BİLİNÇLİ AİLE DERSLERİ – Öfke Kontrolünün Olmaması / Abdülkerim Temizcan

BİLİNÇLİ AİLE DERSLERİ – Öfke Kontrolünün Olmaması / Abdülkerim Temizcan

7) Öfke Kontrolünün Olmaması

Şiddeti ortaya çıkaran en önemli sebep öfkedir.

Erkek veya kadın öfkesine hâkim olamıyor, en ufak bir konuda veya işlerin rast gitmediği durumda ya da istediği bir şey olmadığında hemen yüksek sesle bağırıp çağırıyor, hakaretler ediyor ise öfke kontrolünü sağlayamıyor demektir. Böyle bir kimsenin en kısa zamanda tedavi olması, psikolojik destek alması gerekir.

Abdest almak, ayaktaysa oturmak, oturuyorsa ayağa kalkmak, mekân değiştirmek, “La havle ve la kuvvete illa billah” ifadesin çok söylemek, Kur’an ve tefsir okumak kişiyi teskin eden, rahatlatan ve öfkeyi azaltan manevi reçetelerdendir. Tartışmayı çok uzatmamak, susmak en güzelidir.

Efendimiz aleyhissalatu vesselam şöyle buyuruyor: “Ben, haklıyken bile çekişmeye girmekten kaçınan kimse için cennetin kenarından, şakadan da olsa yalan söylemeye yanaşmayan kimse için cennetin ortasından, huyunu güzelleştiren kimse için de cennetin en yükseğinden bir köşk (verilmesin)e kefilim.” (Ebu Davud, Edeb, 7; Tirmizî, Birr, 158)

Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “O müminler ki, büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınırlar. Öfkelendikleri zaman affederler.” (Şûrâ, 37)

“Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlardır. Öfkelerini yenenlerdir. İnsanları affedenlerdir. Allah iyilik edenleri sever.”(Âl-i İmrân, 134)

Bir gün Peygamber Efendimiz’e (s.a.s) bir adam gelerek, “Ey Allah’ın Resûlü! Bana bir tavsiyede bulun?” dedi. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) ona, “Öfkelenme!” buyurdu. O adam, bu soruyu defalarca sordu. Allah Resûlü (s.a.s) ise ona her seferinde, “Öfkelenme!” diyerek nasihatte bulundu. (Buhârî, Edeb, 76)

“Gerçek pehlivan güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiğinde kendisine hâkim olandır.” (Buhârî, Edeb, 76; Müslim, Birr, 107)

Kişi öfkelendiğinde gözü kararır ve sevdiklerini dahi görmez olur. Olmadık sözler sarf eder, hareketler eder. Büyüklerin dediği gibi: “Öfke ile kalkan zararla oturur.” Öfkesi geçince pişman olur ama iş işten geçmiş olur. Kırılan bardağın camları yapıştırıldığında nasıl tam bir bardak gibi olmuyor ise kırılan kalpler ve gönüller de eskisi gibi olmayacaktır.

Bundan dolayı aile içinde hanımefendi veya beyefendi, kim öfkesine yenik düşüyorsa diğer aile fertlerini incitecektir. Beş dakika sonra özür dilese de çok kıymeti kalmayacaktır. Bu konu aile içerisinde huzurun ve mutluluğun sağlanması için çok önemli bir mevzudur. Geçiştirilecek basit bir konu değildir. Kim öfkesine sahip çıkamıyorsa ve öfke kontrolü yoksa kesinlikle tedavisine bakmalıdır.

Öfkeli kimsenin ağzından bazen öyle bir söz çıkar ki ailesine beddua ettiğinin bile farkında olmaz. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ise bu konuda ümmetini şöyle uyarmıştır:

“Kendinize beddua etmeyiniz; çocuklarınıza beddua etmeyiniz; mallarınıza da beddua etmeyiniz. Dileklerin kabul edildiği zamana denk gelir de Allah bedduanızı kabul ediverir.” (Müslim, Zühd 74)

“Mü’min; insanları kötüleyen, lânetleyen, kötü söz ve çirkin davranış sergileyen kimse değildir.” (Tirmizî, Birr 48)

Hem erkek hanımını hem de hanımefendi kocasını tahrik edecek ve öfkesini çoğaltacak sözler ve hareketlerden sakınmalıdır. Eşler birbirlerine karşı sinir bozmak için veya inadına işler yapmamalıdır. Peygamberimiz bir hadislerinde özellikle kadınları, lanet etmekten ve kocalarına karşı nankörlük yapmaktan, kendilerine yapılan iyilikleri inkâr etmekten sakındırıyor (bkz. Buhârî, Hayız, 6; Müslim, İman, 132).

Ebû Ümâme şöyle rivayet etmiştir: Resulullah’ın huzuruna bir kadın geldi; yanında iki de çocuğu vardı. Kadın bunlardan birini sırtına almış, diğerinin de elinden tutmuştu. Bunun üzerine Rasulullah şöyle buyurdu: (kadınlar çocuklarını karınlarında) Taşırlar, doğururlar ve onlara karşı çok da merhametlidirler. Eğer kocalarına eziyet etmeseler, namaz kılanları cennete girerler.” (İbn Mâce, Nikâh, 62; Müsned, V/191-192)

Bedenen hanımı daha zayıf ve güçsüz diye karısına zulmeden ve öfkesine yenik düşenlerin, Allah, kendisine azap ettiğinde onu kimin kurtaracağını da iyi tefekkür etmesi gerekir? Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım.” (Tirmizî, Menakıb, 63) Başka bir rivayette hadisin devamı şöyledir: “Kadınlara ancak değerli kimseler değer verir (kerim olanlar ikram ederler; asalet ve şeref sahibi kimse değer verir). Onları ancak değersiz kimseler hor görür (kötülük edenler ancak kötü ve aşağılık kimseler) (İbn Asâkir, 11996; Münavi, Feyzü’l-Kadir, 3/496).

Enes bin Malik şöyle diyor: Ailesine karşı Rasulullah’tan daha merhametli hiç kimseyi görmedim (Müslim, Rezil, 63). Ailesine, hanımına öfkeli ve kötü değil, merhametle ve nezaketle davranmak efendimizin ahlakıyla ahlaklanmaktır.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.