Ekim 2015 Hümeyra KELLAHLI A- A+
A- A+

Editörden

Kıymetli Okuyucu;

Ömrümüzün inişli çıkışlı zamanlarının zirvesindeyiz belki, belki de son demlerini yaşamaktayız. Hayatımız başlangıç çizgisi belli, bitiş çizgisini hiç göremediğimiz bir yarış alanı. En önde yahut sonda koşmak bizim elimizde. Allah insana bir görev yüklemiş; kul olmak. Layığı ile O’na kul olabilenlere ne mutlu. Lakin Allah’ın hoşuna gitmeyecek işleri yapmak, aynı şekilde bizi saf dışı bırakmakta. Bunların belki de en başında geleni gıybet. İki kişi bir araya geldiğinde muhabbetin dedikodusuz dönmeyeceği yalanı var zihinlerimizde.

Nasıl ki cana kıymak bir kul hakkı ise, gıybet de aynı şekilde bir kul hakkı. Kul hakkı o kadar ince bir çizgi ki, aynı zamanda da hareketlerimizin dozunu belirleyen bir ibre. Dikkat istiyor Müslüman olmak. Müslüman olmak tıpkı Efendimiz aleyhisselam’ın buyurduğu gibi ‘diğer Müslümanların elinden ve dilinden emin olduğu’ kimse olmaktır.

Dil, insan vücudunun en tehlikeli uzvu. Allah her azamızı bir şekilde setretmişken dilimizi iki kere-diş ve dudaklarımızla- setretmiştir. Müslümanın her konuda itidal üzerine olması gerekirken, konuşmaya başlayınca sözlerimiz tükenmiyor. Çoğu zaman kendimizi haklı çıkarma ve sevmediğimiz insanları yerme derdine düşüyoruz maalesef. Gıybet manevi bir hastalık, zira ayet ve hadislere kulak verildiğinde tedavisi de mümkün. Rabbim bizleri çiğ et yeme alışkanlığımızdan kurtarsın. Amin.

Bu sayımızda, Nevşehir İl Müftüsü Yakup Öztürk bey ile gıybet üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisi gıybetten, toplum üzerine etkilerinden ve gıybetten nasıl sakınmamız gerektiğinden bahsetti.

Hadis sayfamızda gıybet ile alakalı hadislere ve en önemlisi kul hakkına değindik. Hepimiz birinin hakkına girmekten korkar ve helalleşmeye çekinir. Peki ya bir topluluğun hakkına girersek, bütünüyle helalleşmek mümkün müdür?

Adab sayfamızda akrabalar arasında ki muhabbetten bahsettik. Hep orada olmayan üçüncü bir şahıs hakkında kendimizi haklı göstermek adına rahatlıkla gıybetini yapabiliyoruz. Dikkat etmemiz gereken noktalar neler, böyle ortamlarda ne yapmalıyız, buna dikkat çekmeye çalıştık.

Genç kalemlerde kul hakkının neredeyse büyük kısmını oluşturan zan ve tecessüsten bahsettik.

Ve bu sayımıza özel, geçtiğimiz Ramazan ayında kaybettiğimiz Aynur Yeşil Hanımefendi ile alakalı yazılara yer verdik. Rabbim kendisinden razı olsun, mekanını cennet eylesin, yapmış olduğu hizmetleri kabul etsin. Aynur hanımın ailesine, sevenlerine ve siz değerli okuyucularına baş sağlığı diler, Cenab-ı Haktan sabr-ı cemil niyaz ederiz.

‘Her nefis ölümü tadacaktır.’ Al-i İmran, 185

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ekim 2015

Sayı: 47

Baciyan Arşiv