Ocak 2017 Baciyan Editör A- A+
A- A+

Editörden

Kıymetli okuyucu;

Görünürde bir yılı bitirdik. Bize ait olmayan, Batı’dan gelip alnımızın çatına vurulan bir yılbaşı furyası daha başladı. Bizden olmayan ne varsa hepsini dikte ettiler beynimize. Bir sürü gibi itaat etmemizi beklediler. Eğer kabul edersek hiç çıkamayacaktık o çarkın içerisinden. Reddedince de kendi içimizde dışlandık. Gerici ve yobaz diye nitelendirildik. Umurumuzda olsaydı eğer, hep beraber ağaçlarımızı süsleyip yeni yıl şarkısı eşliğinde dua ederdik İslam âlemine(!). Müslümanlar kan kusarken sahte gözyaşlarımızı silip, maskelerimizi takıp öyle çıkardık meydana. Mehmet Akif “zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem” derken kast ettiği emin olun bu değildi. Ne zaman Batı’nın dişlileri arasında öğütülen Müslümanlar haline geldiysek, işte o zaman tıpkı özümüz gibi sözümüzdeki samimiyeti de kaybettik.

Dert dedik, derman ararken hıçkırıklara boğulduk. Modernizm denilen illet yapıştı yakamıza. Ama olsun biz Müslümandık! Başkasının yazdığı bir tiyatro oyununu gönüllü olarak sergilemeye can atan, kameranın önünden usulca geçen figüranlardık. Ama ne figüran? Hepimiz kendi hayatımızın başrolünü üstlenmiştik oysaki. Farkında mıydık bilemiyorum. Farkında olduğum bir şey varsa o da şu etrafımıza ördüğümüz duyarsızlığımızdır. Duyarsız, ilgisiz, geçmişini bilmeyen bir Müslüman. Gerçi bilsek geçmişimizi, ağzımızda diş kalmazdı sıkmaktan. Önümüze gelen her şeyi kabul ettik hiç araştırmadan. Olsun, Batı bizi batırmıştı kendi gemisinde. Ve biz de memnunduk. Bunca Müslüman bu kadar kopuk haldeyse biz o zaman şu hadisi hiç anlamadık; “Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.”

Kendine bak ey insan, sen onca insandan farklısın. Sen Müslümansın, sen ‘bana ne’ diyemezsin, sen bahane bulamazsın. Sen, insansın! Sen, belki İslam âleminin tek neferisin. Küçük görme kendini ve istidadının farkına var!

Boş hayaller yerine sağlam bas ayaklarını yere ve tarihini bil, ecdadını ve yaratılış sebebini de. Ve unutma, geçmişini bilmeyen biri aydınlık yolda da yürüse önünü göremez. Beslendiğin yer eğer sağlamsa yumruğunu havada tutarsın, ama yok eğer Batı’nın tasından çorba içtiysen sırtını da onlar sıvazlar.

Bizler bu sayımızda ‘Tarih’ konusuna değinmeye çalıştık. Tarihimize ne kadar vâkıfız? Ne kadar okuyoruz, anlıyor muyuz, aldanıyor muyuz?

Tarihten sayfamızda Haçlıların hakkından gelen bir yiğit,  Selahaddin-i Eyyûbî’den bahsettik.

Ya Tutarsa sayfamızda tarihi gerçekten bilip bilmediğimize değindik. Başkalarının aklıyla mı, anlattıklarıyla mı yoksa kendi irademizle mi öğreniyoruz geçmişimizi, bunu sorguladık.

Güncel sayfamızda Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma hocamızın Kasım ayı içerisinde bizlere gerçekleştirdiği konuşmasının derlenmiş halini paylaştık.

Rabbimiz okuyan, araştıran, anlayan, yaşayan ve yaşatan bir Müslüman olabilmeyi nasip eylesin.

Gayret bizden Tevfik Allah’tan…

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ocak 2017

Sayı: 52

Baciyan Arşiv