DOSDOĞRU OLMAK
Temmuz 2019 Zeki SOYAK A- A+
A- A+

DOSDOĞRU OLMAK

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” (Hûd 11/112)

Müslümanın en belirgin vasıflarından biri, dosdoğru olmasıdır. Doğru olmak, kendi nefsi zarar görse de doğruyu konuşmak, hakkı müdafaa etmek, sâlih ve kâmil müminlerin işidir. Tarih boyunca nice sâlihler hak uğruna ve doğruları müdafaada gösterdikleri kararlılık sebebi ile zulme uğramışlar ve hatta şehit edilmişlerdir.

Bu kahramanlardır ki, müstekbir ve zalimlerin zulüm, vahşet ve ci-nayetlerle cehenneme çevirdikleri dünyamızı bahar yağmurları gibi gülistana dönüştürmüşlerdir. Onlar her devirde müstekbirlerin korkulu rüyası, mustazafların ümit kaynağı ve yardımcıları olmuşlardır.

Nemrut tağutunu çökerten İbrahim Halilullah, Firavun zulmüne set çeken Musa kelimullah ve Ebu Cehil putunu yıkan Muhammed Habibul-lah ve tüm peygamberler her sahada olduğu gibi, istikamet, doğruluk ve hakkı müdafaa hususunda da bütün insanlığa örnek olmuşlardır. Onların izinden yürüyen salihler ve sadıklar da devirlerinde yaşayan zalimlere karşı hakkı müdafaada, eğilmeden, bükülmeden, istikamet üzere, dosdoğru ve dimdik ayakta kalmışlardır.

Rüyâsında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kendisini yanına

davet ettiği için mahkeme heyetine karşı hazırladığı müdafaanamesini yırtıp, sevgilisine kavuşmak için idam sehpasına koşarcasına giden İskilip-li Atıf Hoca ve ölüme gülümseyerek yürüyen Seyyid Kutup bu kahramanların son halkasından sadece iki örnektir.

Müstekbir ve zalimlerin bir kâbus gibi ufkumuzu kararttığı asrımızda benzer kahramanlara, istikamet üzere sabitkadem olan Müslümanlara ne kadar muhtacız. Süfyan Abdullah es-Sakafi Rasûlullah’a şöyle dedi:

“Ya Rasûlallah, İslam hakkında bana öyle bir söz söyle ki, onu senden sonra hiçbir kimseye sormayayım.” Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah’a iman ettim de ve dosdoğru ol!”41

Bu hadis-i şerif, Peygamberimizin az sözle çok mana ifade eden hadislerindendir. İslam’ın evsafını cem etmektedir.

İstikamet üzere dosdoğru olmanın ne mühim ve ne çetin bir iş olduğunu, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” (Hud 11/112) ayet-i kerime-si nazil olunca, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin:

“Beni Hud Suresi ve arkadaşları ihtiyarlattı”42 buyurmasından anla-maktayız.

Abdullah ibni Abbas radıyallahu anhüma da:

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme bu ayetten daha şiddetli ve meşakkatli bir ayet nazil olmamıştır.” demektedir.

İman ve istikametin neticesi çok güzel bir son, ebedî huzur ve saadettir. Bu hususu beyanla Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır deyip sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara, korkmayın üzülmeyin, size vaat olunan cennetle sevinin derler.” (Fussilet 41/30)

Geçici dünya hayatı için, Rasûlullah sallallahu alaleyhi ve sellemin ‘cîfe’ olarak nitelendirdiği  basit dünya menfaatleri için İslâmî şahsiyetini kaybeden, kula kul olma zilletine dûçar olan, Fitne, fesat, iftira ve yalan girdabında boğulup giden, istikametini kaybetmiş, yolunu şaşırmış, eğriliği doğruluğuna galebe çalmış bir toplumun düze çıkması, anarşi ve terör-den kurtulması, bütün samimiyeti ile “Allah’a iman ettik ve dosdoğru olmaya karar verdik” deyip bu akitlerini de amelleri ile teyit etmedikçe ve İslam’a tam teslim olmadıkça mümkün değildir.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2019

Sayı: 62

Baciyan Arşiv