BAŞYAZI-Nureddin Soyak – Ömre Bedel Bir Gece

BAŞYAZI-Nureddin Soyak – Ömre Bedel Bir Gece

“Şüphesiz biz onu (Kur’an’ı) kadir gecesinde indirdik,

Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin!

Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rabbinin izniyle her türlü iş için iner de iner.

O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” (Kadir suresi, 1-5)

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz: “Kadir gecesini Ramazanın son on gününde arayın.” (Buhari; Müslim) buyurmaktadır.

Kadir gecesi gizlenmiştir. Gizlenmesindeki hikmet tüm gecelerin ihyasına gayret etmek içindir. Bununla birlikte rivayetlere göre kuvvetle muhtemel olan 27. gecesidir. Hz. Ömer ve ashab, yaptıkları istişarede, Kadir gecesinin Ramazanın son on gününde olduğunda icma etmişlerdir.

Kadir gecesinin kıymetini bilmek isteyenin Allah’ın kadrini bilmesi lazım. Allah’ın kadrini bilemeyen Kadir gecesinin kıymetini bilemez. Her geceyi Kadir bilmeli. Her günü Kadir bilmeli. Her anı Kadir bilmeli. Kadir kıymet bilirsen kıymetin bilinir.

Kadir gecesini kıymetlendiren Kur’an’dır. Kur’an da Allah kelamıdır. Kur’an gecesinde Kur’an’ı konuşmak lazım. Kendi dilinden Kur’an’ın sahibini konuşmak lazım. Rabbimizin kadrini bilmek her Müslüman için zaruridir.

“Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler.”(Zümer-67, Hac-74, Enam-91)

“Allah dilediğini yapar.” (Bakara-253)

“Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”(Bakara-148)

“Allah dilediğine hesapsız rızık verir.” (Bakara-212)

“Onlar Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler.” (Âl-i İmran-176)

“Yerde ve gökte Allah’a hiçbir şey gizli kalmaz.” (Âl-i İmran-5)

“Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez.” (Âl-i İmran-145)

“Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ındır. Hepsi O’na boyun eğmiştir.” (Bakara-116)

Kur’an müminin hayat kitabıdır. Onu öğrenmek ibadet, okumak ibadet, yazmak ibadet, ezberlemek ibadet, öğretmek ibadet, dinlemek ibadet, onunla hüküm vermek ibadet, onunla amel etmek de ibadettir. Kur’an mahza hayat kitabıdır. Hayat onunla gerçek hayat olur. Hayat onunla huzur bulur. Hayat onunla anlam kazanır. Hayat onunla ziynetlenir. Hayat onunla kıymetlenir. O mümin hayatı için her şeydir. Onsuz hayat ölü bir hayattır.

Rabbimiz: “Rahman Kur’an’ı öğretti.” (Rahman, 1-2) buyurmaktadır.

“Bu Kur’an, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.” (Sad-29) buyurmaktadır.

Mümin; kitabını okuyacak, düşünecek, ibret alacak ve hayatına nakşedecek. İnsan eşyasına zarar gelmesin diye kılı kırk yarar da dünya ve ahiret kılavuzu olan kitabından habersiz yaşar.

“Apaçık kitaba and olsun ki iyice anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kur’an yaptık.” (Zuhruf, 2-3)

Bir adam “Ey Allah’ın Resulü, Allah’a hangi amel daha sevimlidir?” diye sordu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Yolculuğu bitince tekrar yola başlayan.” buyurdu. Yolculuğu bitince tekrar yola başlamak nedir, diye sorunca: “Kur’an’ı başından sonuna okur, bitince yeniden başlar.” buyurdu. (Tirmizi)

Mümin Kur’an’la yol arkadaşı olacak, ondan asla ayrılmayacak. Onunla yatıp onunla kalkacak, onunla yürüyüp onunla gezecek, onunla yiyip onunla içecek, müminin Kur’an’la olan yolculuğu hiç bitmeyecek, onunla yaşayıp onunla ölecek.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz:  “Kur’an’ın haram kıldığı şeyleri helal addeden kimse Kur’an’a inanmamıştır.” (Tirmizi) buyurmaktadır.

Müminin imanını, ibadetlerini, ahlakını ve muamelelerini Kur’an belirlemelidir.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz: “Kim Kur’an’ı okur, ezberler, helal kıldığı şeyi helal kabul eder, haram kıldığı şeyi haram kabul ederse Allah, o kimseyi cennete koyar. Ayrıca hepsine cehennem şart olmuş bulunan ailesinden on kişiye şefaatçi kılınır.” (Tirmizi) buyurmuştur.

