Kasım 2015 Bülent ZENCİR A- A+
A- A+

C/Esed Rejimi ve Duyarsız Müslüman

Orta Doğu’daki olayları tarife kelimelerin gücü yetmez belki ama meseleyi oyun içinde oyun oynanan ve topun sahibinin topu almasıyla bitecek bir senaryo olarak niteleyebiliriz. Bir yığın denklem kuruluyor. Bir yığın strateji ve bir o kadar da karışık devlet menfaatleri. Hepsinden önemlisi insan canıyla oynanan bir köşe kapmaca sanki.

Bütün olayların ana kaynağı kendilerini süper güç olarak adlandıran devletlerin din temelli sosyal kategorizasyonudur. Bu, süperlerin kendi belirledikleri sosyal normlara uyulmasını sağlamak için önce hedeflerindeki insanların aralarına bir zıtlık tohumu serpiştirip sonra arabuluculuk yapacağım diyerek olaylara salça olmasıdır. Virüs çıkarıp anti virüs satmak gibi… Bunun üzerine dünya gündeminde güya ‘Barış Gücü’ sıfatıyla başlatılan sosyal algılar zinciri gelir. “Nato’dan kınama geldi.” “Bm zirvesi toplanıyor.” “Putin geri adım atmıyor.” cümleleriyle donatılan manşetler…

Dünyayı açlık oyunlarıyla yöneteceğini zanneden sözde süper devletlerin başlıca hedefi yıllardan beridir İslam toplumları olmuştur. En çok pazar payını oralarda bulurlar ve en çok sömürüyü yine oralarda yaparlar. Bunun yanında İslam ülkelerine de olaylara müdahil olmasınlar diye içlerine yerleştirilen dünyalık sevgiler neticesinde ‘Müslüman kardeşim’ duygu ve düşüncesi yerine faşist ideolojilerin eseri olan ırkçılık aşısı yapılarak ‘bana değmeyen yılan bin yaşasın’ sloganlarıyla hep diri tutulan bir duyarsızlaştırma politikası hâkimdir.

Ümmetin bu dağınık durumundan kendi idealleri doğrultusunda faydalanmak isteyen leş kargaları kendini bilmez tavırlar sergileyip hayvanlaşmaktan daha aşağı savaş taktikleriyle günahsız onca yavrunun canına kıyan C/ESED rejimini görmezden gelmektedir. Bu durum karşısında, Batı’nın hatta dünyanın akıl hocası kesilen Amerika’nın ‘çiçek olun çocuklar’ emrine ellerini kollarını bağlayarak dünya ülkelerinin göstermiş olduğu tutum alışılagelmiş bir tavırdır.

Eğer olayları anlamakta zorluk çekiyorsak; futbol sahalarında bıraktığımız heyecanımızdandır. Yatak odasına hapsettiğimiz duygumuzdandır. Yeterince İslam bilgisi vermediğimiz oğlumuzdandır. Başının açıklığını dert etmeyen kızımızdandır. Derdine dermanı İslam’da bulması gerekirken içkide bulan babamızdandır. Bizlere Peygamber efendimiz aleyhisselam yerine yanlış kişilerin izlerini takip ettiren hocamızdandır. Sabah namazına kaldırmayan kocamızdandır. Yak bir sigara diyen arkadaşımızdandır…

Bizlere başta ümmet bilincini unutturan; eğitim, dünya sevdası, mal mülk sevgisi ve şehvet kancasıdır. Ne zaman ki Kur’an’ı anlamaya ayırdığımız vakit, tv veya güya gündem edindiğimiz şeyler karşısında geçen vaktimizden fazla olursa o zaman biz bilincine sahip bir ümmet oluruz inşallah. İşte o zaman ‘zulüm’ denince Müslüman akla gelmez.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2015

Sayı: 11

Genç Adam Arşiv