Ağustos 2013 Bilal İNAL A- A+
A- A+

Bayram, Eğlence, Tatil

Sınav dünyası... Hayat boyu sınavlarla karşı karşıyayız. Sınavın olmadığı bir hayatı düşünemeyiz. Sınav, hayatımızda çok geniş bir alanı kapsar. Sınavı anlamak için çeşitli alt başlıklar oluşturabiliriz.

Sınavı, durağan ve dinamik sınav alt başlıklarıyla inceleyebiliriz. Durağan sınavlarda çalışma ve sınav olmak üzere birbirinden net sınırlar ile ayrılmış iki dönem bulunur. Belli bir dönem yapılan çalışma sonrasında bilgiyi ölçen bir sınavla sonuçlanır. Dinamik sınavlarda ise çalışma ve sınav dönemi bir bütün halinde tek parçadır. Sınav dönemi içerisinde çalışma eylemi de gerçekleşmektedir. Bunun en güzel örneği de yaşam sınavıdır. Bugün ortaya koyduğumuz iş geçmişteki çalışmalarımızın eseridir. Aynı zamanda bu işi yaparken elde ettiğimiz deneyimler başka bir işte (sınavda) kullanacağımız çalışmadır.

Dinamik yaşam sınavını düzenlemek beşer ilmi ile gerçekleşmeyecek kadar karmaşıktır. Bu sebeple Allah, bu ilmi peygamberler aracılığıyla insanlara ulaştırmıştır.  Peygamberlerin getirdiği ilmi inkâr edenler de dinamik sınava yön verebilmek için kendi sistemlerini üretmişlerdir. Kurdukları sistemler dinamik sınavı karşılayamaz hale geldikçe hayatı parçalara ayırarak durağan sınav sistemlerinin birleşmesinden oluşan sistemler üretmişlerdir.

Yeni sistemler üretenler yani inkârcılar, yaşamı; aile, iş, okul, din, devlet vb. birçok birbirinden bağımsız parçaların birleşimi olarak gösterirler. Bunları birer durağan sınav halinde görerek hayatın maddi yönüne yoğunlaşarak da ruha sahip olan insanı maddiyat içinde hapsederler. Bu sistemlerde insan sıkça çıkmaz sokaklarda bulur kendini ve çıkmaz sokaklar hayatı içinden çıkılmaz hale getirir. Sistemin kurucuları da bu duruma çözüm olarak bunalmış yaşamlara mola verme yöntemini kullanırlar. Böylece batıl eğlence ve tatil sistemleri -bu parçalar yığını- hayata yeni parçalar olarak eklenmiş olur.

Batıl eğlence dünyası, insanın hayatı unutmasını hedefler. Birikmiş günlük sıkıntıları yok sayarak mutluluk sağlayan kısa süreli etkinliklerdir. Batıl eğlencenin göze çarpan en ilginç özelliği insanın aklını alan alkolün bu tarz eğlencelerin çoğunun bir parçası olmasıdır. Bu eğlencelerde kullanılan yöntemlerin her birini tek tek incelersek hepsinde hayatı düşünmemenin ortak nokta olduğunu görürüz. Tatil kültürüne baktığımızda yine bir hayattan kaçış gözümüze çarpar. Birileri tarafından satın alınan hayatlarına karşılık ödül olarak kendi hayatlarından ara ara azad edilmek... İnsanlar sürekli bu azad edilecekleri günlerin hayali ile yaşarlar. “İyi bir lise kazan her şey bitecek”le başlayan süreç “iyi bir üniversite” hayali ile devam eder. Sonra “iyi bir meslek”, “iyi bir emeklilik”; derken ulaşılamayan hayallerle sonlanan bir hayat. 

Sürecin tamamında bir sonraki aşama için kurulan hayaller yapılacak işe yönelik değil de o işi yaparken azad edileceği zamana odaklanmıştır. Örneğin iyi bir meslek düşünen kişi o mesleği yaptığı dakikaları değil de oradaki kazanımlarını harcayacağı yani azad edildiği dakikaları hayal eder. Aciz insan, batıl sistemleri benimsediğinde parçalanmış bir hayattan kendini en uzakta tutacak olan parçalara yani eğlence ve tatil parçacıklarına odaklanarak bir hayat yaşar.

Bu sahte sistemler bulaşıcı hastalık gibi her vücudu etkilediği gibi Müslümanları da etkilerler. Bununla birlikte insanın kendi içinde bu sistemin üremesini kolaylaştıran nefs ve şeytan bulunur. Nefs ve şeytanın etkisi ile yapmış olduğu fiiller insan ruhunun üstüne büyük bir günah yükü bindirir.  Böylece Müslüman’ca duyguları körelmeye başlar. Bu günah yükü, oruç ve kurban ibadetleriyle temizlenerek ruhunu kulluğa hazırlayan insana Allah  Müslüman’ca duygularının yeşereceği bayramları hediye eder. Bu bayramlar yaşama verilen bir tatil ya da zihni yaşamdan sıyıracak bir eğlence değildir. Tam aksine yaşam dinamizmi içerisinde kendine ve çevresine düzen vereceği, kardeşlik, sevgi, muhabbet duygularını yeşerteceği  bir ibadettir. Çevre ile bağların yeniden güçlenmesine, körelen muhabbetlerin tekrar yoğunlaşmasına bir vesiledir. En yakınından dünyanın diğer ucuna kadar tüm Müslümanların büyük bir aile olduğunun farkındalığının artmasıdır. Müslüman’a yakışmayan küslüklerin sonlanmasına, unuttuğu zor durumdaki kardeşlerini tekrar hatırlamasına vesiledir.

Batıl sistemlerin korkakça hayattan kaçarak bulduğunu zannettiği mutluluğu, yiğit Müslüman evlatları kardeşlik ruhu ve sabırla aştıkları engellerle bulur. Üzerine de huzuru, dostluğu, birlikteliği, muhabbeti, sevgiyi, imanı süs olarak yerleştirir. Bu süsler ile hayatına ve etrafındaki hayatlara renkler katmaya devam eder. Bayram sonrası yorulup da tatil ihtiyacı hissetmez. Bayram ibadetinin huşu’u için arefe günlerindeki maneviyat dolu zamanı başlangıç kabul eder.

Bayramlar yaşam dinamizmi içerisinde bir ibadettir diğer ibadetlerimiz gibi. Batıl eğlenceler yaşamdan kaçacak bir parçadır diğer parçalar gibi...

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ağustos 2013

Sayı: 2

Genç Adam Arşiv