Kur’an’ı hayat kitabı yapabilenlerin dünyası da cennet olur. Ahireti de cennet olur. Hayata bakışımız Kur’an’la olursa hayatı anlamlandırabiliriz. Bela ve musibet imtihanlarını kolayca aşabiliriz.

Akif’imiz ne güzel anlatmış:

“Lafzı muhkem, yalnız anlaşılan Kur’an’ın;                                                                                Çünkü kaydında değil, hiçbirimiz mananın.                                                                             Ya açar nazm-ı celilin bakarız yaprağına                                                                                    Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına,                                                                                                İnmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyla bilin;                                                                             Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için.”

Rabbimiz: “Şüphesiz ki bu Kur’an en doğru yola iletir. İyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdele.” (İsra-9) buyurmaktadır.

“Bu Kur’an da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Artık ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.” (Enam-155) buyurmaktadır.

“Kur’an okumam emredildi…” (Neml-92) buyurmaktadır.

Kur’an’ı okumaktan maksat, onu anlamak, anlamaktan maksatsa gösterdiği yoldan giderek onun ahkâmına riayet edip Allah’a karşı gelmekten sakınmaktır.

Rabbimiz: “Şayet biz onu yabancı dilde okunan bir kitap olarak indirseydik, mutlaka şöyle diyeceklerdi: Ayetlerin açık seçik anlaşılır olması gerekmez miydi? Arap’a yabancı dilde bir kitap, öyle mi? De ki: O inananlar için bir rehber ve şifadır; inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir sağırlık vardır, Kur’an onlara kapalıdır, (sanki) onlara uzaktan sesleniliyor.” (Fussilet-44)

Kur’an hangi dilde indirilirse indirilsin anlamak istemeyenler bir bahane bulur. Yine Kur’an hangi dilde indirilirse indirilsin anlamak isteyenler onu muhakkak anlarlar. Gereği ile amel ederler.

Rabbimiz: “Peygamber, ‘Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey haline getirdi.’ dedi.” (Furkan-30) buyurmaktadır.

İnkârcılar, inatçılar, isyancılar, Kur’an’ı terk ettiler de ya Müslümanlara ne oluyor da Kur’an’ı terk ediyorlar. Kimileri hem şeklen hem manen terk ederken kimileri de manen terk etmektedirler. Hayatında Kur’an’dan izlerin bulunmaması, nasıl bir Müslümanlıktır? Hayatında Kur’an’dan izler taşıyanları görünce hemen tanırsınız, onlara bakınca Allah’ı hatırlarsınız.

Rabbimiz: “Kur’an Allah tarafından indirilmiştir. Uydurulmuş bir kitap değildir.” (Yunus-37) buyurmaktadır.

“Kur’an; önceki kitapları doğrulayıcı, müminler için hidayet rehberi ve müjde vericidir.” (Bakara-97) buyurmaktadır.

Kur’an ilahi kitapların hepsini doğrular. Müminler de önceki ilahi kitapların asıllarını tasdik ederler fakat Kur’an’la amel ederler. Çünkü önceki kitapların hükmü kaldırılmıştır.

“Kur’an hikmet doludur.” (Âl-i İmran-58) buyurulmaktadır.

Kur’an’ın hikmetinden sual olunmaz. İlim ehli onun ayetlerindeki hikmeti anlamaya çalışır ve anladığını anlatır. Anlayamadığı yerde sükût eder, onun hikmetinden sual olunmaz. Ona teslim olunur.

Rabbimiz: “Kur’an’da çelişki yoktur.” (Nisa-82) buyurmaktadır.

“Kur’an hiçbir eğrilik bulunmayan bir kitaptır.” (Zümer-28) buyurmaktadır.

“Kur’an müminler işin şifa ve rahmettir.” (İsra-82) buyurmaktadır.

“Kur’an müminler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.” (Neml-3) buyurmaktadır.

“Kur’an kâfirler için mutlak bir pişmanlık sebebidir.” (Hakka-50) buyurmaktadır.

Şifayı Kur’an’dan başka yerde arayanlar, asla şifa bulamazlar. Kur’an müminlerin imanını artırırken, çoğu kâfirlerin küfrünü, müşriklerin şirkini, münafıkların nifakını, fasıkların da fıskını artırır. Kur’an insanlık için bir imtihandır. Kazananlara ne mutlu.

Rabbimiz: “Kur’an tüm insanlar için bir uyarıdır.” (Enam-19) buyurmaktadır.

Kur’an cihanşümuldür. Ne bir kabileye ne bir kavme ne de bir beldeye gönderilmiştir.

