Mayıs 2020 Süleyman BEYAZ A- A+
A- A+

Değişen ve Dönüşen Görsellik

Geçtiğimiz 500 yıl göz önüne alındığında sanatın geçirdiği evreler oldukça ciddi kırılmalarla anılabilir. Bir değerlendirme yapmak gerekirse 15.yy ve 16.yy da sanatın ne olduğu, sınırları ve sanatçının kime deneceği otorite tarafından belirlenecek bir durumken 20.yy ile artık sanat ve sanatçı statüsünün değerlendirmesi piyasa ve kitleler tarafından yapılmaya başlandı. Yani 15.yy da yaşasaydınız ve sanatçı olmaya karar verseydiniz işe çıraklık ile bir ustanın yanında başlamanız gerekecekti ve ustanızın size neyi nasıl yapacağınızı öğretme ilişkisi toplumda bir elitler zümresi olarak kendini gösterecek ve bu sayede muhafazakâr bir yapı oluşturacaktı.

20.yy ile ortaya çıkmaya başlayan ürünler piyasada kıymetleniyor ve değerini kitleler belirliyordu. Bunda kapitalizmin rolü oldukça önemlidir özellikle yaşadığımız bu günlerde you tube da kanal açıp içerik üretebilme fırsatı herkese verilmiş durumda. Anlayacağınız üzere konu kamera ve dolaylı yoldan sinemaya geldi. Sinemanın 7. sanat dalı olarak ortaya çıkması Lumière kardeşlere yani 100 yıl öncesine dayanıyor. Bu sanat dalının doğu ile teması çok sonraları oluyor. Fransa’da ve ardından Avrupa’da ilerleyen bu sanat dalı doğu ile ilişkisi ilk zamanlar tüketici olarak başlasa da ardından üretmeye başladı. Ancak minyatür sanatında perspektifin olmamasının sebebi ile doğunun sinemaya olan mesafesi arasında bir bağlantı vardır. Minyatürde batıda yapılan resimden farklı olarak perspektif yoktur yani insan bakış açısı ile üretilmemiştir ancak resimde insan gözünden oluşan manzara perspektif ile sağlanır. Aynı şekilde sinema içinde mercek ve kamera bir insanın gözünden bir performansı kaydeder ve ardından bunu gösterir. Temelde olan ise batıda Rönesans ile evrenin merkezine yerleşen insan fikridir. İnsan merkezli evren anlayışı ile tanrı merkezli evren anlayışı arasındaki uyumsuzluk bu gün bile hala yaşanmaktadır.

Değişen bu birey evren ilişkisi elbette her alanda etkisini göstermiştir ve bir süreklilik arz etmiştir. Kaldı ki bugün daha çok genç olmasına rağmen sinema bile eski değerini koruyamamaktadır. Çünkü konsept olarak 90 dk. civarında olan filmler izleyicinin hareket ve hız arzusunu çoğu zaman karşılayamamaktadır. Ve bu haz ve hız çağına yetişememekte bu yüzden daha kısa ve dolu içerik üreten netflix you tube gibi platformlar her geçen gün insanlar arasında yaygınlaşmakta ve insanların en mahrem alanlarını fütursuzca işgal etmektedir. Bu denklem içerisinde gelecek nesillerden endişe etmek onların bu değişen çağda kendilerini hassasiyet sahibi bireyler olarak koruyabilmeleri onlara yasaklar getirerek değil onların yaşadığı ve yaşayacağı zamana yeni bir paradigma yani yeni bir anlam sunabilmekten geçmektedir. Unutmayalım ki en kötü lider kendisinden nefret edilendir ondan sonraki korku ile yönetendir bir sonraki sevgi ile yöneten ve gerçek bir usta kontrolü ele aldığında ise neredeyse kimse farkına varmaz.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mayıs 2020

Sayı: 29

Genç Adam Arşiv