Ocak 2014 Zeynep AĞMANVERMEZ A- A+
A- A+

Hayırlı İşler

Soru: Müslüman’a yakışan yarış hangi alanda olmalıdır?

Cevap:

Müslüman, hayır ve hizmet adamıdır. İyilikseverdir. Hayatta herkes bir şeylerin peşinde koşup durmakta, başkalarıyla yarışmaktadır. Müslüman’a da hayır yarışında olmak yaraşır. Çünkü en büyük ödül bu yarıştadır. Nitekim bir ayette yüce Rabbimiz şöyle buyurmuştur: “Hayır işlerinde yarışın!” (Bakara, 148)

Allah’ın bağışını kazanmak büyük, en büyük başarıdır. Genişliği, yerle gökler arası kadar olan cennete ulaşmak ise, büyük kurtuluştur. Cennet, iyilik ve hayırseverlikte yarışmakla elde edilebilir. Mü’mine yakışan, iyilikte yarışmaktır. Bu yarış cennetle sonuçlanır. Herkes kendi imkânı ölçüsünde, mutlaka bu yarışta yerini almalıdır. Konuyla ilgili Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “Rabbinizin mağfiretine ve takva sahipleri için hazırlanmış olan göklerle yer genişliğindeki cennete koşun!” (Âl-i İmrân, 133)

Soru: Hayr yapmanın belirlenmiş bir zamanı var mıdır? Genelde insanımız zekat ve sadakalarını ramazan ayında verir. Bu dini bir vecibe midir?

Cevap:

Faydalı işler ve hizmetlerde fırsatları anında değerlendirmek, bu konuda sürat göstermek yüce dinimizin tavsiye ettiği aceleciliktir. Bunun için belirlenmiş bir zaman dilimi yoktur. Her meşru yer ve zamanda iyilik yapılabilir. Mesela yolda yürürken sokak ortasındaki bir taşı insanlar zarar görmesin niyeti ile bir kenara itmek bir iyiliktir. Ve bunu yaparken insan önceden planlamadan bu işe özel bir zaman dilimi ayırmadan yapmış olur. Bir keresinde Medine’de Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ikindi namazını kıldırdı. Selâm verince süratle yerinden kalktı. Safları yararak evine gitti. Cemaat, bu telaştan endişe ettiler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kısa süre sonra döndü ve şöyle buyurdu:

“Odamızda birazcık altın -veya gümüş olduğunu hatırladım da beni hayırda acele etmekten alıkoymasını istemedim. Onun gece evde kalmasını uygun görmedim ve derhal dağıtılmasını emrettim.” (Buhârî, Ezân 158, Zekât, 20)

Kültürümüzde ise zekat ve sadakaların Ramazan ayında verilmesinin temel iki sebebi vardır. Birincisi Ramazan ayının kendine has fazilet ve bereketinden istifade etmek ikincisi de zekat verme zamanını karıştırmadan zekatın verilmiş olmasını sağlamaktır. Bu aynı zamanda kameri takvim ile güneş takvimi arasındaki fark sebebi ile ortalama her 33 miladi yılda 34 defa zekat verme anlamına gelir.

Soru: İyilik yapma duygusunun önündeki temel engel nedir?

Cevap:

İyilik yapmayı, faydalı iş görmeyi nefis ve şeytan istemez. Onun için de bu tür işlerin daima tehir edilmesini isterler. Oysa gelecek günlerin neler getireceği hiç belli olmaz. Nitekim konuyla ilgili Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yararlı işler görmekte acele ediniz. Zira yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kaplayacaktır. O zamanda insan, mü’min olarak sabahlar, kâfir olarak geceler; mü’min olarak geceler, kâfir olarak sabahlar. Dinini küçük bir dünyalığa satar.” (Müslim, Îmân 186)

Hadiste birtakım büyük fitnelerin ortaya çıkmasından önce, iyi şeyler yapmaya çalışmak gerektiği hatırlatılmaktadır. Bu, tam anlamıyla bir fitne ve kargaşa ortamıdır. Böyle bir zeminde kimse ne yaptığını, ne yapması lâzım geldiğini bilemez. Din gibi, iman gibi dünyalara değişilemeyecek kutsal değerler, küçük dünyevî karşılıklara satılır. Müslümanlar böylesine acılı günleri tarih boyu yer yer yaşayagelmişlerdir. Zira halkımızın belirttiği gibi “İyilerin tembelliği, kötülerin faaliyetidir.”

Soru: Bir insan ölümünden sonra yakınlarına kendisi için hayr yapmalarını vasiyet etmesi ne kadar doğrudur?

Cevap:

Ölümünden sonra hayır yapılmasını vasiyet etmekten ziyade, bizzat kendisi hayatta iken yerine getirmelidir. “Ne verirsen elinle o gider seninle” sözü bu açıdan oldukça yerindedir. Geridekilerin geçmişleri adına yapacakları iyilikler, kendi iyilikleridir. O halde adımıza başkalarının yapacağı iyiliklere bel bağlamak yerine, bizzat kendimiz yapmalıyız.

“İnsanların çoğu iki nimetin kıymetini takdirde yanılmışlardır: Sıhhat ve boş vakit”. “Yarıncılar helâk olmuştur.” Hadisleri, Müslümanların nasıl bir gayret ve canlılık içinde olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Ne yazık ki “sonra yaparım; daha yaşım başım kaç!” diye-diye hep kendimizi aldatmaktayız. İyilikleri, hayırları ertelerken, nefsimizin isteklerini ertelemeden yerine getirmekteyiz. Cenab-ı Hak bizleri dünyacı olmaktan, dünyevileşmekten muhafaza eylesin. Hayırda yarışan, Ahiret için çalışanlardan eylesin. Âmin.


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ocak 2014

Sayı: 40

Baciyan Arşiv