Dost Dost Diye Nicesine Sarıldım
Ağustos 2018 Hikmethan ALDIRMAZ A- A+
A- A+

Dost Dost Diye Nicesine Sarıldım

Tükeniyoruz ama tüketerek. İnsanoğlunun fıtratında tüketmeye karşı bir muhabbet var. Her şeyi tüketiyoruz ama tüketmeye karşı olan muhabbetimizin bir türlü sonunu getiremiyoruz. Özellikle deli gibi makineleşme ve sanallaşma aşığı olan dünya yapısına ayak uydurduğumuzdan beri tüketme sevgimizi eşya ve nesnelerin dışına taşırarak maalesef duygularımıza ve kutsallarımıza kadar ilerlettik.

Aşkı, sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, adaleti, güveni… daha birçok şeyi tüketerek kaybettik. Duygularımızı makinelere, sanal dünyaya kurban ettik. Manevi cihetten bizleri birbirimize bağlayan duygularımızın, hususiyetle yakın çevremiz ile olan ilişkilerimizde devreye sokulamaması birçok sorunu beraberinde getirdi. Sıla-i rahimlerimiz önemini yitirdi, akrabalar arasındaki bağlarımız inceldi, komşularımızla aramıza giren betonlar aşılamadı. Böylece birilerinin hedeflerine ulaştık ve kalbimizi makineleştirip ilişkilerimizi sanallaştırdık. Bunun karşılığı olarak da “dost” diyebileceğimiz bir insan bulamadık etrafımızda.

Dostun eksikliğini kalbimizin bir köşesinde hissettiğimiz zaman ise yüzümüze gülen, birkaç ortak zevkimizin olduğu insana dost demek zorunda kaldık.  Ve tabi bu dost yüzlü arkadaştan aradığımızı bulamayıp yeni dost adayları aramaya girişmemiz de kaçınılmazdı. Hâlbuki dost denilecek insan aranarak mı bulunurdu? Ya da bir insana ne zaman dost denirdi? Bir vetire mi gerekirdi bunum için? Dostluğun turnusol kâğıdı var mıydı? Sahi dost kimdi, nasıldı?

Dost, herkesin yalan dediğinde “O söylediyse doğrudur.” diyendi. Dost sıddîk olandı. Dost güvenilir olandı. Dost eksik yanı tamamlayandı. Dost kelimelerle tarif edilemeyendi. Dostluk, Rus zulmüne karşı seneler boyu sürdürülen Çeçen cihadının başında bulunan Cevher Dudayev ve Şamil Basayev arasındaydı. Ve dost sadece insanlar olmazdı. Kimi zaman Çanakkale’de şehid olmuş askerin elinden alınamayan silahı, bir yazarın gözyaşını akıttığı kalemi, bir kitap kurdunun kütüphanesi, hatta ve hatta bir çocuğun oyuncağı bile olabilirdi.

Uzun lafın kısası dostluk zahirde değil derûnîde olur. Bizlerin derûnisi sanallaştığından dostluklar ütopyamızı süslüyor. Ne zaman bizler duygularımızı içimize katacak olursak dostlukları ütopik raflardan indirebiliriz.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ağustos 2018

Sayı: 22

Genç Adam Arşiv