BAŞYAZI – Nureddin Soyak – Sevgi Bedel İster
“Müminlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir.” (Bakara, 165)
Allah sevgisi, imanın özü, kulluğun ruhudur. Bu sevginin nasıl kazanılacağı Kur’an’daki peygamber kıssaları ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin sünnetiyle somutlaştırılmıştır.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz şöyle buyurdu: “Allah’ım! Seni sevmeyi, seni seveni sevmeyi ve seni sevmeye yaklaştıran ameli sevmeyi bana nasip et.” (Tirmizi)
Allah sevgisi kalbi dolduran bir rahmettir. Dua da bu rahmeti celbeder.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz şöyle buyurdu: “Allah bir kulunu sevdiği zaman Cebrail’e: Allah filanı seviyor, onu sende sev, diye emreder. Cebrail de o kulu sever, sonra gök halkına: Allah filanı gerçekten seviyor, onu siz de seviniz, diye hitap eder. Göktekiler de o kimseyi severler. Sonra da yeryüzündekilerin gönlünde o kimseye karşı bir sevgi uyanır.” (Buhari; Müslim; Tirmizi)
En yakınlarından başlayarak yerdekiler seni seviyorsa, göktekiler de seni seviyor demektir.
“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âl-İ İmran, 31)
İman da ibadetler de ahlak da muameleler de canımız peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimize uyma noktasındaki gayretimiz, Allah sevgimizin tescilidir.
“Nice peygamberler var ki kendileri ile beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenden yılmadılar, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.” (Âl-İmran, 146)
Faniyi elde etme gayretimizle bakiyi elde etme noktasındaki gayretimiz Allah sevgisinin mihengidir.
“Allah da onlara hem dünya nimetini hem de ahiretin güzel mükâfatını verdi. Allah güzel davrananları sever.” (Âl-İmran, 148)
“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. Hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar.” (Maide, 54)
Bedel ödenmeyen sevgiler münafıkane bir iddiadan ileri gidemez.
Allah sevgisi maldan ve candan fedakârlık ister. Allah sevgisi bela ve musibetlere sabır ister. Allah sevgisi nimetlere şükür ister. Allah sevgisi günahlara tevbe ister. Allah sevgisi katıksız tam bir teslimiyet ister. Allah sevgisi ibadetlerle güçlenir.
“Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.” (Bakara, 195)
Hz. İbrahim “Halilullah’tır.”
“Allah İbrahim’i dost edinmiştir.” (Nisa, 125)
“Ben batıp yok olanları sevmem.” (Enam, 76)
Sevgi faniye değil, bakiye yönelmektir.
Sevgi cesaret ister.
Hz. İbrahim, Allah sevgisi uğruna babasını ve tüm toplumu karşısına almıştır.
“Ey kavmim! Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.” (Enam, 78)
Sevgi katıksız bir teslimiyet ister.
İbrahim ateşe atılacağında “Allah bana yeter.” demişti, bu tam bir teslimiyettir.
Allah da ateşe “Serin ve selamet ol.” emriyle müdahale etmiştir.
Allah sevgisini hiçbir sevgi gölgelememelidir.
“Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım ne dersin? O da ‘Babacığım emrolunduğun şeyi yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın.’ dedi.” (Saffat, 102)
“Biz (İbrahim’e) büyük bir kurban vererek (İsmail’i) kurtardık.” (Saffat, 107)
Allah’ı sevdiğin kadar Allah tarafından sevilirsin.
Hz. Musa “Kelimullah’tır.”
Tur dağında “Rabbim kendini bana göster, sana bakayım dedi.” (Araf, 143)
Bir kulun Rabbiyle konuşup da kendinden geçmemesi mümkün mü? Hz. Musa da kendinden geçerek sevginin zirve noktasında Rabbini görmeyi dilemiş, dağın yok olmasıyla bunun dünyada mümkün olmayacağını anlamış ve af dilemiştir.
Kavmi buzağıya tapınca Hz. Musa’nın duası: “Bizi bağışla ve bize acı.” (Araf, 155)
Bu dua, Allah sevgisinin sadece kendini değil, herkesi içine alan şefkat ve merhamet boyutunu anlatır.
Yunusumuz ne güzel der: “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü.”
“Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular. İki topluluk birbirini görünce Musa’nın arkadaşları, ‘Eyvah yakalandık.’ dediler. Musa, ‘Hayır! Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir.’ dedi.” (Şuara, 60-62)
Bu Allah sevgisinin güven boyutunu gösterir.
