Akıl Allah’ı Keşfetmek İçin Vardır
Kasım 2016 Bilal İNAL A- A+
A- A+

Akıl Allah’ı Keşfetmek İçin Vardır

Çocukluğumuzda izlediğimiz çizgi filmlerde genelde ahmak bir hayvan zeki bir hayvanı kovalıyor olurdu. Yine böyle bir çizgi filmde akıllı hayvan uçurumdan bir düzenek kurarak geçip kurtulduğunu düşünürken ahmak olan dümdüz geçmeye başlıyordu. Tam o sırada zeki olan hemen bir fizik kitabını ahmak olanın eline tutuşturup yer çekimi kanunu olduğunu öğretiyordu. Bu bilgiyi öğrenir öğrenmez rahat rahat havada giden hayvan bir anda yere çakılıyordu.

Çocukluğumda izlediğim bu sahne öğretim hayatım boyunca sık sık gözümün önüne geldi. Bilimsel gerçekler adeta o sahnedeki ahmak hayvanın eline verilen kitap gibi sunuldu. Birileri bu gerçekleri bilimsel şekilde izah etmese su kaldırmayacak, yer çekmeyecekti adeta. Var olan gerçeklerin kâşifleri birer yaratıcı edası ile anlatılıp durdu.

Oysaki her bilimsel gelişme yaratılmış olanı keşfetmekle başlar. İnsanoğlu da dünyayı tanıdıkça nasıl kullanacağını da öğrenmiş olur. Gelişen teknoloji ve yapılan icatlar da dünyanın hareketlerinin yorumlanması ve bu hareketlerin şekillendirilmesi ile ortaya çıkar. Bilimi laboratuvardan üretilen bir şeymiş gibi yıllarca bize yutturan sistem bu topluma ahmak hayvan muamelesinden başka bir şey yapmamıştır. Sonunda bilim üretme konusunda kısır ama bilimi kutsama noktasında tapma noktasına gelen bir toplum üretilmiştir.

Bilimin ilerlemesi ile felsefedeki ilerleme birbirinden bağımsız düşünülemez. Yeni bir şeyler öğrenmek dünyayı sorgulama ve keşfetme ile başlar. Bu sorgulama işleminin en kritik noktası da yaratıcı noktasıdır. Bu sebepledir ki modern biyoloji için milat, evrimin gündeme gelmesi kabul edilir. Evrim konusunun bu özelliğe sahip olmasının da temelinde yaratma eylemini doğrudan sorgulaması yatar. Canlının yaratılmış olup olmadığını araştırmanın sonucunda modern biyoloji doğmuştur.

Bilimi laboratuara hapsetmiş toplumumuzda ise doğada yaratıcısını arama işlevi domatesin içindeki ya da bulutlardaki Allah lafzından öteye geçememiştir. Böyle bir araştırmanın dağda bayırda Atatürk silueti aramakla hiçbir farkı yoktur. Yaratıcıyı keşfetmek dediğimiz arama ise Newton’un kütle çekim kanununu bulup ‘işte tevhide kanıt’ demesi gibidir. Bütün maddelerin birbirine uyguladığı çekimle oluşturdukları tek bir bütünü ortaya koyup bu muntazam birliğin tevhidi nasıl da simgelediğini göstermektir.

Allah insana aklı keşfetmesi için vermiştir. Keşif ise sadece yaratıcısına ulaştırdığı sürece keşiftir. Yaratıcıdan uzaklaştıran her bilgi keşfe engel olan boş lakırdıdan ibarettir. İnsan dünyayı keşfettikçe yaratıcısının sadece gökyüzünden dünyayı yöneten bir varlık olmadığını görecektir. Yeryüzünde gerçekleşen her olayda yaratıcısının bizzat müdahalesini hissedecektir. Hatta her hücresinin, her atom parçasının ve daha da küçük bilmediğimiz her varlığın bizzat Allah’ın kontrolünde olduğunu görecektir.

Yazımın sonuna gelirken okuyucunun zihninde “tarihte birçok Müslüman bilim adamı varken niçin batıdan örnekler kullandığım” sorusu olabilir. Bunu yapmamdaki sebep yaratıcısını arayan herkesin bu yolda keşifler yapacağını göstermektir. Aynı zamanda bu keşiflerle Allah’ı bulma yolunda atılan adımların nasıl da laf oyunları ile ateizmin malzemesi haline geldiğini göstermektir.

Bütün öğrencilere tavsiyem, size çizgi filmdeki ahmak hayvan muamelesi yapılmasına izin vermemenizdir. Aklınızı kullanın ve sorgulayın, bu bilimsel sonuçlar hangi yaratılmışın keşfi ile ortaya çıkmıştır? Sonra aklınızı tekrar kullanın ve bütün bu yaratılanlar niçin yaratılmıştır sorgulayın.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2016

Sayı: 15

Genç Adam Arşiv