Genç Kalemler / Çocuklarda Sosyal Fobi ve Saldırganlık Tutumu
Ocak 2018 Merve GOSTAK A- A+
A- A+

Genç Kalemler / Çocuklarda Sosyal Fobi ve Saldırganlık Tutumu

Sağlıklı bir gelecek inşa etmenin birinci kuralı çocuklarımızı psikolojik ve bedensel olarak sağlıklı yetiştirmektir. Bu oldukça uzun ve karmaşık bir süreçtir. Elbette ki bu süreçte bazı olumsuzluklarla karşılaşabiliriz. Çocuklarımızda görülen olumsuzluklardan yalnızca ikisi olan sosyal fobi ve saldırganlık tutumundan bahsedeceğiz.

Sosyal Fobi;

  • Çocuğumuz okulda sözlüye kalkmak istemiyor veya arkadaşlarının önünde sunum yapmaktan çekiniyorsa,
  • Yeni ortamlarda bulunmaktan çekiniyorsa,
  • Toplum içinde konuşmaktan, yemek yemekten, yazı yazmaktan çekiniyorsa,
  • İnsanların kendileri hakkında ne düşündüğünün üzerinde fazla duruyorsa,
  • Yabancı olduğu ortamlarda yüzü kızarıyor, hafif şekilde başı dönüyor, titriyor ve terliyorsa,
  • Haklarını savunmada güçlük çekiyorsa, çocuğumuzda sosyal fobi olabilir.

Sosyal fobinin oluşumunda kesin bir neden yoktur. Ancak ailesinde sosyal fobik birey olan çocuğun sosyal fobik olma oranı daha yüksektir. Geçmiş yaşantısında bazı nedenlerden dolayı küçük düşmüş hissetmişse veya çevresindeki bir kişi alay konusu olmuşsa bu çocuğun sosyal fobisinin olma ihtimali yüksektir. Aşırı kuralcı ailelerin çocuklarında da sosyal fobi görülme olasılığı yükseltir.

Çocuklarımızda bu belirtiler varsa doktorla iş birliği yapılmalıdır. Ailemizde güven ortamını iyi sağlamamız gerekmektedir. Ayrıca ebeveynler olumlu rol model olarak da bu sorunun üstesinden gelmeye çalışabilirler. Örneğin; Ali arkadaşlarının yanında rahat olamıyor, yüzü kızarıyor, kendini ifade edemiyor diyelim. Biz bunu fark ettiğimizde Ali’yi sosyal arkadaşı Ahmet’le arkadaş olmaya yönlendirebiliriz. Bu durumda Ahmet’in rahatça arkadaşlarıyla iletişim kurduğunu gören Ali, kendisinin de böyle olabileceğini görecektir. Bir diğer yol ise, çocuğun dikkatini başka yöne dağıtmasıdır. Ali arkadaşlarının ve öğretmeninin karşısında sunum yaparken heyecanlanıyor, elleri ve sesi titriyor, yüzü kızarıyorsa o an Ali, bahçede oynadığını ve ya karşısındakilerin kardeşleri olduğunu düşünerek, yani düşüncelerini yönlendirerek bu durumun üstesinden gelmeye çalışabilir. Sunumdan önce bazı gevşeme etkinlikleri yaparak da bu durumu öteleyebilir.

Saldırganlık;

  • Çocuğumuz başkalarına sürekli zarar vermeye çalışıyorsa,
  • Kavgacıysa,
  • Uyumsuz ve kural tanımıyorsa,
  • Sürekli başkalarına şiddet uyguluyorsa,
  • Verdiğiniz cezalardan etkilenmiyorsa,
  • Sürekli mutsuz, gergin, kavgacıysa,
  • Başkalarına sürekli kötü söz söylüyorsa,
  • Sürekli eşyalarını kırıyorsa

Çocuğumuzda saldırganlık durumu vardır diyebiliriz.

Genellikle aşırı serbest ve disiplinsiz ailelerin çocuklarında bu durum görülebilir. Eğer çocuk ailesinden ve öğretmeninden de sürekli olumsuz tepki özellikle şiddet görüyorsa bu davranışa davetiye çıkarılıyor demektir. Çocuğumuz televizyonda izlediği şiddet görüntülerinden etkileniyor ve özellikle kavgacı dizi ve film karakterlerini rol model olarak alıyorsa, arkadaşları kavgacıysa saldırgan davranışlara eğilim fazla olabilir. Çocuğumuz komşunun oğluyla kavga edince erkektir yapar, aferin oğlum, erkek olmuş benim oğlum gibi tepkiler veriyorsak saldırganlık tutumunu olumlu pekiştiriyoruz demektir. Saldırgan davranışı sergileyen çocuğa kesinlikle olumlu tepki verilmemelidir. Bu davranış görmezden gelinmemelidir. Ailemizde birbirimize karşı saygılı ve sevgili olursak çocuk bu güven ve anlayış ortamı içinde büyürse çocuk bu davranışları zaten öğrenemez. Dışarıda görse bile ileri dereceye ulaşamadan saldırganlık davranışı söner. Öyleyse çocuğumuza şiddet uygulamamalıyız, olumsuz davranışları gerekli cezalarla söndürmeye çalışmalıyız. Ailede sevgi ortamı oluşturmalıyız.

Saldırgan çocukları dışlamamalıyız. Çocuğumuzun davranışının değiştiğini görünce onlara ödül vermeliyiz. Çocukların televizyon ve internet kullanımlarını takip etmeliyiz. Çocuğumuzu sosyal alanlara yönlendirmeliyiz. Çeşitli hobilere, sanat ve spor dallarına yönlendirmeliyiz. Arkadaş çevresinin olumlu olmasına dikkat etmeliyiz.

Unutmayalım ki, ruhsal olarak sağlıklı çocuklar, sağlıklı toplumların teminatıdır. Bu hususta en önce ailelere pay düşmektedir. Bizler ne kadar kendimizi bu hususta geliştirirsek çocuklarımıza o kadar faydalı olabiliriz. Okumalı, özellikle Hazreti Muhammed (s.a.v)’in çocuklara olan sevgisini okumalı ve hayatımıza geçirmeliyiz. Unutmamalıyız ki en kıymetli emanet çocuklarımızdır.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ocak 2018

Sayı: 56

Baciyan Arşiv