Nisan 2016 Zeynep VARIR A- A+
A- A+

Mahremiyet Artık Norm Değilmiş

Kısaca www olarak bildiğimiz “Word wide web” 1990 yılında hayatımıza girdi. 1993 yılında ise Türkiye’de ilk internet erişimi sağlandı. Ve bu tarihten itibaren teknoloji gün gün ilerlemeye başladı. Kalas gibi olan ilk model telefonların yerini akıllı telefonlar, tek taraflı iletişime geçilmeyen web sayfalarının yerini ise karşılıklı iletişime geçilen web sayfaları aldı. 1990 sonrasında dijital dünyaya gözlerini açanlar, internetsiz bir hayatı hayal etmekte güçlük çeker hale geldiler.

Sanal âlemin ve sosyal medyanın insanları içine çekmesi bazı sorunları da yanında getirdi. Mahremiyet meselesinin çok ihlal edilmesi gibi… Facebook’un kurucusu Marc Zuckerberg 2010 yılında verdiği bir mülakatta sosyal medyada mahremiyetin geleceği ile ilgili soruya “mahremiyet artık norm değil. İnsanlar sadece daha çok ve çeşitli bilgiyi paylaşmakla kalmıyor, daha çok insanla ve daha açık bir şekilde paylaşıyorlar ve bundan memnunlar.” cevabını vermişti.

Mahremiyeti bir norm olarak görmememizin altında yatan zihniyet “herkesin yapıyor olması” mı acaba? Herkesin her şeyin fotoğrafını paylaşması, zamanlarını nasıl değerlendiremediklerinin bir belgesidir sadece. “Hayata tutunabilmek için daha yüksek dozda şaşırtıcıya ihtiyaç duyan şaşkın zombiler gibi sürü halinde dolaşıyoruz; feys, tivitır, instagram gibi daha nice sanal şehrin kanalizasyonlarında” diyor bir yazar. Hayata tutunmak için kendimizi olduğumuzdan başka birisiymiş gibi göstermek, aslında içimizde bir yerlerde vücut bulmuş “başkasına kendini kanıtlama” düşüncesinin izleridir. Herkes gibi olma çabasıdır.

Mahremiyet ve gizlilik, hayâ ile taçlanmış bir ömrün en mühim gereğidir. Bazı şeyler gizlendikçe daha değerli olur. Gizlilik bizim olan değerlerimizin bir parçasıdır. Fakat bütün kadim kültürlerde mahrem bir bölge olarak kabul edilen ve gizli kalması gereken evimiz bu özelliğini yitirdi. Nişan gibi düğün gibi kişiye özel önemli günler “dijital çağın” bir gereği olarak özelden genele taşındı. Herkes herkesin ne yediğini, nerede yediğini, kiminle yediğini biliyor. Peki neden? Mahremiyet artık bir norm değil de o yüzden mi? Ya da dijital çağda olmamız bunu gerektirdiği için mi?

Asıl mahremiyet Mehmed Akif’in şu dizelerinde gizlidir; “Nâ mahreme ben söyleyemem kızlarımın, karımın ismini / Hem öldürürüm, sorma sakın!”

Facebook, instagram, whatsapp gibi sosyal medya araçlarının, mahremiyetin sınırlarını aşmadan da kullanılabileceğini düşünüyorum. Edep bilir bir internet, talebimiz olan internettir. Sosyal medya araçları her zaman sınırlara muhtaçtır.

Unutulmaması gereken bir şey var. Kendi değerlerine sahip çıkan, topluma ayak uydurmayan, ferdiyetçi takılan her insan toplumun üvey evladıdır. Allah Resulünün izinden gitmek, mahremiyetin hakkını vermek ve mutlu olmak için toplumun üvey evladı olmaya değer diye düşünüyorum.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Nisan 2016

Sayı: 49

Baciyan Arşiv