Kasım 2015 Atilla DEĞİRMENCİ A- A+
A- A+

Coğrafyamın Cetvelle Çizilme Nedeni; Ulusçuluk

Mert bir düşmanım olsaydı; ihanet, aldatma, sahtekârlık girmezdi lügatime. Hiç olmazsa savaşımın neyin üzerine olduğunu bilirdim. Dostlarımı, kardeşlerimi, insanlarımı ve kendimi düşmanımın tehlikelerinden savaşımın konusuna göre korurdum. Nihayet sulh ortamı sağlandığında insanım aynı kalitede, kardeşim aynı anlayışta, dostum aynı ahlak üzere kalırdı.

Düşmanım; her an vücudundaki organlarının yeri değişebilen ilginç mahlûk. Beni, insanlarımı, kardeşlerimi, düşüncelerimi, dinimi kendine hizmetçi yapabilmek için coğrafyama zehir saçıyor. Saçtığı zehir değil bir yıl yüzyıllar boyunca çözülemeyecek kadar kördüğüm olmuş. Kendi ürettiği ayrımlaştırma, farklılaştırma, uzaklaştırma tekniklerini benim ve insanlarımın üzerinde uyguladı. “Sen ondan üstünsün. Çünkü …” yöntemiyle.

Ve darmadağın olduk. Rengi ayrı diye, dili farklı diye, doğduğu yer başka bir yer diye, dinini yaşamak için seçtiği mezhebi değişik diye parçaladı beni. Üstünlük türküsünü bu maddelerin üzerinde söylettiler okul görmüş ama cahil bırakılmış insanıma. Modern ve mantıklı cümlelerle desteklediler anlayışlarını. Cehaletle körleşen vicdanım da düşmanımın rüzgârına kapılıp gitti. Öyle uzaklaştılar ki rüzgâra kapılanlar aşılmaz dağların karşı yamacına konakladılar.

Allah’ı bir ve tek ilah, Muhammed aleyhisselamı en güzel örnek, Kuran’ı problemlerin çözüm kaynağı, İslam’ı insanlığa giden tek yol kabul etmişken niye parça parça olduk ki? Ortak değerlerimiz bizi bir olmaya, Bir’in peşinde olmaya sevk ederken niye kapıldım ki batının ulusçu anlayışına? Yanlışa sürüklendiğimi gördüğüm halde nasıl kabullendim bu ahlaksızlığı?

Sorular arttıkça sorunlarımın da arttığını görüyorum. Sorunları azaltmak için ya çözüme odaklanmam ya da sorularımın cevabını bulmam lazım. Cevap arıyorum, aynı yöne doğru saf tutanlar niçin düşmanım bildiğim batının ulus anlayışını kabul etti? Soruyu içime doğru yöneltip cevabı kendim diye vermek istiyorum ama çok acemice olacak. Cevap bedenimin dışında. Zorla/ dayatılarak yaşadığımız sistem ve çarkları.

Son yüzyıldan beri insanımın önüne konulan basit hedefler, sunulan maddi imkânlar, insan yetiştirmede seçilen yöntemler, hayatıma yön veren eğitim programları, başıma bekçi olarak tayin edilen öğretmenler, gençlerime göz kırpan ideal hayatlar beni ve insanlarımı cehaletle tanıştırdı. Hayatı kazanma ve biriktirme üzerine kurduklarından okumak da iş sahibi olmak da evlenmek de arkadaşlık da çıkardan başka bir anlama gelmedi. Ne yazık ki insanlarım bu kandırmacayı yuttu ve savunur hale geldi.

Birleşelim, kardeşliğimizi hatırlayalım diyorum karşıma tartışmalar, ihanetler, hakaretler, benlikler… çıkıyor. Bir araya gelelim diyorum yönetildiğimiz sistemlerle, eğitildiğimiz eğitim sistemleriyle imkânsız diyor. Çünkü;

Eğitim dediler alay edercesine oyaladılar. Sevgi dediler topraklarımı cetvelle çizdiler. Kardeşlik dediler ırkçılığı şart koştular. Özgürlük dediler topraklarımı ödün-ç-aldılar.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2015

Sayı: 11

Genç Adam Arşiv