CİHAD DERSLERİ – Âilemizin Eksik Fertleri (I) / Prof. Dr. Mustafa Ağırman

Bugün âilemizin eksik fertleri yetimlerdir. Onları evlerimize almıyoruz; yetim yuvalarına gönderiyoruz. Cihâd meydanlarında “Allah! Allah!” diyerek şehid düşen mücâhitlerin geride kalan yetimlerini evlerimize alıp onları sıcak yuvalarımızda büyütmek yerine soğuk beton duvarların arkalarına terk ediyoruz. Hâlbuki onlar bize Yüce Allâh’ın emânetleridir. Bu emânetlere hakkıyla bakamadığımız ve sahip olamadığımız için iki yakamız bir araya gelmiyor. Gelin, önce bu konu ile ilgili âyet ve hadis meallerini okuyalım. Sonra da Asr-ı Saâdet’e bir yolculuk yapalım. Yazıyı okuyup bitirdikten sonra da kendi halimizi iyice bir gözden geçirelim.
Âyet Meâlleri:
1- Allâh’a ibâdet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.[1]
2- Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.”[2]
3- Dünya ve âhiret hakkında düşünesiniz diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: “Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. Allah bozguncuyu yapıcı olandan ayırır. Allah dileseydi sizi zora sokardı. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.[3]
4- Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır.[4]
5- Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (büluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.[5]
6- Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin. Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında endişeye kapılanlar, (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler. Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir.[6]
7- Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor.” Kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara, zavallı çocuklara ve yetimlere âdil davranmanıza dair, size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Ne hayır yaparsanız şüphesiz Allah onu bilir.[7]
8- Rüştüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.38 Ölçüyü ve tartıyı adâletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız.39 (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.[8]
9- Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur. [9]
10- Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.[10]
11- Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz. Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz. Malı da pek çok seviyorsunuz.[11]
12- Fakat o, sarp yokuşa atılmadı. Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin? O tutsak bir boynu çözmek (köle azat etmek)tir. Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.[12]
13- Seni yetim bulup da barındırmadı mı? Seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola iletmedi mi? Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi? Öyleyse sakın yetimi ezme! Sakın isteyeni azarlama! Rabbinin nimetine gelince; işte onu anlat.[13]
14- Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı! İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar. Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar. Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.[14]
Hadis Meâlleri:
“Müslümanların evleri içerisinde en hayırlı ev, içinde kendisine güzel davranılan yetimin bulunduğu evdir. En şerli ev de içinde kendisine kötü davranılan yetimin bulunduğu evdir. ”[15]
Ebû Hureyre, Hz. Peygamber’in “kendi yetimini veya başkasına âit bir yetimi himâye eden kimseyle ben, cennette şöyle yan yana bulunacağız” diye buyurduktan sonra, işaret parmağı ile orta parmağını bitişik bir vaziyette uzatıp gösterdiğini rivâyet eder.[16]
“Bir kimse Müslümanların arasında bulunan bir yetimi alarak yedirip içirmek üzere eve götürürse, affedilmeyecek bir suç işlemediği takdirde, Yüce Allah onu mutlaka cennete koyar.[17]
“Ben, her mümine kendi nefsinden daha yakınım, daha âlâyım. Bir kimse ölürken geriye mal bırakırsa, o mal kendi yakınlarına aittir. Fakat borç ve yetimler bırakırsa o borç bana aittir; yetimlere bakmak da benim görevimdir.[18]
Editörün notu: Yetimlerin konu edinildiği “Âilemizin Eksik Fertleri” başlıklı yazının ikincisi önümüzdeki sayıda (Mayıs 2024, 442. sayı) yine bu köşede yayınlanacak inşallah.
[1] Nisâ 4/36.
[2] Bakara 2/215.
[3] Bakara 2/220.
[4] Nisâ 4/2.
[5] Nisâ 4/6.
[6] Nisâ 4/8-10.
[7] Nisâ 4/127.
[8] En’âm 6/152.
[9] İsrâ 17/34.
[10] İnsân 76/8.
[11] Fecr 89/ 17-20.
[12] Beled 90/11-16.
[13] Duhâ 93/6-11.
[14] Mâûn 107/1-7.
[15] İbn Mâce, Edeb 6.
[16] Müslim, Zühd 42.
[17] Tirmîzî, Birr 14.
[18] Müslim, Cum’a 43.