Kasım 2017 Sümeyye ÇİFTÇİ A- A+
A- A+

Burhan Sorardım Aslıma Aslım Bana Burhan İmiş

İnsanların henüz hiç ayak basmadığı bir ormana girdiğimizde bazı ön kabuller ile düşünen zihnimiz düzensizlik hisseder, kaos görür sonra da ya bu kaotik ortama kendince bir nizam vermeye niyetlenir ya da bizi belediyeler tarafından belli bir ölçüyle inşa edilmiş parklara gitmeye yönlendirir. Modern bir eğitimden geçen zihnimiz, kavrayamadığını düzensizlik olarak kodlar, ormanda ki çürüyen ve kokuşan meyvelerden tiksinir de onlardan yeni hayatlar fışkırdığını fark edemez, aslında her şeyin o mükemmel yerine sahip olduğu ve hiçbir şeyin başka türlü olamayacağı o yüksek düzeni sezemez.

Eğitim sistemini aldığımız Batı parçalayarak öğrenir. Tanrı anlayışları bile 3 eşittir 1 şeklindedir, kutsal kitapları resmi olarak 4 tanedir, peygamberleri ilah-insan şeklinde iki unsurdan oluşur, düalizm Batı’nın varoluş felsefesidir. Bu nedenle “Sezar’ın hakkı Sezar’a, İsa’nın hakkı İsa’yadır.” Dünya ve ahiret işleri ayrıdır, beden-ruh, madde-mana, mesai-tatil her şey zıddıyla anlamlıdır ve her şeyin birbirinden bağımsız atomlar gibi var olduğu varsayılır.

Bu dünya görüşünün içinden çıkan modern bilim de varlığı incelerken onu bir bütün olarak ele almaz, konularına göre parçalara ayırarak, kendilerine özgü yöntemlerle inceler. Her bilim dalı varlığın bir parçasını ele alır ve onu araştırır. Modern tıpta bedeni hatta organları parçalara ayırarak gelişmeye çalışır ve bazı hastalıkları iyileştirmek için ruh-beden bütünlüğünden bağımsız sadece hasta organ için ilaçlar hazırlanır. Parçalanmış bir dünya görüşü tıptan psikolojiye oradan günlük hayata her bir olguya yansır.

İslam ise tevhid dinidir, birleştirir. Mimar Sinan, Selimiye’ye bu nedenle “ustalık eserim” demiştir, Süleymaniye’de ve Şehzade Cami’nde aradığını Selimiye’de bulmuştur. Tüm cemaati toplayan tek ve büyük kubbe Selimiye’de tevhidin-birliğin sembolü olmuştur. Samed olan Allah celal ve cemal özellikleri kendinde toplamıştır, O hem merhametlilerin en merhametlisi hem de intikam alıcı ve cezalandırıcıdır. Şems suresinde Allah, insana “Ve nasıl ahlaki zaaflarla olduğu kadar Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle de donatıldığını!” hatırlatmıştır. Batı’da doğup-büyüyen-eğitim alan bir yazar, Müslüman olma sebebini “Kur’an’ın insan doğası hakkındaki yargılarında dualizmin izine bile rastlanmıyordu; onun getirdiği öğretide ruh ve beden ayrımı, yerini tek ve bütünsel insan varlığına bırakıyordu.” şeklinde açıklamıştır.

Parçalanmış bir kalple dünyaya bakan Camus’u, Kafka’yı, Oğuz Atay’ı... öldüren dert uçsuz bucaksız  insan eli değmemiş ormanlarda kafalarındaki düzenli botanik parkı aramaktı ve bulamamaktı, kimbilir. Kötülük probleminin cevabını bulamayanların sığındığı deizm kapısı da “Kar yağdığında her bir kar tanesi düşmesi gereken yere düşer.” bütünlüğünü hissedememe arayışının yanlış limanıydı, kimbilir. Halbuki “Ölüyoruz, demek ki yaşanılacak”. Ancak tanımlamayı ve açıklamayı bıraktığımızda şimdi çelişki gibi görünenin daha yüksek bir düzenin parçası olduğu kavranacak. Gece gündüzün karşısında değil içinde -Allah gündüzü sıyırıp alıyor geceden-, bahar karın altında, hayat ölümün başında, siyah aslında beyazda anlaşılacak.

Hz. Peygamber varoluşu parçalara ayırmadığı için belki de; sadece Ebu Cehil nefretiyle yaymadı İslam’ı; Ebu Leheb korkusuyla oluşturmadı ensar-muhacir ruhunu; Kabil, Azer kiniyle ayakta tutmadı cihad bilincini. Çünkü sadece ötekinin varlığıyla oluşan tevhid düşman olmadığında parçalanmaya mahkumdu ve insan ancak içindeki Yezid’i beslemeyi bıraktığında kazanabilirdi, biliyordu, bazen de kazanan herkesin alkışladığı olmayabiliyordu, Uhud’un aslında zafer, Hayber’inde yenilgi olabilmesi gibi, Hz. Hamza’nın kazanan, Hint’in ise kaybeden olması gibi.

Bizim de her gün yeni bir düşman korkusuyla uyumayı bırakıp dertteki dermanı, ruhta ki burhanı bulmak için uyanmamız ve işimize değil içimize bakmamız gerektiği gibi. Ruhumuzdaki bütünlüğü tamamlayamadığımız için dışarıyı eksik, çevremizdeki insanları sorunlu gördüğümüzü fark etmemiz gerektiği gibi. Acilen “Mü’min mü’minin aynasıdır.” sırrına ermemiz ve işe aynayı temizleyerek başlamamız gerektiği gibi.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2017

Sayı: 19

Genç Adam Arşiv