Ağustos 2014 Sümeyye ÇİFTÇİ A- A+
A- A+

Evinizde Fazla Güneşiniz Var mı?

Pencereden korku dolu bir hayatı seyrediyorum -müdahil olmadan- . Acz, rahmet, nasip üçlüsünün, kanatlarının tozuyla gökten gelmiş gök misafirlerinde vücut buluşunu temaşa ediyorum. Güvercinler benim eleştirel bakışlarımdan habersiz, yağmur yağarken uçamamanın eksikliğini yağmurun ardında bıraktığı birikintiden su içerek doldurmaya çalışıyorlar. Çamur giymiş şehri sürekli kontrol ederek ve küçük kalpleri çarpa çarpa, nöbetçi bir güvercin mutlaka düşman kollamada, o kısacık hayata o küçücük kursağa bunca korku nasıl sığmakta? Uçsuz bucaksız ummanlar varken bir çamurlu su birikintisi nasıl yaşam amacı olmakta?


Yüreğim yoruluyor da perdeyi kapatıyorum başka bir pencere açılıyor önümde. Güvercin sessizliğinde diploma içen genç kızlar beliriyor penceremde. ‘Üniversite, başlayınca açılıp bitince kapanan bir parantez olmamalı hayatımda. Bilgiler birikmemeli içimde amel etmediğim. Üniversite yıllarımın birikimini sadece zihnimin misafir odasında saklamamalıyım.’ diyerek yola çıkan genç kızlar. ‘Aynı basma perdeye çiçek olmak isteyen kumaşlar gibi sadece devletten bir sandalye kapmak olmamalı yaşama sevincim. İçime hep aynı şarkıyı çalan bir müzik aleti yerleştirmelerine izin vermemeliyim. Bir tek baharın çiçekleri gibi görevimizin ilk yıllarında solmak için dağılmamalıyız ülkenin dört bir yanına.’ diyen temiz niyetler.


‘Bir şeyler daha olmalı bir şeyler daha’ diyerek kapılar aşındırılır. İnsanlara güvenirler, insanlar değişir, gruplar kurarlar gruplar çözülür. Gidilen onca dağ gibi kapılar hakikatin tek temsilcisi olduklarına inanırlar, herkes yanlış onlar doğrudur. Unvanları ve sayıları arttıkça kalpleri azalan kocaman adamlar üniversiteli genç kızların önce kalbiyle, zihniyle değil kabuğuyla meşgul olur. İstatistikten öte değerleri yoktur o dağ gibi adamlar nezdinde bu heyecanlı kalplerin. O kapıların sembolleri benimsendikçe, daha az düşünüp daha çok teslim oldukça, daha çok korkup içe kapandıkça yetkiler yağdırılır. Bir gün o kapıdan sorumlu olma ortak ülkü yapılır, ömür o kapıya teşekkür eder gibi yaşandıkça anlamlıdır. Genç kandırılmaz ama inanır çünkü büyük bir kapıya sığınma ihtiyacı fıtrattandır.


Sonra genç tehlikeli olandan kaçmanın korkunç tehlikesiyle karşılaşır. Neşeli bir şehre benzeyen sesi boğulur, ölmek ister sonra yeniden doğmak için, hiçbir şey bilmeden yaşamak ister artık öğrenmeye direnerek, gönüllü cahil olmayı seçmek ister, tüm otobüslere gözleriyle yalvarır ‘beni anneme götürün’; ‘sadece aç kuşlara kırıntı saçayım, yemek yapayım, kupon biriktirip valiz takımı alayım, dünya dönsün ben gölgesine razı bir fesleğen olayım, çocuk romanı kahramanı gibi yaşayayım hatta yaşamayayım sadece var olayım.’


Güvercinler ya da melekler tutarlar gencin kalbinden, korkan diğer kalplere götürürler ve çiçekli perdelerin arkasında saklanan kalpler birleştiğinde işte o zaman başlar geçek tahsil; Hiçbir şey anlamayan ama her şeyi bilen derinliksiz insanların hegemonyası yıkılır.  Beraber atan bu kalpler yıllardır kendisini bulutlarda saklayan illegal bir yağmur gibi yağdıklarında, plastik vazolara benzeyen hiç kırılmayan ve değişmeyen hem de gelişmeyen fikirlerin üstüne, ‘gençler için ne yapabiliriz değil onlardan ne alabiliriz’ zihniyetli liderlerin üstüne, sadece üniversiteli genç kızları eleştirerek dindarlıklarını arttırdıklarını düşünen bilinçlerin üstüne, dünyanın, insanlığın gidişatındaki yanlışlığı hesaba katmadan sadece genç kızların menfiliklerine takılan bakışların üstüne, dünya temizlenir. Ve bir üniversiteli genç kız neden üniversiteli genç kız olması gerekirse o nedenle üniversiteli genç kız olur. Sonra tekrar mürekkep ve kasımpatı kokar Müslüman sokaklar ve sonra genç kızlar tekrar her resimlerine güneş çizmeye başlar.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ağustos 2014

Sayı: 6

Genç Adam Arşiv