ZARİYAT SURESİ
Temmuz 2022 Türkan UÇAR A- A+
A- A+

ZARİYAT SURESİ

İnsanı yaratan, ona güzel bir suret veren, güzel bir siret kazanması için de kitap ve rehber, örnek olan mükemmel bir peygamber gönderen, yaratılmışlara merhamet eden, onları kollayan, koruyan, her işi bir hikmet üzere yapan Allah’ın şanı ne yücedir… O kalemle yazmayı öğretti… Ol dedi ve her şey oluverdi… İsteyerek veya istemeyerek bana gelin dedi yere ve göğe, onlar da isteyerek geldiler rablerine(yer ve göğün teslimiyetini taşımayan insanın hikâyesi ne de acıdır, ne de hüzünlüdür sonu …)Gel diyecek ve yaratılan her şey ona dönecek… O gün için azık toplayan herkese selam olsun…

Rabbimiz Zariyat Suresi nimetinden gereği gibi faydalanmayı nasip etsin bizlere. Mübarek Zariyat Suresi, Mushaf’taki sıralamada elli birinci, iniş sırasına göre altmış yedinci sûredir.60 ayettir. Ahkaf suresinden sonra, Gâşiye suresinden önce Mekke'de inmiştir. Suremiz adını 1.ayetinde geçen zariyat kelimesinden alır. Suremizin ilk altı ayeti şöyledir:“ 1-6. Savurdukça savuranlara, yükü taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere, işleri taksim edenlere and olsun ki size vaat edilen şey kesinlikle doğrudur ve son yargılama mutlaka gerçek­leşecektir. “ Zariyat, "savuranlar, tozu dumana katanlar" gibi mânalara ge­lir. Bu kelimenin anlamı ile ilgili farklı görüşler de vardır. Bunlar şu şekildedir:

  1. Bunlar, toprağı ve benzeri şeyleri tozutup savuran rüzgârlardır. Nitekim Cenâb-ı Hak, "Onu rüzgârlar tozutup savurur" (Kehf, 45) buyurmuştur.

2) Bunlar, yıldızlardır. Buna göre "zâriyât", "bir şey, hızlı gitti" manasında kullanılan fiilindendir.

3) Bunlar meleklerdir.                                                           

4) Bu ifade, "Tozutup savuranların Rabbine and olsun ki..." takdirindedir. Birinci görüş daha doğrudur.(1)

Eğer rabbimiz bir şey üzerine yemin ediyorsa o çok önemlidir, İnkârı imkânsızdır. Allah burada haşri ispat etmek için hareket eden şeylere yemin etmiştir. Rabbimiz, gözümüzün önünde olan şeylere yemin etmiştir.

Suremizin konusu, Diyanet tefsiri Kuran Yolu’nda şöyle geçer:“ Sûrenin ana konusu öldükten sonra dirilmenin gerçek olduğunu, yaratılmış­lar içinde irade sahibi olma özelliğini taşıyanların, bir imtihan alanı olan dünya ha­yatını yaratılış amaçlarına uygun biçimde geçirip geçirmedikleri hususunda sorgu­lanacakları, yargı gününden kaçış bulunmadığını ve bu yargılama sonunda herke­sin bu dünyada yapıp ettiğinin olumlu olumsuz sonuçlarını mutlaka göreceğini or­taya koymaktadır. Bu konu işlenirken, Allah Teâlâ'nın kudretinin kanıtlarından ve insanlara lütfettiği imkânlardan örnekler, önceki bazı inkarcı toplumların başına gelen felaketlerden kesitler verilmekte; bu arada Hz. Peygamber'in ve onun yolu­nu izleyen müminlerin dini tebliğ ederken nasıl bir tavır takınmaları gerektiğine ışık tutulmaktadır.“

Öldükten sonra dirilişin olacağına mümin olduğunu söyleyen kişilerden başkası iman etmez. Çünkü zordur; hesap, kitap, sorumluluklar, haklar, yasaklar, imanını sağlam tutmak için verilen mücadeleler…Bu sebeptendir ki, mümin hep korku ve ümit arasındadır. Ya rabbimin muradına uygun hareket etmezsem,ya rabbim benden razı olmazsa,ya rabbim rahmetini üzerimden çekerse-Allah korusun-Kafir inkarcıların hayatı ise başıboşluk üzerine kurulmuştur.Nefsini ilah edinmiştir o zavallılar.Müminin varlığı onu rahatsız eder.Görmeye tahammül edemez.Çünkü ona gerçekleri hatırlatır.Ölümü,hesabı,mizanı,cezayı…O yüzden nefret eder, ona kendi fıtratında olan islamı hatırlatan herkesten.Hatta mümkünse onları da olumsuz yönde etkilemek ister.İster ki onlar da inkar etsinler…ister ki yandaşları çoğalsın. Unuttukları vardır oysa…Onlar inkar etse de gerçekleşecek olan gerçekler gerçekleşecektir…Birilerinin ahireti inkar etmesiyle, bu gerçek ortadan kalkmaz/kalkamaz çünkü Allah’ın vaadi vardır.Nedir o? Secde Suresi 13 ve 14.

