Temmuz 2015 Meryem SAYILIR A- A+
A- A+

Nokta Farkı

Kâinatta var olan sünnetullah gereği, her netice bir sebebe, her muvaffakiyet bir gayeye bağlanmış ve geceler gündüzlerin; karanlıklar aydınlıkların; zahmetler de rahmetlerin müjdecisi olmuştur. Eskilerin tabiriyle; zahmetle rahmet arasında tek bir nokta farkı vardır. Lisandaki bu incelik manada da çok güzel tezahür eder görebilenler için.

Mevlana hazretleri bu hakikati şu misalle ifade etmektedir; "Bir hamal yük altında koşup gider. Hatta kendisini ezen o ağır yükü başkalarının elinden kapar. Hamalların yük için yaptıkları kavgalara bak, işte her iş için çalışıp çabalamanın böyle olduğunu bil. Sıkıntılar rahatın, huzurun temelidir. Acılar nimetin öncüleridir. Hazineyi hiç bilinen yerlere koyarlar mı? İşte bunun gibi feraha kavuşma, kurtulma da sıkıntılarda gizlidir." Yani her nimetin bir külfeti vardır ve hiçbir şey bedelsiz, karşılıksız değildir.

İbrahim Ethem hazretleri hakkında şöyle bir menkıbe anlatılır; bir gün hazret hamama gider. Temizlenip çıkarken kendisinden ücret istenir. Bunun üzerine oturup ağlamaya başlar. Sebebini soranlara da şu ibretli cevabı verir: "dünyada bedendeki maddi kirlerin döküldüğü şu yerlere bile ücretsiz girilemiyor ya ahirette peygamberlerin ve diğer gözde kulların gireceği cennete amelsiz nasıl gireriz."

Cenabı Hak dilese bir tohumu ağaç haline getirmeden de meyveye dönüştürebilirdi lakin kâinattaki adetullah icabı zahmetsiz rahmet yok. Bu sebeple tohum bir müddet toprak altında karanlıkta kalır bir süre sabreder. Sonra çatlar yavaş yavaş filizlenir. Nihayet belli bir olgunluğa geldikten sonra da meyveye durur. Velhasıl insanı olgunlaştıran çilelerdir, zahmetlerdir. Bir sahildeki taşlara baktığımız zaman üzerinde hiçbir sivrilik ve pürüzün olmadığını görürüz. Zira dalgalar asırlarca onları döve döve bütün sivriliklerini adeta torna etmiştir. Çileler de böyledir. Hadisi şerifte şöyle buyrulmuştur;" Allah hayrını dilediği kişiyi sıkıntıya sokar." (Buhari merda,1) Dolayısıyla mümine düşen de bu sıkıntıları bir zahmet olarak değil, günahlarının affına veya derecesinin yükselmesine vesile birer rahmet tecellisi olarak görebilmeye çalışmasıdır. Zira ayeti kerimede "Elbette zorlukla beraber bir kolaylık vardır; hiç şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır." (İnşirah 5-6) buyrulmuştur. Rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vessellem) Efendimiz bu ayetlerin nüzulünde büyük bir sevince gark olmuş, artık zorlukların asla galip gelmeyeceğini zira bir zorluğa karşı iki kolaylığın lütfedildiğini müjdelemiştir.

Rahmetin zahmette oluşunun en güzel tezahürü de şüphesiz içinde bulunduğumuz mübarek ramazan ayında gizlidir. Hele son yıllardaki uzun ve sıcak günlerin zorluğu orucun zahmet eğitimi değil de nedir. Nefsimiz ne kadar zorlansa da rahmetteki o lezzet aslında hiçbir şeyde yoktur. İftar yemeğinin lezzetinin başka hiçbir yemekte olmayışı gibi. Bu anlayışı bir ömre yaymak, hikmet ehlinin zahmetteki rahmeti görebilen kalp kıvamına ermek adına Ramazanı külfet değil fırsat bilmek gerek.

Ezberleri bozan bir eğitim ayı olan Ramazanın ardından cömertler cömerdi Rabbimiz bayramı ikram eder müminlere. Bu da büyük bir rahmet tecellisi değil midir? Demek ki bayram büyük fedakârlıklardan sonra gelen müşterek sevinç günleridir. Bayram, yanık gönüllere Cennet serinliği veren ilahi bir ziyafettir. Ayeti kerimedeki ifadeyle;" De ki: Göklerde ve yerde olanlar kimindir? De ki: Allah'ındır. O, rahmet etmeyi bizzat kendi üzerine yazmıştır." (En'am 12)

Derin ıstırapların yaşandığı, iniş çıkışlarla dolu hayatın içindeki bayramlar; İslam kardeşliğinin gönülden idrak edildiği rahmet ve sürur, huzur ve sevinç günleridir. Fakat bayramlar bir fedakârlıktan; Ramazandan sonra gelir. Unutmamak gerekir ki büyük muvaffakiyetler, hep nefse ağır gelen gayretlerin ardında gizlidir. Ayrıca zahmet çekilmeden aranan rahatlık esasen tembellikten başka bir şey değildir. Tembellik ise aslında sonu gelmez zahmetlerin ve bitmek bilmez zorlukların başlangıcıdır. Mümine yakışan ise ayeti kerimelerde şöyle bildirilmiştir;

"O halde mühim bir işi bitirdiğinde hemen başka bir mühim ise sarıl. Dua ve niyazla yalnızca Rabbine yönelip yalvar." (inşirah-7,8)

Ümmet'çe hakiki bayram sabahına uyanmak niyazıyla... Vesselam.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2015

Sayı: 46

Baciyan Arşiv