A- A+

Evlilikte İlk Yıllar

“Kadın önce sevgilidir, sevdiği her şey sevilen

Her şeyin ‘acaba O beğenir mi?’ sorularıyla seçildiği günler

Sonra sevgili adamın karısı olur

Geçmiş-gelecek her şey anlatılır kadına bir bir

Hem sevgilidir O, hem adamın koruma duygularını tatmin eden bir çocuk, hem de şefkati ile adama destek olan bir anne…

Aylar yıllar değil sadece günler geçer

Bir gün kadın, bir tas çorba ve derli toplu bir ev demek olduğunu anlayıverir.”

Fatma BARBAROSOĞLU

 

Evliliğinizin ilk zamanlarını hatırlıyor musunuz?

Nikâh sözleşmesi ile iki ayrı hayat bir araya gelmiş ve aile olmuştuk. Farklı kişiliklerimizle, farklı kültürlerimizle, farklı geçmişlerimizle aynı çatı altında yaşamaya başlayınca evliliğin çokta kolay bir şey olmadığını anlamıştık aslında.

Hayat arkadaşımızı seçmek hiç de kolay olmamıştı, ne çok şeyi düşünmüştük kararımızı verene kadar; ilk sorumuz “İslami yaşantısı nasıl?” idi. Sonra kişiliği, sosyal hayatı, toplumsal olaylara bakış açısı, hayatındaki öncelikleri, gelecekten beklentileri, alışkanlıkları, siyasi fikirleri, aile yapısı, fiziksel özellikleri ve daha neler neler…

Tabii kişinin yol arkadaşını iyilerden seçmesi yetmezdi, kendisinin de iyi bir yol arkadaşı olması gerekirdi. Bu yüzden önce kendimize batırdık çuvaldızı. Hz. Ali gibi eş arıyorduk elbette, ancak “Biz Hz. Fatıma gibi miydik?” sorusunu da sorduk kendimize…

“Eş; malı, güzelliği, soyu ve ahlakı nedeniyle tercih edilir. Sen ahlakı güzel olanı tercih et.” diye söyleyen Peygamberimiz aleyhisselam’ın hadis-i şerifi rehberliğinde, çoğu şeyde denklik olunca evet dedik eş adayımıza; biz bir AİLE olabiliriz. Evliliğe ‘hüsnü niyet’ ile başlayarak çıktık yola.

Sonra nişan, düğün hazırlıkları derken aynı çatının altında buluverdik eşimizle kendimizi.

Duvara toslamalarımızda ilk o zamanlarda başladı aslında değil mi? Her şey yaşanarak öğrenilirdi zira. İşte evliliği de yaşayarak öğreniyorduk. Bazen ortaya çıkarılıp bırakılmış çoraplar, bazen ortadan sıkılmış diş macunları, bazen kimin ailesine ne zaman gidilecek sorusunun cevabı, bazen ekonomik sıkıntılar, bazen de yemeğin tuzu kavga nedeni olabiliyordu. Alışmak kolay değildi çünkü.

Nikâhla birleşen iki ayrı hayat; artık et ve tırnak, tohum ve toprak gibi iç içe geçmek ve bütünleşmek durumundaydı. Evlilik bir takım oyunuydu aslında ve takımın şampiyon olması oyuncuların çabalarıyla ve birlikte hareket etmeyi öğrenmeleriyle mümkündü.

Evimize kıymetli bir çiçek getirip koyduğumuzda onun ilk günkü gibi güzel ve hoş kokulu kalmasını istiyorsak ona bakmamız, özen göstermemiz, sulamamız, güneş ışığını ayarlamamız gerektiğini biliriz. Aksi takdirde dünyanın en güzel çiçeği de olsa zamanla solup gidecektir. Evlilik ilişkimiz de aynı çiçekler gibi bakım ister, çaba ister bizden. Ayrıca birlikte hareket edebilmeyi öğrenmek de çok önemlidir. ‘Ben’den ‘Biz’e geçebilmek, evlilik kararı ile birlikte hayata yalnız olarak değil eşimizle beraber devam etmeyi seçtik. Evli olmak savaşan iki taraf olmak değildir, her türlü farklılığa rağmen aynı saftaki güçtür. Başarılı evlilikler hep emek verilmiş evliliklerdir. Hayatta her şey gibi mutlu olmak da çaba ister. Mutluluk kişilerin birbirleriyle sağlıklı ve doyurucu etkileşimler kurmaları sonucunda vardıkları bir noktadır.

Evliliğin ilk yılları evliliğin geleceği üzerinde belirleyici bir etkiye sahip zaman dilimleridir. Araştırmalar, evliliğin ilk yıllarına gösterilecek bilinçli özenin, gelecekteki problemlerin çözümünde ve mutlu evliliğin inşasında önemli bir role sahip olduğunu göstermektedir. Zira ülkemizde boşanmaların yaklaşık %40’ı ilk 5 yılda gerçekleşmektedir.

Yeni evli çiftlerde genelde probleme dönüşen sorunlar şunlar olmaktadır:

*Aralarındaki yakınlık ve romantizmde azalma hissetmeye başlamaları.

*Çatışmaların oluşturduğu hayal kırıklığı.

*Aileler arasındaki sıkıntılar.

*Eşin ailesinin adet ve ananelerine uyum sağlamada zorluk.

*Bütçeyi ayarlamada zorluk.

*Evlilikten gerçek dışı ve aşırı beklentiler.

*Sır olarak kalması gereken durumların paylaşılması.

*Erkeğin ve kadının evlilikteki rollerine karşı sorumsuz tutumları.

Eğer bunlardan herhangi biri hissedilmeye başlandıysa mutlaka beraberce çözüm arayışına girmek lazımdır.

Birlikte yaşamayı öğrenmek için;

*Eşler problem çözme becerilerini geliştirmelidir.

*Çatışmalar esnasında aralarındaki saygıyı koruyabilmelidirler.

*Birlikte ortak karar alabilmeliler.

*Birbirlerinin oldukça farklı aile ortamlarından geldiklerini unutmadan, birbirlerine alışmalarının zaman alacağını ve çaba göstermeleri gerektiğini dikkate almalıdırlar.

Keşke aşkın gücüne inandığımız kadar; birbirimize vakit ayırmanın, birbirimizi farklılıklarımızla sevebilmenin, her konuda anlaşamasak da birbirimize saygı duymanın önemli olduğunu unutmasak.

Pek çok kişi evliliğe okuduğu romanların, izlediği filmlerin, dinlediği masalların etkisi altında bir takım anlamlar yüklemektedir. Bu da ‘Ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar…’ cümlesi ile zihinlerde yer bulmakta, gerçek dışı beklentilerin gerçekmiş gibi algılanmasına neden olmaktadır. Oysa biliriz ki ‘dikensiz gül olmaz’. Hayatımızda hiç sorun yaşamamamız mümkün değildir.

Özellikle evliliğin ilk yıllarında bunların ne kadar farkında olursak o kadar sağlıklı ve mutlu evliliklerimiz olabilir.

Unutmayalım; depreme en dayanıklı binalar, sağlam temellere inşa edilmiş olanlardır. Sağlam ve mutlu bir yuvanın temelleri ise evliliğin ilk yıllarında atılır.

Evlilik, evlenen çiftlerin birlikte cennet yolunda el ele, gönül gönüle yürümeleridir. Rabbim cümlemize eşlerimizle birlikte cennet yolunda yürüyebilmeyi nasip etsin.

* Psikolog-Aile Danışmanı

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2017

Sayı: 54

Baciyan Arşiv