Ağustos 2021 Bilal İNAL A- A+
A- A+

Çok Tanrılı Dinlerde Son Sürüm

Evrim inancına sahip olanlar, kendi tarih anlayışlarını tek doğru gibi sunmaya çalışıyorlar. Bu tarih anlayışına göre “Allah insanları yaratmamış, insanlar tanrıyı yaratmış.” gibi kabul edilir. Önce avcı-toplayıcı olan insanlar zamanla tarım toplumu oldukça topluluk olarak kurallara ihtiyaç duydular. Bir yandan da arta kalan zamanları olduğu için soyut düşüncelerin başladığı iddia ediliyor. Bu şekilde insanların, toplumsal kuralları oluşturup buna soyut düşünceyi de ekleyerek dinleri oluşturdukları iddia ediliyor. Oysaki bu tarih anlayışı kabul edilemez.

Tarihteki çok tanrılı dinlerin oluşumu gerçekten de bu tarih anlatısı ile örtüşüyor. İnsanlar toplum halinde yaşayabilmek için kendilerine çeşitli kurallar getirmiş ve insanın fıtratındaki inanç duygusu ile bunu birleştirip bu kuralları dinselleştirmişler. Oluşturdukları bu dinler de hangi konular üzerinde düzenleme getiriyorsa ona ait bir tanrı üretmişler. Bu şekilde yaşayan farklı toplumlar bir araya gelip de tamamen farklı din ve tanrılara inandıklarını gördüklerinde bunu anormal karşılamamışlar. Hatta yeni birlikteliklerine engel olan dini kurallarını değiştirirken yeni tanrılar üretmekten de geri durmamışlar. Her yeni toplumsal uzlaşıda yepyeni tanrılar ürete ürete binlerle ifade edilen tanrı sayılarına ulaşmışlar.

Çok tanrılı din anlayışı başta Hristiyanlığın geniş etkileri sonra da İslam’ın hâkimiyeti ile büyük oranda dünyadan silinmiştir. Ancak aynı zihniyet evrim inancı ile tekrar hayatımıza giriyor. Günümüzde tek tanrılı dinlerin mensupları dahi kendi dinlerine çok tanrılı din muamelesi yapabiliyor. Bunun da en büyük sebebi okullarda okutulan ve popüler kaynaklarda işlenen tarih anlatısıdır. Bu tarih anlayışı sadece evrim inancının kabulü olmasına rağmen sanki genel kabul görmüş gibi işlenmektedir. Bu sebepten de bugün bir Müslüman da toplumsal uzlaşı için mevcut dininin hükümlerinin değiştirilebileceği düşüncesine kaymaktadır. Oysaki tek tanrılı din anlayışı bir toplumsal uzlaşı eseri olarak ortaya çıkmaz. Allah tarafından seçilmiş bir Peygamber ile insanlara iletildiğine inanırız. Yani bu kurallar bir tercih meselesi değil ilahi bir zorunluluktur. Herhangi bir toplumun kendi içinde sözleşmesi gibi üretilmediği için de toplum değiştikçe yeniden düzenlenmesi gibi bir durum da yoktur.

Bir Müslüman diğer toplumlarla uzlaşı için İslam’ın kurallarını değiştirmeyi kabul ettiğinde aslında baştan kaybetmiş oluyor. İslam dini, Kureyş topluluğu tarafından diğer toplulukları yönetmek için ortaya konmuş bir toplum sözleşmesi gibi muamele görmüş oluyor. Bu sebeple böyle bir teklif İslam Dini’nin, Allah tarafından Peygamberi ile gönderildiğini baştan inkâr etmiş oluyor.

Birilerinin bu tarz teklif ya da imalarla ortaya çıkması ve tepki görmemesinin en büyük sebebi evrim inancının bilim kılıfı altında tüm hayatımızı kuşatmasıdır. Sanıldığı gibi evrim inancı ateist bir düşünce yapısı değildir. Evrim inancı, asırlar önceki çok tanrılı dinlerin mantığını bize yeni kılıflarla tekrar sunmaktadır. Bu ilkelliğe tekrar dönemeyiz.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ağustos 2021

Sayı: 34

Genç Adam Arşiv