çıkıp göklerin ve yerin rabbinden başkasına ibadet etmeyeceklerini açıkladılar. Ancak gelişmeler karşısında kavimleri arasında Allah’a olan imanlarını serbestçe ifade etme ve inançlarının gereğini yerine getirme imkânı bulamayacaklarını, hatta onların arasında hayat hakkına dahi sahip olamayacaklarını anlayınca, köpeklerini de yanlarına alarak mağaraya sığındılar. Baskı ve zulümden kaçan gençler, Allah’ın yardımını ve bir kurtuluş yolu göstereceğini ümit ederek, “Rabbimiz! Bize rahmet et ve bize bir çıkış yolu hazırla!” diye dua ettiler. Allah onların dualarını kabul etti ve kendilerini orada uzun müddet derin bir uykuya daldırdı.

Bu güzel gençler ilham olmalı,  yüreği iman ile dolu eylemleri ümmeti kapsayacak kadar büyük ve canlı gençliğe. Yeryüzünde imansızlığı yaymakta cesur olan gençler kadar cesur ve yürekli olmak zorundayız.

Allah inancı yok veya eksik Peygamber’e aleyhisselam dil uzatma da sınır tanımayan ve ahireti yok sayan lise ve üniversite gençliği imanı harekete geçen gençleri bekliyor. 

Güzel Ahlak Doğal Tebliğdir

Ahlakı güzel olan neslin yetiştirilmesi kolay değil ama asırlar önce Peygamberimiz aleyhisselam bunu nasıl başardıysa biz de başaracağız inşallah. Bunu yaparken gençliğe de özel önem vermemiz gerekir. Bakın sahabeden Cündüb b. Abdullah r anh demiştir ki: “Bizler bir grup genç Allah Resulü aleyhisselamla beraberdik. O bize Kur’an’ı öğretmeden önce imanı öğretti. Sonra Kur’an’ı öğrendik, onunla imanımız arttı.” (İbn Mâce, Mukaddime, 9)

Mekke’de Dar’ul Erkam, Medine’de Suffe uygulaması Peygamberimizin gençliğin imani ve ahlaki eğitimine ne kadar önem verdiğini ortaya koyan bir uygulamasıdır.

O zaman eş zamanlı bir çaba içinde olacağız. İlkönce güzel ahlakın yaşayan temsilcisi biz olacağız. Sözlerimizle eylemlerimiz aynı olacak ve biz etrafımızdaki gençlere rol model olacağız. Aynı zamanda etrafımızdaki yetişkinlerin ahlaklı davranışlar ortaya koymaları ve gençlere iyi örnek olmaları için gayret göstereceğiz. Gençlerin de hem güzel ahlakı öğrenmeleri hem de ahlaki davranmaları için çaba harcayacağız.

Bu sadece okullarda din kültürü dersiyle olmaz. Bu sadece camide namaz kılmakla olmaz. Özellikle anne babaların güzel ahlaklı ve sözleriyle davranışlarının tutarlı olmasını sağlamak için gayret göstermemiz gerekir. Çünkü çocukların en fazla gördükleri, örnek aldıkları ve beraber oldukları aileleridir. Eğer aile ahlaki güzellikleri çocuklarına aktaramaz hatta onların zıddı uygulamalarla ahlaki değerleri örselerse bunun tamirinin çok zor olacağını bilmemiz gerekir.

Ahlaklı gençleri yetiştirecek ahlaklı anneler, ahlaklı babalar ve ahlaklı ebe-dedeler yetiştirmeliyiz. Bunu başardığımızda ahlaklı bir gençlik yetiştirmek için ümitvar olabiliriz.

Gençleri ahlaklı davranışlarda bulunmaktan alıkoyan kötülükleri engellemek için neler yapıyoruz? Gençlerin hayatına yansıyacak iyilikleri çoğaltmak için neler yapıyoruz?

Tüm Mü’minler gayret edecek, herkes üzerine düşen görevi yerine getirecek, herkes komşunun çocuğunu yetiştirmek zorunda olduğunun bilincinde olacak bu çabalar sonucunda inşallah edepli ve ahlaklı hale geleceğiz ve de edepli ve ahlaklı bir gençlik yetiştireceğiz.

Atalarımız der ki “Çabalayan koyun murdar ölmez.”

İbadet Isı Ve Işık Kaynağımızdır

“Kıyamet gününde dört şeyden sorgulanmadıkça, kulun ayakları yerinden kımıldamaz:

1. Ömründen; onu ne ile yok etti?

