İLETİŞİMİMİZ İLETİLDİ Mİ?
Ekim 2021 Nurten YÜCEL A- A+
A- A+

İLETİŞİMİMİZ İLETİLDİ Mİ?

“İnsan insanın evvela gönlüne muhtaçtır”

                                 İbrahim Tenekeci

Demek ki önce gönülden başlamalı insan iletişim kurmaya. Gönüller birbirini sevince telgrafın telleri misali iletişim kendiliğinden kurulmuş oluyor. Tarihte insanlar hep iletişim için araçlar ve yollar geliştirmiştir. Bunlar uzakları yakın eden araçlardır. Bunun adı kimi zaman mektup, kimi zaman telefon, kimi zaman telgraf olmuştur. Bir gurbetçi kızı olarak Kanada’dan gelecek mektupları haftalarca beklemişimdir. Kaybolmadan gelen mektupların sayısı çok az denecek kadardı ve gelme süresi ayları bulabiliyordu. Postacılar olurdu o zamanlarda ve postacı amcaya bize mektup var mı diye sorduğumuzda cevap evetse dünyalar bizim olurdu. Tabi postacılarda mektubu yazan kadar sevaba da girmiş bol hayır duası almış olurdu.

      Zaman ilerleyince telefonlar hayatımıza girmeye başladı. Evine telefon bağlatan gururla söylerdi. Telefonlar uzaktaki bir akrabanın, askerdeki oğulun, gurbette ki babanın, üniversitedeki evladımızın sesini bizlere duyuruyordu ya üstündeki göz nuru dantelleri de evin başköşesindeki yerini de hak ediyordu. Daha sonra hepimizin elinde telefonlarımız oldu. Adına da hiç yanımızdan ayırmayalım diye cep telefonu denildi. Kime sorsanız bu cep telefonu acil ihtiyaçtı. Yeri geldi ekmekle yarışır hale geldi. Yediden yetmişe herkes telefonu olsun diye çabalar haline geldi. Öyle ki telefonu olmayanlar yadırganır oldu. Telefonun olması da bir süre zamandan sonra biz insanlara yetmeyip, telefon modelleri ile daha çok ilgilenir olduk. Ya bizimkinden daha güzeli varsa! Ve sonunda tüketim çılgınlığı içinde daha güzelini arama yolculuğumuz başlamış oldu. Ve her yenilikten sonra eski telefonlar bizim için gülünesi mazi olarak hatıra raflarına kaldırıldı.

Telefonların içinde de iletişim ağlarını parmaklar misali birçok dallara ayrıldılar ki bu hangi kanalı seçerseniz seçin ama herkesle iletişimi sağlayın mesajı gibiydi. Unuttuğunuz İlkokul, ortaokul, lise, üniversite arkadaşlarınızı hatta eskiden aynı mahallede otururken sevmediğiniz komşunuzla ya da bir kez selam verdiğiniz insanları bizlere bulduran bir iletişim ağıyla karşı karşıyaydık. Merak ettiğiniz kişinin nerede, nasıl olduğu hatta ne yiyip ne içtiği bir tuş kadar yakınımızdaydı artık. Şimdi çılgınca herkes herkesle iletişim halinde.

Önceden sadece en yakınlarımızın telefon numarasını ezbere bilirken şimdi ezberimizde hiç numara yok ama yüzlerce numara kayıtlı telefonlarımız cebimizde duruyor. Önceden telefonlarımızı hasretimizin azaltılması ve hasbihal için kullanırken şimdi iki harflik mesajlar için kullanıyoruz. Güldüysek bir gülen yüz, ağladıysak ağlayan yüz duygu ve düşüncelerimizi anlatmaya yeter oldu. Bazen de gülmüyorsak gülüyormuş gibi de yapabiliyorduk! Bu iletişim kanalları sosyal medya adı altında bize iletişimin çok çeşitli yönlerini sundu ki hepimiz çok mutlu olduk. Neden mutlu olmayalım ki dünyanın dört bir yanından dostlarımız oldu, hiçbir eşi dostu unutmadan iletişim halindeydik. Kim ne yemiş, ne içmiş, nerde gezmiş, evinin her odası dâhil mahremiyetiyle bile iletişim halindeydik. Hem bu sosyal medya iki harf yazmayı da gerektirmiyordu. Gördüğün her resme sadece bir kırmızı kalp bırakman yeterliydi. Aman kırmızı kalpsiz geçmeyelim yoksa akrabamız, komşumuz, arkadaşlarımızla iletişimimiz kopmasın! Nedendir ki karşı komşumuzla kırmızı kalpleşirken kapısını çalıp bir dilim kek veremeyecek kadar iletişim içerisindeyiz…

Telefonlar dünyamızda öyle yer etti ki acaba diyorum onlar mı bizim dünyamıza girdi, yoksa biz telefonun dünyasına mı girdik? Birkaç dakika bile ayrılığa dayanamıyoruz. Bir şey mi kaçırırız korkusuyla sürekli gözümüz telefonlarda. Çocuklarımız telefonsuz yemek yemiyor. Susmaları için ellerine telefon veriyoruz. Ve sosyal medyadan aldığımız her bilgiye kayıtsız teslim oluyoruz. Araştırma yapmak için tek kaynak Google oldu. Kokusunu içimize çeke çeke okuduğumuz kitaplarımızı özler olduk.

Tabi ki bu telefonun iyi güzel tarafları da var. Sevdiklerimizle daha çok görüşebiliyoruz. Sosyal medya aracılığı ile güzel hizmetler alabiliyor ve ya verebiliyoruz. Sanırım biz sosyal medya ve telefon kullanımı konusunda kendimizi eğitmeliyiz.

      Durup düşününce kendime ve tüm insanlığa sormak istiyorum acaba sevdiklerimizin sadece telefon listelerine ya da sosyal medya adreslerine mi yoksa gönlüne mi girebildik? Hadi hep beraber başlarımızı telefonlarımızdan kaldıralım ve en yakınımızdan başlayarak eşimizin, çocuklarımızın gözlerinin içine bakıp sevgi iletişimini kuralım. Sabah yürüyüşüne çıkıp bir simit fazla alıp komşumuza içten bir günaydın diyerek hal ve hatırını soralım. Annemize babamıza daha çok vakit ayırıp zamanı yetiştiremiyorum bahanelerini bir tarafa atalım. Etrafımızdaki insanların yedikleri, içtikleri ile değil dertleriyle ilgilenelim. Mutlulukları sanal dünyalarda değil gerçek dünyamızda paylaşalım. Bir hayvanın dünyasına girip arada ki sevgi bağını yüreğinizle hissedelim. Ve en önemlisi başımızı telefonlardan kaldırıp gökyüzüne bakıp iç huzurunu gönlümüze doldurması için dua ederek Rabbimiz ile iletişime geçelim. İnanıyorum ki insanlar birbirinin gönülden gelen sevgi bağına daha çok ihtiyaç duyuyor. Kısacası sevdiklerimizle iletişimimizi yaşayarak beraber ağlayıp, beraber gülerek iletelim.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ekim 2021

Sayı: 71