Prof. Dr. Huriye MARTI ile Ramazan Üzerine Röportaj
Nisan 2022 Nurten YÜCEL A- A+
A- A+

Prof. Dr. Huriye MARTI ile Ramazan Üzerine Röportaj

  1. Huriye Martı kimdir? Biz Baciyan Dergisi okurlarına kendinizden bahseder misiniz?

Konya’da büyüdüm. İmam-Hatip Lisesi ve İlahiyat Fakültesi’ni Konya’da okudum. Hadis Anabilim Dalında asistanlık ve öğretim üyeliği yaptım. Diyanet İşleri Başkanlığında daire başkanı, Başkanlık müşaviri ve şimdi de başkan yardımcılığı görevlerini deruhte ettim. Evli ve üç çocuk annesiyim. Okuyucularımızı muhabbetle selamlıyorum.

  1. Bir Müslüman için Ramazan ayı denilince aklına ilk ne gelmelidir?

               Ramazan hem iman ve ibadet bakımından Allah Teâlâ ile bağımızı güçlendiren hem de merhamet ve sehavet bakımından toplumsal bağlarımızı pekiştiren çok değerli bir zaman dilimidir. Elbette Ramazan deyince aklımıza ilk önce oruç gelir ama görürüz ki orucun hem nefsi terbiye eden ve kişinin iman ve ihlasını güçlendiren bir yönü, hem de iftarıyla sahuruyla aile, akraba ve sevdikleriyle aynı sofrada buluşarak biz olma” bilincini güçlendiren bir yönü vardır. Dolayısıyla Ramazan’ın kendine özel ibadetleri, kendine has iklimiyle bizi Rabbimize yakınlaştıran, birbirimizle kaynaştıran bir dönem olduğunu söyleyebiliriz.

  1. Ramazan ayının maddi ve manevi kazançları nelerdir?

Maddi kazançla sağlık bulmayı, bedensel anlamda rahatlamayı düşünebiliriz. Zira Ramazan hem beden hem de ruh sağlığımız açısından şifa ayı olarak adlandırılmayı hak eder. Manevi anlamda ise Kur’an ile daha fazla buluşarak, Kur’an’ı okuma, anlama ve yaşama çabamızı artırarak kazandığımız ecir ve bereketi öncelikle söylemeliyiz. Sonuçta Ramazan Kur’an ayıdır. Mukabeleler, sohbetler, tefsir okumaları hatta hatimle kılınan teravihler hep Ramazan’da Kur’an ile daha fazla buluşmaya yönelik gayretlerdir. Diğer taraftan Ramazan sadaka ve infak ayıdır diyoruz; ihtiyaç sahiplerine ulaşmada, elimizdeki imkânları paylaşmada, yardımlaşmada da ciddi anlamda manevi bir zenginlik vardır.  

 

  1. Orucun yanına hangi hasletler ve ibadetler konulduğunda insan için anlamlı, Allah katında makbul olur?

Orucun kazanımlarını başlı başına konuşmaya değer. Belki de en büyük kazanımı kişiyi sabırla yoğurması, gayretle pişirmesi, açlıkla olgunlaştırmasıdır. Kendine hâkim olmayı öğreten, irade eğitimi sağlayan bu eşsiz ibadet, halis bir niyetle ve güzel bir ahlakla amacına ulaşacaktır. Nitekim Peygamberimiz Oruç tutan bir kimse, yalan söylemeyi ve yalanla iş yapmayı bırakmadığı sürece Allah’ın onun aç kalmasına ihtiyacı yoktur.” Buyurur. Kendini sadece yemeden içmeden alıkoymak oruç için yeterli değildir. Oruçluyken bir lokma ekmeği bir yudum suyu almamak için kapanan çeneler, yalanı, iftirayı, gıybeti, küfrü, bedduayı yani her türlü ahlaki hatayı da işlememek üzere kapanmalıdır.

 

  1. Modern zamanlarda insanla insanın, insanla doğanın, insanla Allah’ın ilişkisinde kopuklukların olduğunu görüyoruz. Ama Ramazan ayında o kopukluk olsa bile ilişkilerde nasıl bir telafi oluyor?