2. Gençliğinden; onu nerede çürüttü?

3. Malından; onu nereden kazandı ve nereye sarf etti?

4. İlminden; onunla ne yaptı?” (Tirmizî, Kıyâme, 1)

Başka bir hadis-i şerifte de; “Beş şey gelmeden önce beş şeyi ganimet bil! İhtiyarlığından önce gençliğini, hastalanmadan önce sıhhatini, fakirliğinden önce zenginliğini, meşgul zamanlarından önce boş vakitlerini ve ölümünden önce hayatını!” (Hâkim, el-Müstedrek, IV, 341; Buhârî, Rikak, 3; Tirmizî, Zühd, 25)

Görüldüğü üzere gençlik insanoğlu için çok önemli bir evredir. Gençlik Allah Teâlâ’nın kıyamet günü ilk soracağı sorulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer hadiste de hem bir nasihat hem de bir uyarı mahiyetinde ihtiyarlık gelmeden gençliğin kıymetini bilin diyor. Peki, bu evre neden önemli? Allah Teâlâ zamana vurgu yapıyor, zamanın içinde de gençlik çağını özellikle belirtiyor. Kıymetini bil, üzülme diyor. Allah tüm verdiği nimetler yanında gençlik nimetini nasıl kullandığınızı soracağım diyor.

Peki, bu nimetin kıymetini bilenleri Allah Teâlâ neyle ödüllendiriyor? Hadis-i şerifte belirtildiği üzere kıyamet günü hiç bir gölgenin bulunmadığı zamanda arşın gölgesi altında gölgelenecek yedi sınıf zümreden biri olacaktır. İşte Allah Teâlâ’nın gençliğinin kıymetini bilene, ibadetle geçirene verdiği değer ve ödül budur. Bu evreyi önemli kılan bir diğer temel yapı taşı da imkân ve fırsat meselesidir.

Fatih Sultan Mehmet Han bir şiirinin sonunda şöyle der;

Verseler mülki cihanın tac-u taht-ı devletun

Avnî köyün terkin etmez başına sultan olup

Bu beyti Türkçeden Türkçeye tercüme etmek gerekirse “Dünyanın tacını, tahtını, saltanatını tamamını bana verseler ey sevgili, senin köyünün çevresini terk edip de o tacı başıma alıp bahtiyarlık taslamam.”

Bu beyitte dikkat edilmesi gereken nokta “bu sözleri herkes söyleyebilir, bu yazıyı okuyan sizler de söyleyebilirsiniz, samimi de olabilirsiniz. Peki, Fatih Sultan Mehmet Han’ın sözünü bizim sözden değerli kılan sır nedir? Bu sözün Fatih Sultan Mehmet Han hazretlerinin hayatında imkân ve karşılığı vardır.” Bu sözden de anlaşıldığı gibi sözümüzün veya fiilimizin değeri ona imkânımız, gücümüz varken ayrı bir önem ve anlam ifade ediyor.

Peki, her şeyin bir arada bulunduğu gençlik çağı neden önemli olmasın? Her köşe başında bir günahın bizi ateşe çağırdığı, şeytanın ve ıslah olmamış nefsin tam mesai yaptığı gençlik çağı tabi ki önemli olacak. Bu dönemde yapılan ibadetlerin her biri düşmanla savaşılmış ve kazanılmış bir zaferdir. Peygamber Efendimiz aleyhisselam;

“Hakiki mücahid nefsine karşı cihad açan kimsedir.” (Tirmizî, Cihad, 2) buyuruyor.

Geçmişteki savaşlarda günümüze nazaran göğüs göğüse mücadele daha çok olurmuş. Hani savaşın en şiddetli ve en hararetli olduğu zamanlar olur ya, işte insanın ömründeki en şiddetli savaşlar da gençlik dönemindeki savaşlardır. Bundan dolayı kazanılan her savaş ruhumuzu ulvileştirdiği gibi kaybedilen her savaşta bizi ateşe götürebilir. İşte gençlikte ibadet bundan dolayı önemlidir. Hem günah işlemeye hem de iyiliklerde bulunup ibadet etmeye fırsatımız ve imkânımız varken, biz Allah’ın rızasına uygun hareket edersek, Allah’ımız demez mi “Ey nefsinin isteklerini benim rızam için elinin tersiyle iten genç, sen benim katımdaki bazı meleklerim gibisin?” demez mi? Nitekim bu sözü doğrulayacak ayet ve hadislerde vardır.

Zaman her saniye elimizden kaçıp giden değerli bir madendir. Bu madeni işleyip hayatında değerli bir taşa çevirenler ise Allah rızasına uygun hareket edenlerdir. Gençlik, ibadetleri ile ışığı hem de ısıyı kazanacaktır.

 Allah rızasına uygun hareket edenlerden olmak duasıyla…

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2019

Sayı: 27

Genç Adam Arşiv