Rabbimiz yüce kitabında: “Başka Kur’an getir veya değiştir.” (Yunus-15) diyenlerden bahsetmektedir.

Süfli hayatı benimseyen insanlar için, fıtratlarına uysa da ulvi hayat zor ve yaşanılmaz gelir. İnkârcılar, Rablerinin, Kur’an’da teklif ettiği ulvi hayatı beğenmediler de başka Kur’an istediler. Bugün Kur’an’dan işine geleni yapıp işine gelmeyeni beğenmeyenler, abdest alıp namazı kıldığı halde haramlardan vazgeçmeyenler nereye doğru gidiyorlar acaba?

Rabbimiz: “Kur’an Allah’a karşı gelmekten sakındırmak için uyarıdır.” (Taha-113) buyurmaktadır.

“Kur’an insanları karanlıktan aydınlığa çıkarmak için gönderilmiştir.” (İbrahim-1) buyurmaktadır.

“Kur’an Allah’tan öğüt, kalplere şifa, inananlar için yol gösterici rehberdir.” (Yunus-57) buyurmaktadır.

“Kur’an akıl sahiplerinin düşünüp öğüt almaları için gönderilmiş ilahi bir bildiridir.” (İbrahim-52) buyurmaktadır.

Kur’an Allah’ın nurudur. O nurdan isteyen herkes faydalanabilir. Kur’an’dan faydalanabilenler akıl sahipleridir. Kur’an’dan faydalanamayanlar akıllarını kullanamayanlardır. Yedi sülalesi Hıristiyan olduğu halde hidayete erenler olduğu gibi, yedi sülalesi Müslüman olduğu halde hidayetten nasibi olmayanlar da vardır.

Rabbimiz: “Kur’an’ın ayetleri apaçıktır.” (Hac-55) buyurmaktadır.

“Kur’an öğüt alsınlar diye her türlü misalin verildiği kitaptır.” (Zümer-27) buyurmaktadır.

“Allah sivrisineği bile örnek vermekten çekinmez.” (Bakara-26) buyurmaktadır.

“Eğer biz, Kur’an’ı bir dağa indirseydik elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye veriyoruz.” (Haşr-21) buyurmaktadır.

Kur’an’ın nüzulü karşısında dağın durumu parça parça olmaksa, insanın tavrı ne olmalıdır?

Rabbimiz: “Kur’an büyük bir haberdir.” (Sad-67) buyurmaktadır.

“Kur’an büyük mücadele kitabıdır.” (Furkan-52) buyurmaktadır.

“Kur’an, ataları uyarılmamış bir kavme gönderilmiştir.” (Yasin/5-6) buyurmaktadır.

“Kur’an’ı inkâr edenler mutlaka cezasını görecektir.” (Fussilet-41)    

Allah’ın vahyinden daha büyük bir haber olabilir mi? Allah davasına hizmet iddiasında olanlar mücadelesini Kur’ani hakikatlerle vermelidir. Mücadeleyi Kur’an’la verenler Allah davasına hizmet etmiş olurlar. Mücadeleye nefislerini bulaştırmazlarsa ilahi rızaya ererler.

Rabbimiz: “Kur’an inanmayanlara kapalı ve anlaşılmaz gelir.” (Fussilet-44) buyurmaktadır.

“Kur’an düşünülüp öğüt alınması için kolaylaştırılmıştır.” (Kamer-32) buyurmaktadır.

Kur’an hakkındaki bu hakikatleri bizzat Kur’an’dan öğrenen Müslüman nasıl olur da Kur’an’a kulak vermez, gönül vermez; Kur’an’ı yol arkadaşı yapmaz? Kur’an’ı dünyada yol arkadaşı, hayat arkadaşı yapabilenler, ahirette Kur’an’ın müjdelediği hayata kavuşurlar ki o da esas hayat, esaslı hayattır.

Rabbimiz: “Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedir.” (Bakara-176) buyurmaktadır.

“Kur’an öncekilerin ayrılığa düştüğü şeylerin çoğunu açıklayan bir kitaptır.” (Neml-76) buyurmaktadır.

Kur’an tefrikayı değil tevhidi, ayrılığı değil vahdeti, kitabı tartışmayı değil kitaba tabi olmayı emrediyor.

Rabbimiz: “Bilmediğin şeyin peşine düşme.” (İsra-36) buyurmaktadır.

Bazı ukala ve cühela, Kur’an’ı yaşamak yerine, Kur’an’ı yaşantısına benzetmeye çalışmaktadır ki bu büyük bir sapmadır. Rabbimiz cümlemizi muhafaza buyursun.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.