Biraz önce de bahsettiğim gibi, Ramazan, bağlarımızı güçlendiren, tedavi eden, onaran bir ay. Bu ayda insan kendisine bakmaya, durup kendisini dinlemeye ve maneviyatı için daha fazla zaman ayırmaya çalışıyor. Bu sayede eksiklerini görmek ve tamamlanmak mümkün olabiliyor. Hayatın telaşı içinde yitirdiğimiz yakın ilişkilerimizi hatırlamak, Rabbimizin sunduğu bu mübarek zamanı en iyi değerlendirmekle O’na kulluğumuzu sunmak mümkün oluyor. Hilali gözleyerek, güneşin batışını bekleyerek, geceyi sırf Allah rızası için sahurla bölerek, teravihle güzelleştirerek bir bakıma tabiat olaylarıyla iletişimimiz artıyor. Toprağın bereketini sofralarımıza taşıyarak, suyun ne büyük bir nimet olduğunu oruçla hatırlayarak doğaya karşı olan sorumluluklarımızı bir kere daha fark ediyoruz. Yetimi, dulu, fakiri, mülteciyi arayıp bularak, ikramda bulunup mutlu ederek toplumsal bağlarımızı yeniliyoruz. Çok yönlü bir şekilde düşündüğümüzde, aslında Ramazan’da farklı bir heyecanla iyilik için motive olup koşmaya başladığımızı, sevap yolunda hızlandığımızı görebiliyoruz.

  1. Ramazan ayında aile olarak ilişkimiz nasıl olmalıdır? Oruç, cami ve çocuk ilişkisini nasıl kurmalıyız?

Elbette iftar ve sahurlarda aynı sofrada buluşmayı önemsemeliyiz. Birbirine iyiliği tavsiye eden ve birbirini kötülükten sakındıran bireylerin yaşadığı bilinçli bir ailede her birimiz diğerini Ramazan’da daha fazla güzelliğe taşımak, Ramazan’ı ailesi için bereket ve sekinet mevsimine dönüştürmek adına gayret göstermeli. Evimizde Kur’an’ın daha fazla okunmasını ve dinlenmesini sağlamak, oruç konusunda çocuklar da dâhil olmak üzere teşvik edici olmak, teravihleri ailece eda etmek, iyiliğin ve yardımlaşmanın huzur veren yönünün bilhassa gençler ve çocuklar tarafından da keşfedilmesini sağlamak çok önemli. Pandemi sebebiyle toplu teravih namazlarına müsaade edilemeyen iki yılın ardından, bu sene camilerimiz de inşallah şenlenecek. Tedbirlere riayet etmek suretiyle camide bulunmaya, çocukların teravihin tadını unutmaması için bu sene daha fazla özen göstermemiz gerekecek. Caminin müminleri kucaklayan, kaynaştıran, güven veren, vahdeti hissettiren ortamını çocuklarımızın yaşaması için teravih ve mukabelelerde, vaaz ve irşat çalışmalarında, cami-çocuk buluşmalarında emek vereceğiz.

  1. Ramazan ayı hayatta daha az şeyle ihtiyaçların karşılanabileceğini gösteren bir aydır. Bu şekilde geçirilen Ramazan ayından diğer aylara neler aktarılabilir?

Tevazu ve itidal, Ramazan’ın en büyük kazanımlarından sayılabilir. Mütevazı sofralarda, üç lokma ile doyacağımızın farkında olarak, abartmadan, israfa ve gösterişe düşmeden edilen iftarlar, kibir ve bencilliğimizi kıracak en güçlü imkânlardır. Geçici dünya hayatında iman etmek ve iyi işler yapmak üzere yaratıldığımızın farkında olarak yaşamak, sayılı gün Ramazan’da ne çabuk geçiyorsa hayatın da öyle hızla akıp sona erdiğini düşünerek önceliklerimizi belirlemek gerekiyor. Diğer taraftan mutedil bir mümin olmanın, ifrat ve tefrite kaçmadan dengeli ve orta halli bir yaşamı benimsemenin değeri de Ramazan’da daha çok ortaya çıkar. İbadette bile itidale davet eden dinimizin çağrısına kulak vermek, kararlı ve sade bir dini yaşantıdan ödün vermemek, zamanın kıymetini bir kez daha idrak etmek, iştah ve heveslerinin peşinde koşmak yerine aklıselim ile yürüyen bir gönül insanı olmaya gayret etmek Ramazan’ın kazanımları olacaktır.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Nisan 2022

Sayı: 73