Şubat 2016 Muhammed Soner BAŞER A- A+
A- A+

Facebook Arkadaşlığı Değil Ahiret Dostluğu

“Kaç tane arkadaşınız var?” diye bir soru sorsam. Muhataplarımın “birçok” dediğini duyar gibiyim. Arkadaşlık kavramını kullanırken facebook arkadaşlığı değil; Allah rızası için yapılan, sorumluluk taşıyan, ahiret arkadaşlığı arzulayan arkadaşlıklardan bahsediyoruz. Birçok kavramın içinin boşaltıldığı günümüz İslam âleminde Allah rızası için kurulacak daimi bir arkadaşlık, kalabalıkta kaybedilen toplu iğnenin bulunması gibi zordur.

Kalpten kalbe arkadaşlık isteği göndererek dost olmak facebook’taki gibi kolay olabilseydi… Fakat zahmet olmayanda rahmet olmayacaktır. Eğer bir arkadaşlık bizi, hadiste buyrulduğu üzere arşın gölgesinde gölgelenecek yedi gruptan birisi yapacaksa imtihan gereği ona ulaşmak ve onu sürdürmek zahmet gerektirecektir.

Arkadaş olmak sanal âlemdeki gibi bir tık kadar yakınımızda değil; “kalpten kalbe bir yol vardır görünmez.” mısrasında ki yol kadar derinlerde, ruhta gizlidir. Kalbimizden kalbine yani ruhlar arası bir yol oluşan kişilerdir bizim arkadaşlarımız. Ruhumuzun ve kalbimizin uyuşması bize arkadaşlık ve dostlukta ilk kapıyı açar ve o zor bulunan birlikteliğe bir kıvılcım çakar.

Rasulullah aleyhisselam konuyla ilgili buyuruyor ki “Ruhlar, düzenli ordular gibidir, (Ruhlar âleminde) birbirleriyle tanışanlar dünyada kaynaşır, birbirlerini yadırgayanlar da ihtilafa düşerler.” Ruhların arasında bir cazibiyet kanunu vardır. Bir şekilde birbirini bulup çekerler. Aynı cinsten olanlar birbirlerini cezbederler, kalpten kalbe bir köprü kurabilirler. Kimlerle arkadaş olabileceğimiz hususunda kırmızıçizgi belirmiş oldu: Ruhlar uyuşmalı. Kalbinizde ülfet, muhabbet oluşmalı. Anlatmadan halini anlamalı. Söylemeden zihnindekini duymalı. Kelimelerden önce ruhlar kendi âleminde konuşmalı.

Bazı arkadaşlıklar vardır ki daha yeni tanışmışsınızdır o kimseyle fakat inanılmaz bir enerji size o kişinin senelerdir sizinle birlikte olduğu hissini verir. Bir anda o kimseyle arkadaş olmuşsunuzdur. Aslında sıcakkanlı birisi de değilsiniz hatta ilk görenler size çekimser yaklaşır. Fakat yeni tanıdığınız o arkadaşınızda sizi çeken bir şeyler var. Arkadaşlığınız gittikçe ziyadeleşir ve senelerce arkadaşım dediğiniz kişilerin önüne geçebilir bu arkadaşlar. Yeni arkadaşımızla bu kadar samimi olmamıza sebep olan şey nedir biliyor musunuz? Dava arkadaşlığı…

‘Dava arkadaşlığı’ kurduğumuz zaman bunu tüm ruhumuzda hissederiz ve “Salih bir dost buldum.” diyebiliriz. Fakat bulmak yetmez. Zaten çaban doğrultusunda değil, onu ruhun seçerek buldu ve ona kalbinin kapısını açtı. Çünkü kimse bugün çıkayım da bir arkadaş bulayım diye bir çabaya girmez. O kişi ile karşılaştığında ruhun sana usulca fısıldayıp ondan haber verir ve kaynaşmanı sağlar.

Sana düşen, imtihan gereği bu arkadaşlığı Kur’an ve sünnet ışığında sürdürmek ve derecesini yükseltmek. Zira arşın gölgesinde gölgelenenlerden olmak sadece arkadaşlık kurarak değil, Allah için severek mümkün olacaktır. Allah için sevmek de arkadaşlık adaplarını yerine getirmeyi ve arkadaşlık akdine sadık olmayı gerektirir. Arkadaşlık bir sözdür, bir sözleşmedir. Neye dair bir sözleşme peki bu? “Allah için birbirini sevenlerden olup cennette arkadaş şefaatine nail olabilmek ve arşın gölgesinde gölgelenebilmek için.”

Bunun dışında arkadaşlık olur mu? Olur, fakat Müslüman olarak bizler dünyalık bir arkadaşlık, menfi bir dostluk ve nefsanî birliktelikler kurmayız. Menfi çıkarlar doğrultusunda kurulacak arkadaşlıklar her tatminkârlıkta biraz daha amacına ulaşır ve tükenir. Eğer ki arkadaşlık, ruhanî beraberlikten doğuyor ise engeller önünde sarsılmaz ve tatmin olmakla tükenmez. Allah rızası için sevmek bazı adap kurallarına uymayı gerektirir. Bu hususta Hz. Ali kerremallahu vecheh şöyle der: “Senin gerçek arkadaşın seninle beraber olan, sana faydalı olmak için kendini zarara sokan, sana zamanın bela ve musibetleri toslayınca seni kurtarmak için kendi işlerini bırakıp yardımına koşandır.”

Mutlu mutsuz her anı paylaşmak, arkadaşı için kendi nefsini feda edebilmek, bir yanlışa düştüğünde mahcup etmemek için hataları örtmek, zor zamanlar insanın en çok değiştiği anlarken arkadaşınızı zor zamanında bile terk etmemek, hayır diyemeyeceğini bildiğiniz halde kaldıramayacağı yükü yüklememek, mutsuzluğu üzerine mutluluk kurmamak, arayıp sormadığında bağı koparmamak adına hemen harekete geçmek, kavga edip anlaşmazlığa düşünce haklı iken alttan alabilmek ve daha birçok madde… Bunlar ancak salih Müslümanların ve Allah rızası için dostluk kuranların başarabileceği arkadaşlık adaplarından bazılarıdır.

Rasulullah aleyhisselam’ın müjdelediği üzere “Allah azze ve celle kıyamet günü şöyle diyecek; “Benim celalim adına birbirini sevenler nerede? Gölgemden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı şu günde onları gölgemde gölgelendireyim!” hadisine muhatap olmayı yürekten istiyorsak, Rabbim bize O’nun rızası için sevip arkadaşlık akdimize sadık kalmayı ve arşın gölgesindeki dostlar olmayı nasip etsin.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2016

Sayı: 12

Genç Adam Arşiv