Peygamberimizi Örnek Alacağım
Ekim 2016 Hatice Meryem KUL A- A+
A- A+

Peygamberimizi Örnek Alacağım

Hayır, neden bana sormuyorlar? Ben cevap verebilirim. Benim canımın pasta isteyip istemediğini annemin canı nasıl biliyorsa!

Sonra benden habersiz en sevdiğim oyuncağımı gidip bir çocuğa vermiş. Duyunca kendimi tutamadım bir güzel ağladım. Tamam, azıcık da huysuzluk edip bağırmış olabilirim! Yine de ne diye bana tokat attığını anlamıyorum... Hem en sevdiğim oyuncak gitti hem de tokadı yedim! Oysa arkadaşım Zehra anlatmıştı bir gün, Peygamberimiz bir çocuğa çok kızmış, o tatlı elinde de bir misvak varmış. Hani diş fırçası gibi olan var ya ondan. “Eğer” demiş; “kısastan korkmasaydım bu misvakla canını yakardım.” Ooo, Peygamberim ne diyor bizimkiler ne yapıyor... Sinirlendiler mi şak diye tokadı patlatıveriyorlar. Hatta bir de çocukların yüzüne ve eline vurmayı yasaklamış olmasına rağmen...

Evde yaşı ne olursa olsun herkes bir birey diyorlar. Herkesin fikri önemliymiş. Peh! Diyorlar, diyorlar ama hiç uygulama göremedik. Annem babam ne derse o. Hâlbuki Peygamberimiz öyle mi yapmış? Uhud Savaşı’ndan önce yapılan istişarede o kadar tecrübeli insan bir durumu (savunma savaşı) arzu ederken gençler başka bir durumu (göğüs göğse çarpışmayı) arzu ediyorlar. Siz bilmezsiniz denmiyor, gençlerin isteği kabul ediliyor. Yapılacak savaş için.

Bizimkiler n’apıyor ya, benim kaldığım odanın rengini bile seçmeme izin vermiyorlar. Sen anlamazsın, sen küçüksün, büyüklerin isine karışma. Eee yeter, iyi ki bir büyüksünüz! Biz büyümeyeceğiz sanki Allah Allah… Anlamazsın deyip duruyorlar, bal gibi de anlarım işte ama bazı şeyleri biraz yaşıma göre anlatmanız gerekiyor. Bana ta boyanın içindeki maddenin kimyasal özelliğinden başlayıp anlatırsanız ben nerden anlayım? Zehra anlatmıştı yine. Peygamber Efendimiz bir çocukla konuşurken onun kavrayacağı şekilde konuşurmuş. Hatta eğilir onunla aynı hizaya gelirmiş. Ne kadar güzel değil mi? Canım Peygamberim benim. İnsanlar öyle mi yapıyor? Kocaman boyları var, karşımıza dikiliyorlar, bir şeyler anlatıyorlar. Bazı insanlar o kadar korkunç görünüyor ki öyle konuşurken. Zaten dediklerini anlayamıyorum.

Arkadaşlarımı çok seviyorum. Duyduklarımı onlara anlatıyorum, onlar da bana anlatıyor. Hep yeni şeyler öğreniyoruz. Arkadaşım Hilal de bana bir şey anlatmıştı. Habeşistanlı Eme binti Halid diye küçük bir kız çocuğu varmış. Babası onu Peygamber Efendimizin yanına götürmüş. Peygamberimiz de Eme’yi “sene, sene” diye sevmiş. Duyunca çok komik gelmişti. Meğer sene Habeş dilinde güzel anlamına geliyormuş. Bizimkiler iki lafı bize düzgünce anlatamıyor Peygamberimiz de çocuğu kendi diliyle seviyor. Ne kadar güzel değil mi?

Peygamberimiz torunları Hasan ve Hüseyin’le ne güzel oyunlar oynarmış. Peygamberimizin sırtına binerler, omzuna çıkarlarmış, şakalaşırlarmış. Ben de Peygamberimizle oyunlar oynamayı çok isterdim. Babam ve dedemle de oynayabilsek. Ayıp olur, canı acır, öyle şey olmaz diye kızıyorlar. Hiç de ayıp olmaz! Olsaydı Peygamberim oynamazdı işte. Bu büyükleri hiç anlamıyorum.

Yalan söylemek çok kötüymüş. Annemler ne olursa olsun asla yalan söyleme dediler. Birkaç kez çok korkup yalan söylemiştim, öğrenince çok kızdılar bana. Ama kendileri de yapıyorlar. Babamı patronu kızmasın diye yalan söylerken duydum. Annem karşı komsuyu pek sevmez. O gelince saklanıp “Evde yok deyin.” demişti. Doğru değilse onlar neden yapıyorlar? Peygamberimiz şaka da olsa hiç yalan söylememiş. Bunu duyunca anne babamızın da hata yapabileceğini anladım.

Büyükler nasıl olsa anlamaz diye benim yanımda her şeyi konuşuyorlar. Hâlbuki biz küçük çocukların zihinleri temiz olduğu için her duyduğumuz, gördüğümüz şeyi kaydediyoruz. Bunlar da karakterimizi şekillendiriyor. Bunu hep göz ardı ediyorlar. Peygamber Efendimiz çok dikkat edermiş, güzel şeyler konuşur, güzel şeyler anlatırmış çocuklara. Onların yanında yaptıklarına özen gösterirmiş. Zeyd ve Enes radiyallahu anhum ne kadar şanslılar. Peygamberimizin yanında büyümüşler. Ben de büyüyünce aynı Peygamberimiz gibi yapacağım. Çocuklarla çok güzel vakit geçireceğim. Öğrendiğim güzellikleri yaşayarak onlara anlatacağım. Söz veriyorum sana Allah’ım, söz veriyorum.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ekim 2016

Sayı: 51

Baciyan Arşiv