Hz. Yusuf
Günaha karşı duruş.
Züleyha’nın çağrısına Hz. Yusuf şöyle der: “Rabbim! Zindan bana, onların beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir.” (Yusuf, 33)
Günahın çekiciliği ne kadar güçlü olursa olsun, Allah sevgisi daha güçlüdür.
Yıllar sonra kardeşleri, önünde eğildiğinde şöyle der: “Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın.” (Yusuf, 92)
Allah’ı seven affeder, affeden Allah’ın sevgisine yaklaşır.
Hz. Yakub’un sabrı da Allah sevgisinin bir yansımasıdır:
Yusuf’un ölüm haberini alınca, “Artık bana düşen güzel bir sabırdır, dedi.” (Yusuf, 18)
Sabır, Allah sevgisinin zorlukları güzelleştirme gücüdür.
“Gerçekten biz Eyyub’u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu!” (Sad, 44)
Hz. Yunus
Balığın karnında: “Senden başka ilah yoktur. Sen yücesin, ben zulmedenlerden oldum.” (Enbiya, 87) diye niyazda bulundu.
Bu dua hakkında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz şöyle buyurur: “Bu duayı yapan hiçbir kul yoktur ki Allah onun sıkıntısını gidermesin.” (Tirmizi)
Hz. Meryem
“Rabbine tam teslim olmuştu.” (Âl-i İmran, 37)
Rabbimiz Hz. Meryem’i “Dünya kadınlarına üstün kıldı.” (Âl-i İmran, 42)
Doğum sancıları içinde “Keşke ölseydim.” (Meryem, 23) dediği anda Rabbimiz onun üzüntülerini dindirmek için “Üzülme.” (Meryem, 24) diyerek teselli etmiş ve nimetlerini hatırlatmış; onun için çıkardığı kaynak suyundan içecek, meyve verdiği hurmadan da yiyecektir.
Bu yakınlık, Allah sevgisinin sığınak oluşunu gösterir. Kulun tek sığınağı rabbidir.
Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, Allah sevgisini yaşayan en büyük örnek ve “Rahmet peygamberidir.”
Taif’te taşlanınca şöyle dua eder: “Sen razı oluncaya kadar sabrederim.”
Allah sevgisi acıları bile tatlandırır. Maddi acılardan tat alan insan bir de manevi acılardan tat alabilse Niyazi Mısrî’nin, “Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş.” dediği gibi dertlere sabır, dertlere derman olur.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, “Gözümün nuru namaz kılındı.” buyurarak namazı sevdiğine kavuşma anı olarak ifade etmiştir.
Ayakları şişinceye kadar gece ibadeti yapınca, Aişe validemiz “Neden?” diye sordu. Efendimiz de, “Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?” buyurdu. (Buhari)
Namazı seven Rabbini seviyordur. Şükür ise sevginin en güzel tezahürüdür.
Allah; Resullerinin yolunu, izini takip eden müminlerin de dostudur.
“Allah iman edenlerin dostudur.” (Bakara, 257) “Allah müminlerin dostudur.” (Âl-i İmran, 68)
Sevgi iddiamızda önceliklerimize bakıp, iddiamızdaki samimiyetimize kendimiz karar verelim. “Kuru kuruya gadanı alayım.” ile bu işler olmuyor. Sabi bebeler bile sevgi konusunda büyüklerinin samimiyetini sınarken, Rabbimize vereceğimiz cevabı düşünelim. Yarın Rabbimiz “Beni gerçekten sevdin mi? Emirlerime itaat ettin mi? Yasaklarımdan sakındın mı? Hata ve kusurlardan sonra tevbe ettin mi? Sevdiklerini üzmekten korktuğun kadar beni üzmekten korktun mu? Beni mi daha çok sevdin yoksa verdiğim nimetleri mi? Peygamber kıssalarını hikâye gibi okuyup geçtin mi, ibretler aldın mı?” deyince ne diyeceğiz diye kara kara düşünüyor muyuz?
Kendisinden daha çok başkalarını seven kardeşe kim katlanır? Kendisinden daha çok başkalarını seven evlada kim katlanır? Babaları, kendilerinden daha çok kardeşlerini sevdi diye kardeşlerini kuyuya atan peygamber çocuklarını hatırla. Kendisinden çok başkasını seven eşe kim katlanır? Bu yüzden yaşanan katliamların haddi hesabı yok. Peki biz, Yaratan’dan daha çok, yarattıklarını seversek halimiz nice olur?
“İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da O’na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah’ı severcesine severler.” (Bakara, 165)