Temmuz 2016 Rümeysa CİVCİR A- A+
A- A+

Sâhi, Kardeş Miyiz?

‘İnananlar ancak kardeştirler…’ (Hucurat, 10)

Bu ayet hakkında biraz düşünelim. ‘İnananlar’ diye hitap ediyor Yüce Rabbimiz. İnanıyor muyuz? Elbette. Peki, neye inanıyoruz? Hakka mı, batıla mı? Eğer inandıklarımız Allah’ın emrettikleri ise amenna. Ama inandıklarımız Batı’nın bizden istedikleri ise, neye inandığımızı sorgulamamız gerekiyor.

Ayetin devamında ‘kardeştirler’ buyuruyor Yüce Rabbimiz. Kardeş kelimesi sözlükte; ‘aynı ana babadan doğmuş, ya anası ya da babası aynı olan kimseler’ demektir. Bir kelime ancak bu kadar basitleştirilebilir, içi ancak bu kadar boşaltılabilirdi. Biz kardeş kelimesini İslami açıdan değerlendirelim. Irk, dil, soy vb. gerekmeksizin din yoluyla birleşmek, birlik olmak değil midir kardeşlik? Ama günümüze baktığımızda ırkçılık en üst noktada bulunuyor.

“Kaç kardeşsiniz dediklerinde bir buçuk milyar diyorum. Anlatabiliyor muyum?” diyor Sezai Karakoç. Sahi, bir buçuk milyar kardeş olabildik mi? Kalbimiz bir, sesimiz bir, yumruğumuz bir, bedenimiz bir olabildi mi? Bir yanımız kan ağlarken neden güldü diğer yanımız? Biz bir beden değil miydik? Neden bedenimizin bir yanı kesilirken sesimiz çıkmıyor? Neden sessiz kalıyoruz?

Kardeşlik, varını yoğunu paylaşmak değil midir? Kimi zaman bir parça ekmeği, kimi zaman en sevdiklerini… Peki, acılar? Hiç acıyı paylaştık mı? ‘Kardeşim dedim. Acılarıma da kardeş olur musun?’ der Cahit Zarifoğlu.

Kardeşiz demiştik, inanmıştık ya hani. Filistin’de, Suriye’de, Doğu Türkistan’da ya da dünyanın neresinde olursa olsun bir Müslüman kardeşimizin zulüm görürken yaşadığı acıyı biz neden hissedemiyoruz? Neden evladını sonsuzluğa uğurlayan bir annenin yüreği gibi yanmıyor yüreğimiz? Neden çocuklar suçsuz yere öldürülürken, yetim bırakılırken biz rahatça uyuyabiliyoruz? Vicdanımız hiç mi rahatsız etmiyor? Hiç sızlamıyor mu içimiz? Dualarımızda neden yer vermiyoruz onlara. Kendimize istemesini biliyoruz da kardeşlerimize istemesini bilmiyor muyuz? Kaç gece ağladık onlar için. Kaç gecemizi onlar için dua etmeye ayırdık? Tabii ya, işlerimiz, sınavlarımız var bizim! Kendimize vakit ayıramıyorken, bir de onlara mı vakit ayıracağız! Saatlerce malayani işlerle uğraşmak, dizi izlemek varken kim düşünecek onları!

Batı’nın bizden istediği de bu değil miydi? Birbirimizden habersiz yaşamamızı istediler, bunun için çabaladılar, biz de bir güzel itaat ettik. Kardeşliği söküp aldılar da bizden, ruhumuz duymadı. Kardeşliğin yerine ırkçılığı yerleştirdiler kalplerimize. Biz de itaat ettik. Oysa itaat etmemiz gereken Batı değil, Rabbimizdi!

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2016

Sayı: 50

Baciyan Arşiv