“Dileseydik elbette herkesin doğru yolda yürümesini sağlardık. Fakat şu sözüm mutlaka gerçekleşecek: Cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kısmıyla dolduracağım! (Onlara denecek ki:) "Bugünle karşılaşmayı unutmanız sebebiyle cezayı tadın bakalım! İşte şimdi biz de sizi unuttuk; haydi yaptıklarınızın bedeli olarak ebedî azabı tadın şimdi!" secde suresi 13,14.ayetler

İrade sahibi olmak, kişiyi tercihleriyle baş başa bırakır. İstediğini seçmekte serbesttir kişi. Yeter ki sonucuna katlansın. İrade sahibi olmak, sorumluluğu da beraberinde getirir. Bu durum iman edenler için geçerlidir. Allah’a karşı sorumlu olduğunu bilen ve buna iman eden kişilere tüm kapılar sonuna kadar açılır. En zor zamanında bile ümitvardır. Bilir ki rabbi onunladır, bilir ki rabbi olmazları oldurur… Bu güzellik sadece müminlere hastır, onlara ikramdır.

Suremizde bahtiyar kullar vardır, bunlar neler yapmış da Allah’ı razı etmişlerdir. Ayette bunlar şöyle anılır:“ Allah'a saygısızlıktan sakı­nanlar ise rablerinin kendilerine verdiklerini alarak cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar. “Onları cennete ve pınar başlarına getiren amelleri nelermiş?

-Çünkü onlar daha önce güzel davranışlar içindeydiler.

-Onlar gecenin az bir kısmında uyurlardı.

-Seher vakitlerinde Rablerinden bağışlanmalarını dilerlerdi.

-Yardım isteyenlere ve yoksullara mallarından belli bir pay ayırırlardı.

Kardeşlerim iman etmek yetmiyor, imanımızı her daim güzel amellerle süslemeliyiz, imanımızı tazelemeliyiz, iman edenler olarak inancımızın gereğini yerine getirmeliyiz.

Suremizde, geçmiş peygamberlerin ve kavimlerin kıssalarından, ibret alınması için nakiller yapılmıştır. Kıssalar, tarihte yaşanan gerçekleri günümüze taşır. Müminlere ümit verir, inkârcılara uyarı. Aklını başına almayan kişi ve kavimlerin sonu helaktir. Peygamberlerin tebliğlerine kulak vermeden, cehalete dayanan kendi yanlış ve batıl düşüncelerine göre hareket edenlerin sonu pişmanlıktır, rüsvaylıktır.

Artık onlarla ilgilenme; bundan ötürü kı­nanacak değilsin. Ama (alanlar için) öğüt vermeye devam et, zira öğüt ina­nanlara fayda verir…“ 54 ve 55.ayetler bizlere, tebliğe ölene kadar devam etmemiz gerektiğini hatırlatır. Belki öğüt alacaklar vardır toplumda, belki öğüde kulak verecekler vardır toplumda, belki hidayetine vesile olacağımız insanlar yanı başımızdadır. Önemli olan bizim örnekliğimiz ve duruşumuz. Kimseye gel sana tebliğ yapalım demeyeceğiz. Tavır ve davranışlarımız, sorumluluklarımız, yaşantımız yani hal dilimizle güzel insanlar olacağız ve insanları İslam’a davet edeceğiz. Hidayetin Allah’ın elinde olduğunu bilerek, onun rahmetine sığınarak yol alacağız.

Suremiz şu ayetlerle sona erer:

“56. Ben cinleri ve insanları, başka değil sırf bana kulluk etsinler diye yarattım. 57. Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmala­rını da istiyor değilim. 58. Şüphesiz rızkı veren, sarsılmaz gücün sahibi olan yalnızca Allah'tır. 59. Şu iyi bilinmeli ki haksızlığa sapanlar için geçmişteki benzerlerinin payı gibi bir ceza payı var! Şimdi onu benden acele istemesin­ler! 60. Başlarına geleceği bildirilen günden dolayı vay o inkârcıların haline!

56.ayette bizim yaratılmamızın gerekçesi verilir. Kulluk… O yüzden bir insanın dünyada ulaşabileceği en üst makam ve mevkisi Allah’a kul olmaktır. Ahiretin ünlüleri, dünyadaki güzel kullar olacaktır. Onların yüzü hep gülecektir dünya ve ahirette. Dünyada ağlasalar da, kazananlar hep onlar olacaktır. Herkes onlara gıptayla bakacak, keşke ben de bu kullardan olsaydım dedirtecekler kendilerine… Allah’a kul olma yolunda, yolunuz hep açık olsun. Cennetin ünlüleri olasınız… Vesselam…

 

KAYNAK:

1-Fahruddin Er-Razi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 20/334.

 

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2022

Sayı: 74